Young Sheldon | Dizi Yorumlarım&Önerilerim

19 Ağustos 2018 Pazar

MERHABALAR!
Uzun zamandır hiç dizi yorumu paylaşmıyordum.Aslında taslaklarda bekleyen üç tane daha birinci veya ikinci sezon ya da dizi incelemesi,önerisi yazılarım var.Sadece ben kendimi hep yorgun,hep motivasyonsuz hissediyorum o kadar.Motivasyonunuz olmayınca da insanın elinden bir şey yapmak gelmiyor,yazmakta.

Image result for YOUNG SHELDON

Ama bu sefer dedim,ikinci sezon başlamadan birinci sezonun yorumunu yazayım ve benim gibi gülmeyi seven kişilere Young Sheldon'ı tanıtayım.


İkinci sezon onayını alan dizimiz aslında başka bir dizinin; The Big Bang Theory'nin yan dizisi sayılıyor.Yine de eğer The Big Bang'i izlemediyseniz ve izlemeye niyetiniz yoksa -ki bence izlemelisiniz- Young Sheldon dizisini kendi başına izleyip,gülüp eğlenebilirsiniz.


Young Sheldon birinci sezonda 22 bölümüyle -bölüm dakikası yarım saat fakat değişebiliyor- benim kalbimde resmen taht kurdu! Ben The Big Bang'te Sheldon Cooper'ı çok seven biriydim,hatta bazı cümlelerini gerçek hayatta da sık sık kullanırım.Ama Sheldon Cooper'ın bu 9 yaşındaki mini minnacık memleketinde,ailesiyle beraber geçirdiği anları izlemek bana daha sıcak,daha komik ve daha içten geldi.Hele farklı aksanlar duymak ve de geçmiş zamanda,1989da Texas'ın nasıl bir yer olduğunu,hatta teknolojinin nasıl olduğunu görmekte insanın ilgisini çekmiyor değil.

Her bölüm ailenin ve Sheldon'ın farklı hallerini görüyoruz.Bir bölümde kendini dinlere adarken diğer bölümde ailesiyle inatlaşırken,başka bir bölümde ise 9 yaşındaki bir çocuğun liseye uyum sağlamasını izliyoruz.
Açıkçası ben dizideki karaterleri; Sheldon'ın büyükannesi,biraz alkolik ve inatçı babası,azıcık aptal abisi,ikiz  kız kardeşi ve annesini de çok sevdim.Tabii dizi de sadece gördüğümüz kişiler bunlardan ibaret değil,arada farklı farklı konuk oyuncular da dahil oluyor.

Bu arada sizi de Sheldon Cooper'ın çocukluğunu oynayan Iain Armitage tanıdık geldi mi? Kendisi 2017de çıkan dram dalında bir çok ödüle aday olan ve ödül kazanan Big Little Lies adlı diziden de hatırlayabiliriz.
Ben şahsen Iain'ın (?) kendine ait dizisi olmasına çok sevindim.Çünkü gerçekten izlediğim iki dizisinde de Iain Armitage başarılı oyunculuklar sergiliyordu.

Dizi hakkında gereğinden fazla konuşmadım,fakat söyleyeceklerimin sonuna da geldim.Çok sevdiğim bir aile gifiyle birlikte yorumumu da burada sonlandırıyorum.Okuduğunuz için teşekkür ederim!


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Asla Asla Serisi - Colleen Hoover& Taryn Fisher | Kitap&Seri Yorumlarım

MERHABALAR!
Bilemiyorum yazdığım yorumları mı yoksa paylaştığım videoları mı daha çok seviyorsunuz.Fakat bu sefer Colleen Hoover ve de Taryn Fisher'ın birlikte yazmış oldukları seriyi; Asla Asla serisinin yorumunu sizinle video şeklinde paylaşmak istedim.

Öncelikle seri hakkında bilmeniz gereken tek şey üç kitaptan oluştuğu; birinci part,ikinci part ve üçüncü part.Yalnız bu partların hepsi o kadar kısa ki siz de benim gibi hepsini bir günde silip süpürebilirsiniz.

Artık videoyu izleyecek kadar bilgilendiğinize göre buyurun;



Bu arada Silas ve Charlie hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizi de beni etkilediği gibi etkiledi mi kitap,seri? Yorumlarınızı bekliyorum! 
PS: Kanalıma abone de olabilirsiniz ^^

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Bir Sır Saklı İçimde - Julie Berry | Kitap Yorumu

6 Ağustos 2018 Pazartesi

20821852
Kitabın Adı: İçimde Bir Sır Saklı 
Orijinal Dil: All the truth thats in me
Yazarın Adı: Julie Berry 
Yayınevi: DEX Kitap 

Kimse ismimle çağırmaz beni.
Küçük çocuklar bilmezler.
Her gün güneş doğarken hatırlatırım kendime,
bir gün ben de unutursam diye.
Judith, benim adım Judith.
Judith dört yıl önce en yakın arkadaşı ile birlikte kaybolmuştu.
İki sene sonra geri döndüğünde, konuşamıyordu.
Judith artık lanetli. Ne komşularına, ne ailesine, ne de aşkına
derdini anlatabiliyor. Herkes onu yok sayıyor. Ama canını en çokaşk acısı yakıyor.
Şiirsel bir anlatım. Trajik bir gerilim.
Şok edici bir gizem.

MERHABALAR!
Hepimize iyi yüksek motivasyonlu pazartesiler dilerim! Bu haftadan itibaren sizinle her gün bir yazı paylaşmaya karar verdim.Baktım ki taslaklarıma yaz yaz bitmeyecek bu yazılar,sizinle de hepsini bir an önce paylaşmak istiyorum.O yüzden kendi kendime düşünüp kışın yaptığım gibi haftalık yazı maratonu yapmaya karar verdim.Bu hafta boyunca aynı zamanda da her gün bir bloga girip son beş yazısını okuyup yoruma boğmayı düşünüyorum.Belki bu blog sizin blogunuz da olabilir o yüzden bu yazının altına bloglarını bırakın lütfen! 

Giriş paragrafını her zaman gereğinden uzun tutuyormuşum gibi geliyor.Huyum bu maalesef.Konuşmayı seviyorum,özellikle de burada sizinle yazı aracılığıyla konuşmayı.Fakat her zaman dediğim gibi konumuz bu değil,konumuz Julie Berry'nin Bir Sır Saklı İçimde kitap yorumu.

Eğer Bir Sır Saklı İçimde'nin sadece kapağına bakıp okumaya kalkarsanız büyük ihtimalle gizem,cinayet veya kanlı olaylar beklersiniz.Benim de beklediğim olaylar tam olarak onlardı.Bolca kan,bolca gizem ve bolca cinayet beklemiştim.Şiirsel bir anlatım,romantik olaylar değil.Kesinlikle olayları dramatikleştirmek istemiyorum,fakat kitap şiirsel bir anlatımla yazılmıştı.Tabii içinde yine de bolca kan vardı,gizem ve cinayette vardı.Yine de tüm bu dediğim türler arka planda kalmışlardı.Çünkü kitabın ana karakteri Judith'in yaşadığı şeyler tamamiyle farklıydı.

Judith küçükken en yakın arkadaşlarından birinin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş ve yeniden ortaya çıktığında herkesi şok eden o olay gerçekleşmiş,Judith'in kaçıran kişi onu dilsiz biri olmaya mahkum etmiş.Judith'in hayatını değiştiren bu olay haricinde o yokken babasının ölümü ve annesiyle kardeşinin artık onu istememeleri de eklenince, ana karakterimizin hayatı  tam bir kabusa dönüşmüş.
Tüm bu gerçekleşen üzücü olayların yanında Judith insanların idam edildiği,tüm halk tarafından acımasızca kınandığı ve de insanların topraklarından sürüldüğü zamanlardan yaşıyor.Anlayacağınız kitap boyunca trajik olaylar silsilesine tanık oluyoruz.

Yine de bir yandan Judith'in o talihsiz yaşamında kendine tutunacak bir şey olmuş; çocukluk aşkını.Yukarı da da bahsettiğim gibi Bir Sır Saklı İçimde gizem,cinayet veya daha farklı türde kitaplara benzetilebilir kapağına bakıldığında,fakat içini açıp okunduğunda  romantik,dram türünde yazılmış bir kitap görüyoruz.Demem o ki sadece kitabın kapağına bakmayın,en azından bu kitapta.

Bence boş vaktinizde okumak isteyeceğiniz bir kitap kesinlikle.Çünkü sizi yormayan,incecik bir kitap Bir Sır Saklı İçimde.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

5 GÜNLÜK TAVSİYESİ

4 Ağustos 2018 Cumartesi

MERHABALAR!
Biliyorsunuz ne zaman Youtube'da bir video paylaşırsam o videoyu burada sizinle de paylaşıyorum.Bu günkü videomun konusu ise günlük tutmayı seven kişiler için; 5 günlük tavsiyesi.Videoyu da aşağıya bırakıyorum.



BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Kan ve Yıldız Işığı Günleri - Laini Taylor | Kitap Yorumu

Kan ve Yıldız Işığı Günleri (Duman ve Kemiğin Kızı, #2)


Kitabın Adı: Kan ve Yıldız Işığı Günleri
Orijinal Dil: Days of Blood and Starlight 
Serinin Adı: Duman ve Kemiğin Kızı 
Yazarın Adı: Laini Taylor 
Yayınevi: Artemis Yayıncılık 

Bir zamanlar melek ve şeytan birbirine âşık oldu. Savaşların son bulduğu ve akan kanın durduğu bir dünya düşlediler. Bu dünya, O dünya değil, ne hazin…. 

MERHABALAR!
      Resmen uzun uzun sürelerdir kendimi burada kitap yorumu yazmamış gibi hissediyorum.Halbuki en son bir ay önce Aslı Erdoğan'ın Kabuk Adam adlı kitabının yorumunu paylamıştım sizinle.
Aslında kitapların yorumlarını hemen okuduktan sonra hazırlayıp paylaşmak istiyorum fakat her defasında böyle sadece başlıkla kaydedip taslaklarda unutuyorum.O yüzden motivasyonum gelene kadar yazılarımın çoğu ya taslaklarımda bekliyor ya da çürüyorlar.En azından bu günkü paylaşacağım yorum çürümüş olmayacak,sizin bu kelimeleri okumanızla hayata geçicek.

  Seri ismiyle aynı ada sahip olan Duman ve Kemiğin Kızı'nı geçen sene okuyup,çok beğenmiştim.Hatta beğenmek ne kelime şu ana kadar okuduğum en güzel seriler içerisine girmişti seri.Yine de ardından ikinci kitabı okuyamamış,bekletmiştim bayağı.Bu sene bir kere elime alıp yarım bıraktıktan sonra ikinciye elime aldığımda kitabı bir gecede okuyup bitirmiştim.
Seri hakkında tüm kitapları okuduktan sonra da bir yazı hazırlamayı istiyorum,sadece ne zaman olur belli değil.O yüzden şimdilik elimdekiyle yetinip,daha fazla umutlandırmayayım sizi de kendimi de.

  Öncelikle Kan ve Yıldız Işığı Günleri'nin yorumuna başlamadan önce,eğer birinci kitabı okumadıysanız bence bu yazıyı burada kapatıp birinci kitabı okuyup gelmelisiniz ya da en azından Duman ve Kemiğin Kızı için yazdığım yorumu okuyup gelin lütfen.

  Az önce dediğimi yaptığınızı varsayıyorum ve artık Kan ve Yıldız Işığı Günleri hakkında konuşmaya başlıyorum.
    Karou ve Akiva'nın yolları birinci kitapta acı bir gerçekle birlikte ayrılmıştı.İkinci kitapta da durum bu şekilde devam ediyor ne yazık ki.Merak etmeyin size çok spoiler vermemeye de çalışıyorum aynı zamanda,ki az önce kurduğum cümle yüzde yirmi spoilerdı.
Bu kitapta ise daha çok Akiva'nın kendi melek hayatını ve de Karou'nun da kendi hayatını ayrı ayrı görüyoruz.Fakat birinci kitapta çok önplanda olmayan bir çok karakter bu kitapta önplana çıkıyor ve daha bir çok karakterle de tanışıyoruz.

  Şimdi benim okuduğum yorumlara ve de kendi yorumuma gelicem olursam; okuduğum yorumlarda herkes kitabın ilk yarısının sıkıcı olduğunu,hatta "sadece" sonlara doğru güzelleştiğini yazmıştı.AMA BEN ÖYLE DÜŞÜNMÜYORUM.Bence kitabın her sayfası,her bölümü ayrı güzellikteydi.Ben kitabı okurken bir kere bile sıkıldığımı yahut bırakmayı düşünmedim.Hele son yüz sayfada nefesimi tutup okuduğumu hatırlıyorum,ara ara ağladığımı da gururla itiraf edebilirim.Yani birinci kitaptan daha güzel olduğunu savunabilirim.Hatta birinci kitaptan daha güzel olduğunu ama -daha okumadığım halde üçüncü kitabın yanında da solda sıfır kalacağını tahmin ettiğimi de söylemek istiyorum.
Yani sevgili okuyucum,geçen aylarda okumuş olduğum Kan ve Yıldız Işığı Günleri şu ana kadar okuduğum iyi kurgulanmış/iyi yazılmış fantastik kitaplardan/serilerden biridir.O yüzden şiddetle bu seriye başlamanızı ve okumanızı tavsiye ediyorum.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS