Güzelleştiğim O Yaz - Jenny Han | Kitap Yorumu

20 Şubat 2017 Pazartesi


Kitabın Adı: Güzelleştiğim O Yaz
Orijinal Adı:  The Summer I Turned Pretty
Yazarın Adı: Jenny Han
Serinin Adı: Summer (#1)
Yayınevi: Artemis Yayınları

Güzellik bazı yazların kaderinde var.

Her şey bu yaz oldu.

Ve ondan önceki bütün yazlar,
Bu yaz için vardı.

Belly, her sene okullar kapanınca, hayatının bütün yazlarını geçirdiği aile dostlarının evine gelir ve kendini müthiş bir tatilin kollarına atar. Annesinin en yakın arkadaşı Susannah ile samimi sohbetler, geceleri onu bekleyen havuz eğlenceleri, nefis bir kumsal ve vazgeçemediği iki genç adam... Belly'nin kendini bildi bileli âşık olduğu ulaşılmaz Conrad ve genç kızı gerçekten ciddiye alan tek kişi, arkadaş canlısı Jeremiah. Ama bu yıl başından beri bir şeyler farklı. Herkes Belly'yi ilk kez fark etmiş gibi. Harika bir yaz olacak. Belly'nin asla unutamayacağı bir yaz... 

Aradan biraz süre geçmesine rağmen bu kitabın yorumunu cidden yazmak istiyorum.O yüzden hepinize benden bir hi! Nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor?
Cevaplarınızı merakla bekliyorum,yoruma yazarsınız sevinirim ^^

Ne diyordum? Evet kitabı çok sevdiğim ve başladığım gibi bitirdiğim için sizinle piaylaşmak istedim.Fakat düşününce,aklımda kalanları kurcalayınca kitapla ilgili aklımda tek "çok sevimli" olduğu kalmış.Böyle aklımda kalmayan kitaplar için üzülüyorum.O yüzden gittim goodreadste yazdığım yoruma baktım.Bu arada hemen bloga paylaşamasam da düşüncelerimi gidip goodreadse paylaşıyorum.Oradan da ekleşebiliriz istersiniz.Galiba bu yorum yorum değil de sizinle sohbetim olucak....İnş öyle olmaz.

Güzelleştiğim o Yaz benim 2017 senesinin okuduğum üçüncü kitabı,kendisini ebook/ekitap olarak okudum.Başladığım gibi bitti diyebilirim.Kışın okumama rağmen resmen kitabın yaşandığı zamanı hayal ettim,yaşadım.Ben de gençlik zamanlarımda (şimdi çok yaşlıyım okuyucu) tatillerimi cidden dolu dolu ve güzel geçiriyordum aynı Belly gibi.Tek farkı benim aşık olabileceğim iki tane "yakışıklı" arkadaşım yoktu ve ben daha çok eğleniyordum eminim.Çünkü sadece gençliğe ve eğlenmeye odaklıydım.Belly'ye bir şey demiyorum burada tabii.

Sizi oyaladığım ve saçmaladığım kısımlara geçersek,yoruma gelirsem iyi olacak ben de farkındayım.

Belly her yaz annesi ve abisiyle beraber annesinin en yakın arkadaşının yazlığına tatile gidiyor.Ki annesinin arkadaşının çok yakışıklı olduğunu düşündüğü iki oğlu var; Conrad ve Jeremy.Belly'i hep küçük gören bu çocuklar (ki Conrad bence ergenliğini bitirmeye yaklaşmış,19 yaşında) o yaz kızın büyüdüğünü görüp ne yapacaklar,dahası Belly ne yapıcak? Kitabın konusu temel olarak bu olaylar üzerine kurulmuş.Fakat Jenny Han o kadar çok flash back/geçmişe dönüş yapmış ki kitapta anlatamam size.

Kitabımız Summer serisinin ilk kitabı,ayrıca seri üç kitaptan oluşuyor.Dilimize çevrilmesini bekler miyim serinin geri kalanını yoksa hafızamdan silinmeden indirip okur muyum geri kalanlarını bilmiyorum gerçekten.Belki bu yorumu yazmam beni tetikler ve gidip indiririm.(O zaman gelip size de söylerim ya da bir ay sonra yorumlarını yazarım.)

Okuyan var mı kitabı ? Ya da Jenny Han'ın diğer kitaplarını? Cidden tatlı,iç ısıtan,boş vaktiniz varken okunucak hemencecik biten bir kitap.Ne övdüm dimi.Gidip okuyun bari.Ki kitap 300 sayfa bir şey.

NOT: Bu kitaptan sonra "Sevdiğim Tüm Erkeklere/Jenny Han" kitabını da okudum.Onun yorumunu da yakında girerim umarım.Sadece söylemek istedim,o kadar.


Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Adulthood is a Myth - Sarah Andersen | Kitap Yorumu

13 Şubat 2017 Pazartesi



Kitabın Adı: Adulthood is a Myth 
Yazarın Adı: Sarah Anderson
Serinin Adı: Sarah's Scribbles
Yayınevi: Andrews McMeel Publishing 

Are you a special snowflake?

Do you enjoy networking to advance your career?

Is adulthood an exciting new challenge for which you feel fully prepared?

Ugh. Please go away.


This book is for the rest of us. These comics document the wasting of entire beautiful weekends on the internet, the unbearable agony of holding hands on the street with a gorgeous guy, dreaming all day of getting home and back into pajamas, and wondering when, exactly, this adulthood thing begins. In other words, the horrors and awkwardnesses of young modern life.
 

Ocak ayında paylayışımdan sonra (toplam 8 yazı yazmışım) bir yok pir yok oldum ben de farkındayım.Nedense tatildir,odur budur şudur olaylarına çok fazla daldım o yüzden blog aniden gözümden kaçıverdi.

Öhüm merak etmeyin ben sizi hiiiç unutmuyorum.Buraya gelip yorumlarımı,yazılarımı yazamasam da hepsini kaydediyorum.Kaydetmek yazmanın yarısıdır değil mi? Bence öyle.

Aslında sizinle çok fazla sohbet edip konuları kayratmak istiyorum ama yorum yazıp kaçmam gerekiyor.Bir kaç gün sonra (ayın 15inde) sınavım var ve de ona çalışmak istiyorum.Bu hafta (şubatın ikinci haftasındayız) her şey benim için üst üste geldi cidden.Eh bir gelip bir giderlermiş değil mi?

Adulthood is a Myth'e gelirsek,Ocak ayının başlarında Eslem'in blogunda (üstüne tıklarsanıız onun yorumunu da okuyabilirsiniz) bu kitabın yorumunu ve alıntılarını görünce hemen atladım.Dedim ki "Aaa Ecrin ne güzel,tam senlik hemide İngilizcee!!" ve kitaba başlayıp en fazla 20 dakikada bitirdim.O kadar hızlı bitiyor ki kitap anlatamam.

Kitapla ilgili ben de alıntı koymak istedim,sonra da düşündüm ki Eslem'in blogundan gidip neden okumayasınız? Hem onu takipte edersiniz.Dimi ? Haklıyım bence de.
Konusuna gelirsek Sarah Andersen'in çizimlerini illa ki bir yerden görmüşsünüzdür.Tumblr ve twitterda oldukça yaygın bir şekilde elden ele geziyor bile diyebilirim.Sarah hayatın içinden anları çizmiş ve bize yansıtmış.Hatta bazı anlar var ki "aha!" diyor ve gülmeye başlıyorsunuz.Okurken ve kitabı bitirdikten sonra (kitap denilebilir mi bilemiyeceğim) arkadaşlarıma sık sık gösterdim,alıntıladım.

Bir ortamda rahatça konuşabileceğiniz,sohbet edebileceğiniz konular sunuyor Adulthood is a Myth.

Bir de Goodreads'te geçenlerde gezinirken  Adulthood is a Myth'e baktım (8 Mart 2016da basılmış), oradan da gördüm ki ikinci kitabı da yakında çıkıcakmış; Big Mushy Happy Lump (7 Mart 2017).Yayınlanma tarihleri kitapların sizce de çok tatlı değil mi?

Bu yazım da baştan savma ve reklamlardan oluşmuş gibi hissettim.Umarım Şubat ayının devamında böyle geri gelmem.Eğer bu yazı içime sinmezse editliyeceğim haberiniz olsun.


Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

GOBLIN | Kore Dizi Yorumu

30 Ocak 2017 Pazartesi






Dizinin ismi: Goblin/Goblin: The Lonely and Great God/ Guardian: The Lonely and Great God 

   Dizinin Yönetmeni: Lee Eung-Bok
   Dizinin Senaristi: Kim Eun-Sook
   Yayınladığı Kanal: tvN
   Bölüm Sayısı: 16 bölüm (Final yaptı)
   Dili: Korece

Dizi ölümsüz ruhunu ölümlü yapabilmek için insan türünden bir evlilik gerçekleştirmesi gereken bir goblinin hikayesini konu alacak olup ölümsüz bir goblin ile hafıza kaybı yaşayan bir ölüm meleğinin çeşitli gelişmeler sonucu bir arada yasamaya başlaması üzerine şekillenecektir. (Yeppudaa.com'dan alıntıdır.)

Ne yazsam ne desem ağlasam mı gülsem mi hiç bir şeye karar veremiyorum.Diziyi bitireli yaklaşık yarım saat oluyor.Tek yapabildiğim ise dizinin ostlarını izleyip giflere/fotoğraflara bakmak.Şunu söylemeliyim ki Goblin izlediğim en iyi KDrama olabilir.Bir numaraya yerleşti mi kalbimde daha bilmiyorum ama kesinlikle ilk 3 dizime girdi.Nedenlerimi ise isterseniz size sunayım;
  • Kurgusu gerçekten iyiydi.Her adımda sizi şaşırtan değişik duygulara sokan ve ciddi anlamda sizi diziyle yaşatan bir kurgusu vardı.
  • Oyuncuları.Ben Gong Yoo'nun oyunculuğunu zaten çok seviyordum.Filmleri ve dizileriyle gönlümü feth etmişti zaten.Sadece Gong Yoo'dan bahsetmiyeceğim tabii.Kim Go-Eun,Lee Dong Wook,Yoo In Na,Yook Sung Jae ve daha adını zikretmediğim nice isim.Hepsi çok başarılı oyunculuk sergilediler bana göre.İzlerken her karede yaşadığı olaylara gerçekmiş gözüyle bakmamı sağladılar.
  • Kullandıkları teknolojiler de bir o kadar güzeldi.Görüntü kalitesi,ses kalitesi,arkaplan herşey her şey mükemmeldi.Bir sahnede de olsa açıklarını yakalayabildiniz mi? Yakalayabildiyseniz bana da iletirseniz kesinlikle dönüp bir tekrar izleyip bakarım.
  • OST'ları.Şu ana kadar gerçekten güzel bir sürü dizi izledim,izlediğim dizilerin OST'larını da bir bir anarım.Ama bu dizideki şarkılar kulağımda hep kalıcaklar.Her dinlediğimde kalbim acıyla sızlıyıcak biliyorum.
Nedenlerim bu kadar galiba.

Şimdi ise diziyle ilgili fikirlerimi paylaşmak istiyorum.Dediğim gibi güzeldi,hatta güzelden öte harikaydı.Fakat niye bizi bu kadar ağlattın senarist? Niyee? Herkes benim kadar ağladı mı bilmiyorum.Ben balık burcunun en önemli özelliğini (duyguları hat safhada yaşama) taşıdığım için son üç bölüm de özellikle ağla ağla cıvkım çıktı.

Ardından biraz araştırınca,az önceki senarist söylemlerim üstüne dizinin senaristinin Kim Eun- Sook olduğunu öğrendim.Senaristimiz The City Hall,The Heirs,Descendants of The Sun ve daha sayamadığım nice dizinin senaristiymiş.Dizilerden sadece bir tanesini (The Heirs) izledim.Diğerlerini malesef izlemedim.Dizilerle ilgili duyduklarım da harikaydı bunu belirtmem gerekir.
(Asianwiki de gezinirken senaristimizin sayfasının altına bir sürü Goblin ile ilgili yorum bıraktıklarını gördüm.Hepsi de "devamını yaaz pls" şeklindeydi.Öyle bir şey olsa güzel olabilir.Fakat tadı ne kadar değişir,bizi ne kadar tatmin eder bilemem.)

DİKKAT!
SPOILER VE DE AĞIR DUYGU KARMAŞASI İÇERİR! 


Son bölümlerde yaşanan "gereksiz" olduğunu düşündüğüm aksiyonlar beni benden aldılar.Hele Eun Tak'ın ölmesi (umarım bitirmeyenler okumamıştır),yılların birden bu kadar uzatılması ve de dizinin toplam 16 bölüm yapılması.Daha uzun yapılabilirdi,olayları daha düzgün yayabilirlerdi.Ama izleyiciyi yormayı seçmişler.Diziyle ilgili diyebileceğim son şey ise karakterlerin hepsine bayıldığım! Hepsi ya hepsine bayıldım.Goblinle Azrail'in atışmaları,Goblin'in utangaç tavırları,aşık halleri,Azrail'in aşık halleri,Eun Tak'ın çocuksu halleri.Hepsinin (ve de üçünün) birlikte davranışlarını da çok beğendim.


SPOILERSİZ BÖLGE!

Siz diziyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Dediklerime katılan var mı acaba o.o ? Sizce daha iyisini yapabilir mi bundan sonra senaristler? 
Gerçi bana bıraksanız izlediğim tüm iyi dizilerden sonra "daha iyisini yapamazlar" gibisinden cümleler kuruyorum.Eh her seferinde de ağzımın payını alıyorum.Düşünlerinizi benden sakınmayın! 


PS:Yazının bol gifli olduğunun farkındayım ama elimden başka türlüsü gelmedi gerçekten.Yazıyı yazarken onları görmek istedim.



Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

2017 POPSUGAR Reading Challenge

28 Ocak 2017 Cumartesi

Öhüm öhüm,resmen challengelar mimler bitti falan derken kendi kendime iş çıkartmakta ustayım.Tamamlayamasam da kendi kendime yarışmak beni motive ediyor.Rakamlar yükseldikçe,listelerin üstüne tik attıkça kendimi iyi hissediyorum resmen.

Essie'nin (Periodic Library) bu yazısını ilk yazdığı zaman görmüştüm ve de resmen imleçleyim kaydetmiştim.Geçen günlerde kaydettiğim yazılara bakarken bu challenge'a denk geldim.Hemen açtım Essie'nin yazısını okumaya başladım.Ardından gelen heyecan ve "neden olmasın??"larla challengeı blogumda paylaşmaya ve katılım yapmak isteyenleri Essie'ye yönlendirmeye karar verdim.
Aslında Okuyan Muggle/Gözde de bu tarz challenge yapıyordu,umarım ona da katılıcam.İkisinin linkini de yazının sonuna bırakıcam,bakar bloglarına uğrarsınız ^^ 

POPSUGAR Reading Challenge 41 kategoriden oluşuyormuş,görseli (tabii ki de Essieden aldım) aşağıya bırakıcam.Belki okudukça,ayda bir şeklinde okuduklarımı da buraya bırakır sizinle paylaşırım.Onun dışında kategoriler aşağıda.Essie aslında çok güzel Türkçe'leştirmiş.Bunu bir kırtasiyeden yazdırmayı ve yurtta duvarıma asmayı düşünüyorum.O şekilde daha motive olurum belki kim bilir? 




Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Gölge Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #3 | Kitap Yorumu

27 Ocak 2017 Cuma

Kitabın Adı: Gölge Öpücük
Orjinal Adı: Shadow Kiss
Serinin Adı: Vampir Akademisi (#3)
Yazarın Adı: Richelle Mead
Yayınevi: Artemis Yayınları

St. Vladimir Akademisi'nde bahar dönemiydi. Rose Hattaway'in mezuniyeti yaklaşmıştı. Ancak Mason'ın ölümünden beri toparlanamamıştı Rose. Geçmiş hesaplar yakasını bırakmıyor ve bu durum derslerine konsantre olmasını engelliyordu. Dahası, en yakın arkadaşı Lissa'yla ilgili korkunç ve önlenemez düşler görüyordu.
Fakat hepsinden önemli bir şey vardı. Rose aşıktı! Hem de hocası Dimitri'ye… Bu seferki gelip geçici bir şey de değil, düpedüz aşktı. Peşindeki Strigoiler'in saldırısıyla ortalık karışacaktı. Rose, hayatını değiştirecek bir yol ayrımındaydı. Ya en yakın arkadaşını koruyacak ya da aşkın peşinden gidecekti.
Vampir Akademisi'nde hiç olmadığı kadar korkunç ve karmaşık bir ders yılına hazır olun! 

Şu aralar ardarda "Kitap Yorumu" yazdığımın farkındayım ama bu sürekli okumamdan,okudukça da sizinle paylaşmak istememden kaynaklı.Bence güzel bir şey yapıyorum hem sizinle paylaşıyorum,hem de ileride kendime okunacak kitap yorumları bırakıyorum.

Ben Gölge Öpücük'ü 2016'nın son aylarında okumuştum.Fakat yazılmayınca yazılmıyor ve unutuluyor yazılar siz de bilirsiniz.Gölge Öpücük serinin üçüncü kitabı ve diğer kitaplara göre (birinci ve ikinci kitaba göre) yazarımızın epeyce bir şeyler yazdığını sayfa sayısının da arttığını gözle görebiliyoruz.Okurken sayfaların fazlalığı hiç fark edilmiyor gerçi.En azından ben fark etmedim ve dördüncü kitaba hemencecik geçmek istedim.Ama geçmedim çünkü okumak istediğim bir sürü kitap vardı.İnşallah yakında dördüncü kitabı okur ve onun da yorumunu girebilirim.

Yalnız fark ettiniz mi düzenli olarak yorumunu yazdığım bir tek bu seri var.Eh siz fark etmediyseniz bile ben fark ettim.

Gölge Öpücük'le ilgili söyleyeceklerime geçeyim o halde;
Ben Richelle Mead'in yazımını,betimlemesini ve kendini okutturmasını çok seviyorum.Hiç sıkmıyor yazarımız okuyucusunu.Hatta okurken ne kadar ilerlediğinizi bile fark edemiyorsunuz.Bence bu bir kitapta aranabilecek özelliklerden biri.Richelle Mead bu dediğim özellikleri yine Gölge Öpücük'te toplamayı başarmış.Üstüne bir de bolca aksiyon koymuş,o yüzden de insanı merak ettiren yanları ortaya çıkarmış.

Kitapla ilgili gelişme gösteren nokta ise karakterlerin,özellikle Rose'un gelişmesiydi benim için.Eğer ikinci kitabı okumadıysanız ve bu yorumu hasbel kader okuyorsanız spoiler vermemek adına ikinci kitabın sonundaki olayı söylemeyeceğim.Rose'un gelişmesine katkı sağlayan o olaydan sonra her kitabın sonunda Rose'la ilgili bir olay olucak diye düşünmeye başladım.

Diğer kitapları okumadım.Seri altı kitaptan oluşuyor evet ama bende sadece dört kitabı var.Dördüncü kitap bittikten sonra napıcam diye de düşünmüyor değilim açıkçası.Son olarakta diğer  kitaplarda olaylar hızlanıyor mu? Tek merak ettiğim şey bu cidden.

Vampir Akademisi - Richelle Mead | Vampir Akademisi #1  Kitap Yorumu 
Buz Öpücük - Richelle Mead | Vampir Akademisi #2 | Kitap Yorumu

Yorumlarınızı bekliyorum ^^,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS