Pazar 6'lısı | Doğum Günümde Hediye Edilmesini İstediğim 6 Kitap

16 Nisan 2017 Pazar



Oh oh iki haftadır Pazar 6'lısı yazılarını yazıyorum! Ne mutlu bana.Ciddi ciddi "Pazar 6'lılarına" yetiştiğim ve yazabildiğim için çok mutluyum.Bir zamanlar da böyle yazıyordum sürekli sonra hiç yazamamaya başladım..

İki haftadır birbirinden güzel konular var Pazar 6'lısında.Bu haftanın konusu "Doğum günümüzde hediye edilmesini istediğimiz 6 kitap".Her ne kadar doğum günüm geçmiş olsa da (12 Mart 1997), ben yine de bu listeyi hazırlamak istedim.Belki çok sevgili arkadaşlarımdan biri görüp bu listeyi bana kitap almayı kabul ederler...Bu sene de doğum günümde hiç hediye almadığımı söylemiş miydim? Ailemden başka birinin doğum günümü kutlamadığı gibi,onlardan başka hediye alan da olmuyor doğru düzgün.Ah ah ne içim şişmiş yahu geldim ben de size böyle yakınıyorum.Napalım? Benim de kaderim buymuş demek ki...
Listeme gelirsek şu aralar ciddi anlamda okumak için yanıp tutuştuğum kitaplar bunlar.

1- Hayatın Kıyısında - Jennifer Niven 

2-Güller ve Dikenler Sarayı - Sarah J.Maas

3-Vampir Akademisi 5inci kitap - Richelle Mead

4-Vampir Akademisi 6ıncı kitap- Richelle Mead

5- Sahilde Kafka - Haruki Murakami 

6- Caraval - Stephanie Garber 

Benim listem bu şekilde sizin listeniz nasıl? Yorumlara linkinizi bırakırsanız ben de sizin listenizi görüp karşılaştırabilirim.Belki benim listeme de yeni kitaplar eklenir kim bilir?


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!



  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Pazar 6'lısı | Okumak istediğim 6 seri

9 Nisan 2017 Pazar




Bu günün konusu (09/04-17) okumak istediğimiz 6 seriymiş.Hiç girişmiyicektim fakat Okuyan Muggle'ın/Gözdenin ve Periodic Library/Eslem'in yazılarını okuyunca gaz geldi ve o gazla karşınızda pazar gecesi bitmeden yazıyı yazma derdine düştüm.

Aslında çok düşünmeme gerek bile yok çünkü hangi serileri okuduğumu ve hangi serileri okumak istediğimi biliyorum.Ama gaza gelip goodreads'i açtım,okumak istediğim kitaplara/serilere bakmaya başladım.Biliyor muydunuz okumak istediğim kitaplar okuduğum kitaplardan sayıca daha fazla....Ben öyle olduğunu düşünüyordum da,eh işte sadece düşünüyordum gerçek olduğunun farkında değildim.

Lafı çok uzatmak istemezdim ama uzattım bile.O yüzden sizi aşağıdaki güzelim listemle (doğum günümde geçti ki..) baş başa bırakıyorum.

PS: Goodreadste resmen 27 sayfa okumak istediğim kitap listesi var.Yirmi yedi.YİRMİ YEDİ.Nys.


1-THE LUNAR CHRONICLES

2-KAN BAĞI SERİSİ

3-SAGA SERİSİ 

4-KIZIL İSYAN SERİSİ

5-CENTİLMEN PİÇ SERİSİ

6-CHAOS WALKING SERİSİ

İçlerinden bir seri seçmem gerekirse en çok okumak istediğim seri şu anda Saga serisi.Alışılmışın dışında olarak roman formatında değil de çizgiroman formatında bir kitap.Sanırsam o yüzden ilgimi çekiyor tamamiyle.Diğerleri ise ilk kitapları elimde olan ama devam kitapları elimde olmadığı için meraktan delirip kesinlikle başlamadığım seriler.

Acaba benim gibi olan başka biri var mıdır? Elinde kitap olup devam kitapları yok diye okumayan? 

Her şekilde kitap alma işi cebe zararlı arkadaş.Ve bence bir o kadar da bağımlılık yapıcı.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!


  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

HEY - Kody Keplinger | Kitap Yorumu

 Kitabın adı: hey (huysuz,ergen,yalancı)
orjınal adı: lol (lyıng out loud)
yazarın adı : kody keplinger
yayınevi: pegasus yayınları 

Bazen En Büyük Aşklar Küçük Bir Yalanla Başlar…
Sonny Ardmore mükemmel bir yalancıdır. Babasının hapse girmesi konusunda yalan söyler. Annesinin onu evden atması konusunda yalan söyler. Ve gidecek başka yeri olmadığı için her gece gizlice arkadaşının evine girmesi konusunda da. 
Amy Rush, Sonny'nin sırlarını, kıyafetlerini, hatta düşmanı Ryder Cross dahil her şeyini paylaştığı tek kişidir. Ancak Sonny istemeden kendini bir gece Ryder'la yazışırken bulur… ve aslında ondan hoşlanabileceğini fark eder. Fakat ortada ufak bir aldatmaca vardır: Ryder, Amy'yle yazıştığını sanmaktadır. Ryder'ın hoşlandığı kişinin aslında kendisi olduğunu fark etmesini sağlayacak karmaşık bir plan yapan Sonny sonunda yalanlarının üstünü örtebilecek mi, yoksa tüm bunlar hem hoşlandığı çocuğu hem de dostunu kaybetmesine mi neden olacak?

Vuhu! Nisan ayına güzel başladım bence,on günde iki yorumla güzel istatiklere doğru koşuyorum.Bunun işlerimin,koşuşturmacalarımın biraz durmasıyla ve benim nihayet kendime vakit ayırabilmemle bayağı bağlantısı var aslında.

Sıcakları ya da soğukları hissediyor musunuz? Siz nasılsınız? Sınavlarınız,vizeleriniz veya günleriniz nasıl geçiyor? Mart ayında benim yorulduğum kadar yorulmamışsınızdır umarım.Çünkü ben acayip yoruldum.

Neyse bu günkü konum ne benim yorulmam ne de başka bir şey.Bu günkü konum bir kitap yorumu.Yalnız kitabın yorumuna geçmeden önce, yakında (belki de bir kaç güne) çook güzel bir dizi yorumuyla gelicem ki o dizinin sizinle kitabının yorumunu da paylaşmıştım evet büyük ihtimalle diziyi hepiniz tahmin ettiniz ama yine de söylemiyeceğim.

Tüm söylediklerimi söyledim galiba.Artık yoruma geçebilirim;

Bir insan yalan söyleyerek hayatını nasıl kurtarabilir? Ya da şöyle söyleyeyim; bir insan yalan söyleyerek nasıl bir hayat yaşayabilir ? Sonny yalan söyleyerek gayet güzel bir hayat yaşadığını düşünüyor.Çünkü yalan söyleyerek tüm suçlamalardan,cezalardan -ki bu ceza öğretmeninin vereceği ödev cezası bile olsa- kurtuluyor.Ve bu şekilde yalan söylemenin gerçekten iyi bir şey olduğunu düşünüyor.Fakat en yakın arkadaşı ve onu seven çocukla Sonny arasında bir üçgen oluşuyor.İstemeden ve yanlış anlaşılmayla.Sonny doğruları söyleyerek düzeltmek yerine,yalanlarla tüm yaptıklarının üstünü örtmeye çalışıyor.Eh hepimiz yalanın kötü bir şey olduğunu ve sonunda başımıza dert açıcağını biliriz değil mi?


Bir gün yine canım sıkıldığında ve kitap okumak istediğim günlerden birinde telefonuma e-kitap olarak attığım kitaplardan birini başlamak istedim.O sırada da HEY'i attığımı fark ettim.Üç yüz yirmi sayfalık bir kitap olduğu için de seçmem için bana başka bir neden vermiş oldu.Çünkü çok çabuk okuyup bitirebileceğim şekildeydi.İnce bir kitap ne de olsa değil mi? Ardından dersteyken başladım ve o gün içerisinde de bitirdim kitabı okumayı.

"Ne kitaptı ama!" demek isterdim.Aslında diyebilirim de,sadece isminden kapağından çekiniyorum kitabın.Yoksa bize ilettiği bir mesaj olduğunu düşünüyorum.Hatta ve hatta kitabı okuduktan sonra insana bir idrak getirdiğini bile düşünüyor olabilirim.Normalde insanlar bestseller kitapların bir şey katmadığını düşünüyorlar.Fakat bazıları öyle güzel kurgulanıp öyle güzel mesajlar aktarıyor ki bize anlatamam,ki anlatamıyorum.

Kody Keplinger'in bir kitabı daha var hatta dilimize de çevrildi.Hatta ve hatta filmi bile çekildi.(SAP) Ben onun kitabını okumadım fakat filmini izledim.O film ile bu kitabı karşılaştırmam gerekirse,birbirlerine oldukça benzediklerini söyleyebilirim.Zamanınızı güzel,sevimli bir şekilde geçirebileceğiniz kitaplardan biri bence HEY.

Yazımı bitirmeden önce ciddi şekilde son iki kitap yorumumun da birbirine benzediğinin farkındayım.Ama insan bazen aynı kitabı iki kere okumaktan bile sıkılmıyor.O yüzden girdiğim yorumların arasındaki farkı okuduktan sonra fark ediceksiniz eminim.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Sevdiğim Tüm Erkeklere - Jenny Han | Kitap Yorumu

6 Nisan 2017 Perşembe

Kitabın adı: sevdiğim tüm erkeklere
orjinal adı:to all the boys ı've loved before
serinin adı: to all the boys ı've loved before
yazarın adı: jenny han
yayınevi: pegasus yayınları

Ya şimdiye dek âşık olduğunuz her erkek onlar hakkında ne düşündüğünüzü öğrenseydi?.. Hem de hepsi aynı anda!

Lara Jean aşk mektuplarını annesinin verdiği bir şapka kutusunda saklıyordu. Bunlar başkasından aldığı mektuplar değil, kendi yazdıklarıydı. Sevdiği her çocuk için bir; toplam beş tane. Yazarak kalbi ile ruhundakileri dışarı dökebiliyor ve gerçek hayatta asla söyleyemeyeceği duyguları mektuba aktarabiliyordu çünkü onları sadece kendisi görecekti. Tabii bu gizli mektuplar postalanınca durum değişti ve böylece Lara Jean'in hayali aşk hayatı birdenbire kontrolden çıktı...

Kitabı okumamın üzerinden onlarca zaman geçtiğinin farkındayım tabii ki.Fakat bu sene için (2017den bahsediyorum) okuduğum her kitabın yorumunu bloguma gireceğime dair kendime söz verdim.Tam olarak söz de sayılmaz belki ama bunu istiyorum ve ne kadar uzun zaman geçerse geçsin bir kitabın üzerinden yine de sizinle duygularımı,okurken hissettiklerimi ve tabii kitapla ilgili bilgileri paylaşıcam.

Öncelikle yoruma ve kitapla ilgili diğer bilgilere başlamadan bu kitabın benim Jenny Han'ın okuduğum ikinci kitabı olduğunu belirteyim.İlk okuduğum kitabının yorumuna/ Güzelleştiğim O Yaz ismine tıklayarak ulaşabilir,isterseniz de okuyup yorum bırakabilirsiniz.

Sevdiğim Tüm Erkeklere aslında hem klişe hem de özgün bir konuya sahip.Özgün olan yanı şu ki daha önce hiç aşık olduğu erkekleri unutmak için onlara mektup yazıp saklayan bir genç kızla ilgili kitap okumamıştım.Klişe olan kısmı ise konunun işleniş şekli,konuyu ilerleten kişi ve aslında kitabın tamamı.Bana şu anda ters laflar söyleyebileceğinizin farkındayım ama bir dinleyin.Lara Jean Song,Song kızlarının ortancası ve duygusal manada en yoğun hisleri yaşayan Song kızı.Bir cümle de iki kere "Song kızı" dedim.Merak etmediniz mi bu terimi? Song kızı Lara Jean ve kardeşlerinin annelerinin ölümü ardından kendilerine taktıkları ad.Aslında tatlı,bir yandan da o kadar üzücü bir durum bence.Tamam tamam konudan sapmıyorum; Lara Jean az önce de söylediğim gibi sevdiği erkekleri unutmak için onlara mektup yazıyor.Hem de öyle böyle mektuplar değil! Adreslerini bile yazıyor üstlerine.Ardından bu mektupları bir güzel saklayıp kutuluyor.Ama hiç birini mektubu okuması gereken kişiye göndermiyor.O mektuplar hep onda kalıyor.İşte olaylar da Song kızlarıyla ve Lara Jean'le başlıyor.


Kitabı okurken ve okuduktan sonra yüzüme tatlı bir gülümseme yayıldı.Ki kitabı üç saatte okuyup bitirdiğimi,kitabın etkisinin de iki saatte falan geçtiğini sayarsanız bence bir günlük mutluluk kaynağı elde etmiş olabilirsiniz.(Kitabı okumak için kitaba verdiğiniz parayı unutursanız mutluluğunuz daha kalıcı olabilir,çünkü kitabın fiyatı -hardcover olmamış hali- 29 tl)

Mutluluk falan dedim,şimdi de dediklerimi devam ettireyim.Mutluluğunuz ve kitabı okumanızın üzerinden bir gün geçti.Pişmanlık geliyor.Çünkü Jenny Han aslında sizi bir günlüğüne mutlu eden,size bir şey katmayan (mutlu olmak dışında) bir yazar.Seviyor muyum yazarı,yoksa sevmiyor muyum inanın ben de bilmiyorum.Bazen aklımda Jenny Han'a karşı değişik düşünceler dönüyor.Yine de bu çıkan diğer kitaplarını okumama engel olmuyor.

Tekrar diyorum tekrar tekrar da diyicem; eğer bu kitabı ebook olarak okusaydım daha mutlu olucaktım.Çünkü ben -artık- böyle kitaplara bu kadar para vermeyi mantıksız buluyorum.Yine de yazar da kendince yazmış ve uğraşmış değil mi?

(Evet yorumumu çooook açık uçlu bitirdim.)

(Yalnız bu kitabı film yapsalar aşırı tatlı bir romantik film olur.Kesin izlerdim.)



BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

(#4) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

30 Mart 2017 Perşembe

  Gönül ister ki bu Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları'mı sürekli gireyim,ama işte gönül istiyor işler de el vermiyor.O yüzden en son bu bölüme yazı yazdığımdan beri neredeyse 2 ay geçmiş.Olsun ben 2 ayda çok film izlememiş olabilirim fakat ben bu açığımı bool bol kitap okuyarak giderdim.O yüzden blogta kitap yorumundan başka bir yazı göremiyordunuz.İnşallah tüm hızımla yazmak istediğim yazıları yazıcam -ki aklımda bu ay yayınlamak istediğim 5 yazı falan var.

  Bir de kendim için bu seriyi başlatmakla çok iyi yapmışım diyorum.Yazarken size izlediğim filmleri anlatırken o kadar eğleniyorum ve rahatlıyorum ki anlatamam.Devamını da getirebildiğim için,her bölümde de üç filmden bahsettiğim için de mutluyum,huzurluyum.Bu arada bahsedeceğim filmler gittiğim sırayla,eğer film ilginizi çeker ve gitmek isterseniz ilk internetten hala vizyonda mı ya da bulunduğunuz yerde gösterimde mi bakmanızı tavsiye ederim.Şimdi filmlerden bahsetmeye geçeyim huzurunuzda;

NOT: Ben bu yazıyı yazıp yayınlayana kadar bir filme daha gittim.Hatta kendimi durdurmasaydım iki film olucaktı.Onları da başka yazıda anlatacağım artık,bir yazıya üç film yeter de artar bile.

Split/Parçalanmış

İlgili resim

Orjinal Adı:Split
Başroller: James McAvoy, Anya Taylor-Joy, Betty Buckley
Yönetmen: M.Night Shyamalan
IMDb puanı: 7,5/10 


Fragmanını izlemiş çok merak etmiştim Split'i.Özellikle de o "Canavar/Beast" ve "Çoklu kişilik bozukluğu" olayları ilgimi çekmişti.İstediğimi elde ettim mi bilemiyorum fakat beğendiğim bir film oldu.İzlerken çokça gerildim,film bittikten sonra ise James McAvoy'un oyunculuğuna hayran kaldım.O kadar çok karakteri bir canlandırmak zor bir mesele,inandırıcı olması ayrı bir mesele.


İstanbul Kırmızısı

istanbul kırmızısı ile ilgili görsel sonucu

Orjinal Adı: İstanbul Kırmızısı
Başroller: Halit Ergenç,Tuba Büyüküstün,Mehmet Günsür,Nejat İşler
Yönetmen: Ferzan Özpetek
Yazan: Ferzan Özpetek
Beyaz perde puanı: 2,2/5

Bu film hakkında da çokça yazıldı ve çizildi.Hem filmin ismini taşıyan kitabından uyarlanmış olması hem de yönetmenin,yazarın aynı kişi olması -Ferzan Özpetek- hem de gerçekten çok fazla tanınmış oyuncu taşıması filmin kendisinden bayağı söz ettirdi.

Konusuyla ilgili bir şey soracak olursanız bana anlatamam.Denerim fakat sonradan tıkanırım,dilim varmaz anlatmaya.Kısa süreye,film süresine fazlasıyla konu sığdırmış bence Ferzan Özpetek.Üstüne bir de bunu başarabilmiş.İstanbul'un güzelliği ve oyuncuların başarısı da yemekten sonra yenen güzel bir tatlı gibiydi.


Logan 

logan ile ilgili görsel sonucu

Orjinal Adı: Logan
Başroller: Hugh Jackman,Patrick Stewart,Boyd Holbrook,Dafne Keen,Stephen Merchant,Richard E.Grant 
Yönetmen: James Mangold
Yazan: Marvel Comics
IMDb puanı: 8,6/10

AH AH ! Sırf bu film için yazıyorum bu yazıyı bilin diyormuşum.Şaka şaka fakat cidden bu yazıdaki hatta 2017'nin başlangıcından beri izlediğim en iyi filmlerden biri sayılabilir Logan.Görselleri,konusu,konusu ve konusuyla beni büyüledi.Tüm Logan çizgiromanlarını toplayıp okumak istiyorum.Amaa öğrenci olunca ve bütçe kısıtlı olunca iş oraya kadar gelemiyor malesef.Logan hakkında pek bir şey söylemek istemesem de -çünkü söyleyince spoiler vermiş olurum büyük ihtimalle- filmin sonunda ağlamamak için kendimi zor tuttuğumu sonunda da ağladığımı söylemeliyim.

Sinema/Vizyon yazı köşemden de bu günlük bu kadar,


(#1) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları
(#2) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları
(#3) Haftalık Sinema/Vizyon Yorumları

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS