Ateşle Oynama (Dedektif Kurukafa #2) - Derek Landy | Kitap Yorumu

31 Temmuz 2013 Çarşamba


Kitabın Adı : Ateşle Oynama
Orjinal Adı : Playin with Fire
Yazar : Derek Landy
Yayıncı : Artemis
Sayfa Sayısı : 339
Yayın Tarihi : 2008
Fiyatı : 19 TL








  Öhüm kitap seçimi postunda bahsetmiş olduğum üzere hangi kitabı seçeceğime karar verememiş ve size sormuştum çoğunluk Şimşek Hırsızı dedi.Ya da ateş tahtı.Sonra fark ettim ki ben ateşle oynamaya başlamışım bile ! Ölümcül oyuncakları alınca unutmuşum.Hatta 120 sayfa okumuşum bile.Kendi kendime dedim şimşek hırsızıyla ateşle oynamayı beraber yürütebilirim diye.Böylelikle ateşle oynamaya başladım.Bıraktığım yerden.Çok heyecanlı yerde bırakmışım yalnız.

  Şimdi birinci kitabı okumayanlardan ricam bu postu burada yarım bırakıp gidip kitabı okusunlar sonra gelsinler çünkü bundan sonrası spoiler içerebilir.Okuyanların sorumluluğunu ben sahiplenmiyorum.

   Uyarımızı da verdiğime göre başlayabilirim.STEPHANİE !! Sen ne kadar salak bir kızsın ? O kadar güzelim normal hayat varken sen Tanith ve Dedektif Kurukafa'yla birlikte casusculuk yapma peşindesin.Tamam güzel aferin.Tabi yansıman çok iyi iş görüyor.Hatta yansıman olmasa napıcağını merak ediyorum.Birinci kitabın sonlarına doğru hatırlarsanız Valkyrie-Stephanie- büyücülüğe ufak bir adım atmıştı.Nesneleri falan hareket ettirebiliyordu.Bu kitapta artık Dedektif gibi parmağını şıklatınca biir güzel ateş topu yaratabiliyor.Yok ben kıskanmadım.Cidden yani niye kıskanayım ki ? Kız sadece okula gitmiyor güzelce casusluk yapıyor kötülerle savaşıyor ve ELİYLE ATEŞ TOPU YAPIYOR ! Kıskanmadım.Cidden.

   Derek Landy'e sormak istediğim sorular var.İlk kitapta işlenebilecek tüm konuları işlemiş demiştim.Yani sonuçta Serpine'i öldürdüler.Ki Serpine anlatılanlara göre kötüydü.Şimdi napıcaklar demiştim.Vee Baron diye biri çıktı ortaya.İsmi  çok güzel dimi ? Çok soylu bir ismi var bana göre.Yani ben nedense çok beğendim.Baron anlatılanlara göre çok çok çok kötü çünkü Yüzü Olmayanlar'a tapıyor ve onları uyandırmanın peşinde.Allasen uyandırıp napıcaksın Yüzü Olmayanlar'ı ? Lütfen Baron Vengeous-yanlış mı yazdım?- söyle bana ?


  Neyse ki Dedektif Kurukafaya ve Valkyrie'ye her zaman güvenebiliriz.Kitapta sık sık keşke ben Valkyrie yerinde olsaydım dedim.Keşke benim de içimde eskilerden kalıntılar olsa da dünyayı kurtarsam tehlikelerden dedim ama nafile.Hiç kimse gelip bana "Dedektif olmak ister misin ? Bak senin yerine aynadan yansıman çıkıcak" demiyor.

   Tekrar konuma dönüyorum.En çok sevdiğim karakter kesinlikle Stephanie değil ! Yaytopuklu Jack ! Doğru duydunuz en çok sevdiğim karakter Yaytopuklu Jack.Nedense onun katil ruhunu çok sevdim.Keşke daha fazla yer verseymiş yazarımız Yaytopuklu Jack'e kesinlikle hayranlıkla okurdum.

   İkinci bir değinmek istediğim konuysa Grotesquary -sanırım doğru yazdım yaay!- o nasıl bir yaratık öyle.Onun olduğu sahnelerde dedim "hayır yine biri ölmesin , yuh nasıl yaptı onu ? " gibi oldu cümlelerim.Ama Valkyrie 13 -yoksa 12 mi ? - yaşında olmasına rağmen valla ayağa kalkıp aalkışlayasım geldi.Süpersin diyesim geldi.Ama kitapların içine bir tek rüyalarımda girebildiğim için...

   Çok uzattım yazıyı öhüm.Demek istediğim o ki eğer alırsanız bu kitabı birinci kitaptan daha aksiyonlu ve daha yaratıklarla dolu bir dünya sizi bekliyor.Bazı bölümlerde çok şaşırıcağınızı , Dedektif Kurukafa'ya çok gülüceğinizi, Yaytopuklu Jack'i benim kadar seviceğinizi ve Billy-Ray'i öldürmek istiyiceğinizi garanti ediyorum.Son olarak neden benim eko amcam yok ? Ya da bir yarıcım ? Ne kadar çok isterdim oysa ki.

Kitap Seçimi

27 Temmuz 2013 Cumartesi


Öhüm opal'i bitirdiğimden beri hangi kitaba başlıyıcağımı bilememek gibi bir derde düştüm.Aslında video çekmeyi planlıyordum ama youtube'a ve buraya konulmadığı için olmadı.Bir dahaki sefere artık :) Neyse kitap seçimi yapamadığım için şöyle bir elimdeki kitapları göstereyim seçimi de siz yapın dedim.
 1-Suç ve Ceza (karikatür)(Bitti)
2-Cehennem - Dan Brown
3-Sherlock Holmes Ölümün Sesi
4-Ateş Tahtı - Rick R.
5-Şimşek Hırsızı  - Rick Riordian(bitti)
6-Dedektif Kurukafa Ateşle Oynama - Derek Landy(bitti)
7-Sapphique  - Catherine Fisher 
8-Adamı Deli Ederler - Aziz Nesin (bitti)

Ve evet hala Percy Jackson O. serisine başlamamıştım.Ama tüm kitaplarını almış bulunmaktayız.Kitaplar bu kadar en azından benim seçtiklerim.Kararsız kaldıklarım.Umarım içlerinden birini seçer bana söylersiniz.Çünkü opalden sonra cidden hangisine başlıyıcağımı bilemez durumdayım.Teşekkürler şimdiden :) 


Opal - Jennifer L.Armentrout | Kitap Yorumu (Sanırım Kate'i öldürücem)



Şu anda resmen duygularım fazla geliyor.Kate'i bıçaklamak öldürmek istiyorum.Gerçi ben yapmasam bile başkaları yapıcak gibi görünüyor.Resmen çok gıcık bir kitaptı.Güzel.Ama gıcık ! Jennifer oniksten sonra bunu bize nasıl yapabilirsin ?!?!?!? Nasıl ?!?!? Evet cevap bekliyorum.Sus.Konuşma.Dinlemek istemiyorum.O kadar bekledim.Öküzüm Daemon'um dedim bekledim ama sonuç :(:(: Resmen aşk romanı okudum.Bir ara kitaptan Kate'i çıkarıp SD'ye teslim etsem mi diye düşündüm.Resmen ilk iki kitapta okuduğumuz öküz Daemon gitmiş yerine romantik mi romantik tam kılıbık erkek gelmiş.HANİ BAD BOYUMUZ BİZİM ? HANİİİİİ ?!?!?!

BUNDAN SONRA SPOİLER VARDIR DİKKATLİ OKUYUNUZ.EĞER KİTABI OKUMAMIŞSANIZ HATTA GERİ DÖNÜP KİTABI OKUYUP ÖYLE GELİN.

"İşimi bitirdiğimde kardan adamım üç kısımdan oluşuyordu ama kolları ya da yüzü yoktu.Bir bakıma kendimi nasıl hissettiğimi  yansıtıyordu.Uzuvlarımın çoğu vardı ama beni gerçek yapacak hayati parçalar eksikti."(sayfa 29)
Serbest bırakın beni kitaba başlıyorum tamam.İkinci kitapta hatırlarsanız Dawson ortaya çıkmıştı.Hatırlayın.Hafızanızı zorlayın.Hatırladınız mı tımam devam ediyorum.Bu kitapta Dawson üstüne kurulmuş.Yoo tam Dawson değil.Yani Kate ve Daemon ilişkisini çıkarırsak Dawson'ın Beth'i bulmaya gitmesi üzerine kurulmuş.Ben kitapta Dawson'ın daha çok bölümü olmasını istiyordum.Hele ön okumasını okuduktan sonra ağzım bir karış açık kalmıştı.Çünkü ciddi bir ön okumaydı ! Her neyse devam edelim.Kitapta en çok sinir olduğum ama sürekli okumak istediğim yerlerden biri olan Kat ve Daemon sahneleriydi gerçekten bağımlılık yapıyor.Öpüşme sahnelerini okurken de sürekli aklımda "Jennifer bunları nasıl tasvir ettin ?!?! Hemde her seferinde ayrı ayrı" oldu.


"Daemon yanıma uzanıp beni kendine çekti.Çok geçmeden düzgünce inip kalkan göğsü beni tekrar uykunun ritmine çekti.Arada bir uyanıyor,bana dolaşımımı kesecek kadar sıkı sarıldığını görüyordum.Beni kaybetme korkusuyla uykusunda bile sımsıkı bağrına basıyordu sanki." (sayfa 240)
Sonra kitabı okumaya devam ettikçe hah dedim Hush Hush serisi olduk gidiyoruz.-SPOİİLER VERMİYORUM ARKADAŞLAR ZORLAMAYIN-Ama yazar şaşırtıyor.Uzaylılar gibi bir konuyu işlemeyi başardığı gibi sürekli okunmasını da sağlıyor.Gerçi ben ilk iki kitaptan aldığım hazı bu kitapta alamadım nedense.Sorun bende değil dimi ? Cıks bende değil.

"Bazen bütün bu tuhaf uzaylı bağının gariplikleri oluyordu.Mesela, Daemon'ın beni etkilediği kadar bende onu etkiliyordum ve böylesi günlerde beni canlandıracak her şeye ihtiyacım vardı."(sayfa 288)
Kitapta en çok gıcık olduğum karakter BLAKE ! Mal mısın olum sen ? Napıyon Kat'le.Daemon seni öldürür bilmiyon mu ? Sadece Daemon değil Dee de var arkadaşım bak ona göre.Bu arada Kate'e cidden üzüldüm.Ne kadar sinir olsam da çok çekti kız.Kitap boyunca başına gelmeyen kalmadı.Carissa hele.Şimdi Carissa'ya ne oldu diyiceksiniz O YÜZDEN ALIP OKUYUN ! Evvet bahsetmek istediğim bir sahne var ki şu haldeydim ;

Aslında kitabın başından beri o sahneyi bekliyordum.Ha geldi diyerek kendimi dizginlemiştim.Ama Ash ve Dee sağolsun.Kitabın sonlarına doğru beklediğim sahne geldi.Çok sevinçli olduğum halde Daemon:(:(:( diye ağlamak istedim.Artık herkes anlasın Daemon ve Jace benim biricik bebeklerim.Aşkısıları.Ve lafı kısa tutayım artık çok konuştum zaten yemeğin altını da kapamamışım..

"Onun akşam yemeğinde üç hamburger ve iki patates vardı.Bu kalorilerin nereye gittiğini hiç bilmiyordum.Egosuna mı gidiyordu acaba ? Dudaklarıyla ilgili son yorumundan sonra bu olası gözüküyordu."(sayfa 292)

 Ben dördüncü kitabın arkasını okuduğum için olucakları biliyordum.Siz siz olun sakın okumayın.Bak google'a yazıyor.Yazma sevgili okuyucu yazma.Merak etme.Al ve kitabı oku.Yer yer boş boş sırıtıcak yer yer ağlayacak güleceksin okuyucu.Ama eğer Lux serisine hala başlamadıysan valla bravo naptın şu saate kadar ?!?!? Git al ve oku.Yazıyı kapat hadi hadi koş.

Kemikler Şehri - Cassandra Clare (Ölümcül Oyuncaklar #1)

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Kitap Adı : Kemikler Şehri
Orjinal Adı : City Of Bones
Yazarı : Cassandra Clare 
Serinin Adı : Ölümcül Oyuncaklar (#1) - TheM.I.
Yayınevi : Artemis
Yayın Tarihi : Ağustos 2009
Sayfa Sayısı : 580
Fiyatı : 22 TL



Sonunda sonunda ! Herkesin okuduğu başladığı öve öve bitiremediği seriye bende başlamış bulunmaktayım.Kitabı elime alınca heyecandan bir kaç gün başlayamadım.Kalın olması bir yana bir de ilk sayfaları falan okuyunca uzun sürer diye düşünmüştüm.Sonra devam ettim ve ilk akşam 120'ye gelmiştim bile.

Kitabı okurken merak ettiğim karakter kesinlikle Jace'ti.O kadar çok Jace aşığı gördüm ki en sonunda okurken abartmışlar yahu dedim.Ta ki Clary ve Jace sahneleri gelinceye kadar...

Şimdi şaşırıcaksınız ama ben Clary ve Alec'in beraber olmasını istedim.Kavga etmeselerdi ve Alec'le ilgili bilgiyi almasaydık çok umutlanmıştım hatta ama :( Ah Alec ! 
Malesef Alec ve Clary ilişkisinde sadece nefret var.Kusura bakmayın derdim ama ben çok kusura baktım.Ciddi ciddi hüsrana uğradım.Sonra kitapta resmen bir aşk üçgeni var.Jace-Clary-Simon keşke aşk üçgeni farklı olsaydı da Salvatore kardeşler gibi diyebilseydim..Keşke.Neyse.

Kitapta en çok ilgimi çeken olay Valentine oldu.Bir de Jace'in steli.O stelden bende bir tane istiyorum !!! Vücuduna dövme mi istiyorsun hele seni koruyucak dövmeler Jace Dövmeci görev başında -tamam saçmaladım kabul-

Kitap boyunca Clary'ye sinir oldum.Cidden yazarlar kızları hep salak durumuna düşürüyor.Simon'ın Clary'ye aşık olduğunu ilk on sayfada anlamıştım ama Clary ne zaman anladı (?!?!?!) kitabın 300üncü sayfasında.Tamam akıllı değilsin anladık , tamam annen senden bir şeyler gizledi onu da anladık ama Simon ? Onu anlamalısın Clary lütfen...

Ne diyordum hıh Valentine.Seni kötü seni.Seni sorumsuz seni.Hiç bir şeyi becerememişsin.Hala gölge avcısıyım diyorsun.Hala ??!?!? Arkadaş olamamışsın dost olamamışsın ama bir koca bir eş bir baba olmak bu kadar mı zor ? Biri bana Valentine'i getirse bir güzel "püüü" der giderim.Pislik.

Çok hızlı karakterleri geçtiğimin farkındayım ama sinirden bunların hepsi cidden.

Simon'a da sinir oldum.Isabelle ve Hodge'a da.Ha bir de Alec ve Isabelle'in ebevenylerinin hiç ortaya çıkmamalarına  da sinir oldum.Bir bakıyorum da şöyle kitabı yavaş yavaş sindire sindire okudum ama hiç bu kadar sinir olduğumu hatırlamıyorum.

En sevdiğim karakter Magnus'du.Ciddi anlamda daha fazla görmeyi istediğim (Jace'ten sonra) karakterdi.Clary'le takas yapabiliiriz aslında.Kız tam bir gıcık.

Öhüm galiba çok konuştum.Çok karakterleri yargıladım.Ama okurken ayıla bayıla okudum kitabı öyle ki kitabın sonunda ağzım bir karış açık dolaşıp kitap okumaktan başka yaptığım bir şey var mıydı diye kendime sordum.

Hatta kitabı bitirdikten sonra evdeki herkesin eline tutuşturup okumalarını sağladım.Şu an kardeşime okutuyorum mesela.Tek dediği "kitap kızıl saçlı bir kızı anlatıyor" 

Sanırım bir kitabı sevince en ince ayrıntısına kadar anlatmak istiyorsunuz.Ama anlaatmıyıcam.Oh yoo.Bana zorla anlattıramazsınız..


Vee şimdi beğendiğim bölümlere geldi sıra ! Nihahaa.

"Bu arada," diye ekledi Simon , "son zamanlarda kız giyisileri giymeyi denediğimi bilmeni isterim.Ayrıca,annenle yatıyorum.Bunu da bilmen gerektiğini düşündüm.(sayfa 7)

"Yapma," dedi Clary , bir elini kaldırarak."Şu anda gerçekten havamda değilim".
"Sanırım bunu bana ilk kez bir kız söylüyor," dedi Jace
"Benimle takılmaya devam edersen bu sonuncu olmaz."(sayfa 311)

Bir Tanrı olabilir ya da olmayabilir ,Clary, her iki şekilde de kendi başımayız.(sayfa 557)








Dedektif KuruKafa - Derek Landy

21 Temmuz 2013 Pazar

Kitabı bitirmemin üstünden yaklaşık bir buçuk hafta geçiyor.Ve ben hala yorumunu bekletiyorum.Gerçi kitabı bitirdim direk ikinci kitabına başladım.O bakımdan iyi ki de tüm seriyi almışız önceden diyorum.Başlıyım dimi aartık bence de.




Kitabın Adı : Dedektif Kurukafa
Orjinal Adı:Skuldugerry Pleasant
Yazar : Derek Landy
Yayıncı : Artemis
Sayfa Sayısı : 367
Yayın Tarihi : Ocak 2008
Fiyatı : 22 TL





Kitaba başlarken çok önyargılıydım.Çünkü kardeşimin kitabı.Yani kim önyargılı olmaz dimi ? Sonra başladım ve başladığım anda ilk elli sayfası bitmişti.Kitabımız Gordon Edgley'nin  ölümüyle başlıyor.Gordon Edgley fantastik türünde bir yazar.Ve kitapta oldukça tanındığından bahsediliyor.Yalnız bilmemiz gereken bilgi Gordon Edgley'nin tamamiyle farklı bir yaşamı daha var.Vee Gordon çok sevdiği yeğeni Stephanie'ye mirasını bırakıyor.Sonradan anlıyıcağınız üzere zaten kitap soluksuz devam ediyor.Stephanie'ye Gordon'un malikesi ve tüm mal varlığı kalıyor.Amca'ya bakar mısınız ? Hayatı boyunca hiç çalışmasa bile ona yetebilecek miktarda para bırakıyor öhüm.

Kitap bana bazı açılardan Percy Jackson'ı hatırlattı.Yaratıklar açısından.En çok garibime giden de Kağıt Adamlardı.Bolca büyülü bir kitaptı.Dedektif Kurukafa -evet bende cidden kitabın kapağını falan gördükten sonra yok artık cidden kemikten oluşamaz demiştim ama sırf kemik arkadaşlar !-  da bir doğa büyücüsü.Kitapta anlatılanlara göre kara büyücüler de var.Ama doğa büyücüleri arasından da kötüler çıkabiliyormuş.

Kitabın çoğunda bir  savaştan bahsediliyor.Ve Dedektif Kurukafa'nın nasıl ölü olduğundan.Düşünsenize ölüsünüz ve sizi öldürmeye çalışıyorlar.Ahahaha komik bir fikir ama yazar iyi düşünmüş.Şahsen aklıma gelmiyicek bir fikirdi.Bir başka ilginç fikir de insanların üç isim alıyor oluşuydu.Doğduğumuz isim.Şu an bize seslendikleri isim.Kendi aldığımız isim.Bir de bizim dahi bilmediğimiz doğmadan önce verilen ismimiz.Bize seslenen ismi büyücülerden biri bilirse üstümüzde etki sahibi oluyorlar duygularımızla.Bizim kendimize verdiğimiz isim büyücülerden bizi koruyor.

Kitapta o kadar çok adını hatırlayamadığım kişi var ki.Ama sanırım aklıma bir tek Serpine kazındı.Kötü planları.Ölümcül oyunları.Kağıt adamları.Ve en kötü karakter olması.

Aslında kitabı uzun uzun anlatmak isterdim ama o zaman konuya girer ve spoiler veririm.O yüzden siz alıp okuyun en iyisi.



Alışveriş alışveriş , ya da sadece kararsızlık ?!?!?

16 Temmuz 2013 Salı


Kargoyu aldığım gibi fotoğrafını çektim arkadaşlar ! Çok heyecanlıyım şu anda.Opal için mi Kemikler Şehri için mi bilinmiyor ama sanırım kalbim duracak ! 

Her gün alışkanlığım olduğu üzere cumartesi günü de okuoku.com'da sepetime kitap ekleyip çıkarıyordum.O sırada "KARGO BEDAVA" yazısını gördüm.Nasıl heyecanlandığımı siz hayal edin artık.Sonra bir hevesle annemle konuştum.Ve pazar günü akşam üstü siparişimi vermiştim ! 

Ve bu gün salı -bilmeyeniniz yoktur herhalde- mng kargodan aradılar.Saat 11de -uyuyordum o zamanlar o yüzden annem konuştu- ve kargomuzun gelmiş olduğunu bildirdiler.İki günlük kısa bir süre içinde beklediğiim iki kitaba kavuştum ! 



Tabiii kardeşim için de iki kitap siparişi vermiştim.Gölgelerin efendisi serisine resmen bayılıyor -malesef ben konusunu bilmiyorum- 4üncü kitabını neredeyse dört saatte bitirdi.Ve 5le 6yı görünce o da benim gibi heyecanlamıştı.

 Görüldüğü üzere kitaplar sağ salim elimize ulaştılar bir de üstüne küçük ön okuma gibi "Beslemenin Günlüğü"nü göndermiş okuoku bize.Teşekkür ederiz.Alttaki ayraçlarda kutudan çıktı.Bu üçüncü alışverişimizdi.Ben de artık ne zaman ayraç göndericekler diye düşünürken sonunda gönderdiler ! 


Burdan okuoku.com'a çok teşekkür ediyorum bu kadar kısa sürede teslimatı yaptıkları için :) 
Bir de sizce ilk opal'i mi okumalıyım yoksa kemikler şehri mi ? 

Kırmızı Piramit - Rick Riordan (Kane Günceleri #1)

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Kitabın Adı : Kırmızı Piramit
Orjinal Adı : The Red Pyramid
Yazarı : Rick Riordan
Serinin Adı : Kane Günceleri 
Yayın Evi : Doğan ve Egmont Yayıncılık
Yayın Tarihi : 2010
Sayfa Sayısı : 622
Fiyatı : 25 TL


Evvveeet söz verdiğim gibi -aslında söz vermedim ama neyse - kırmızı piramitin yorumunu yazmaya başlıyorum ! Yani umarım başlayabiliriim.

Öhüm şimdi fark ettiğiniz üzere Rick Riordan çok satan yazarlardan.Percy Jackson serisi ile tanınmış bir yazar.O yüzden pek okumak istememiştim.Biraz çekinmiştim açıkcası (halen Percy Jackson serisi okumamış ve eline alıp yarım bırakmış insan olaraktan).Sonra kardeşimin ısrarları üzerine elime aldım kitabı arka kapağını okudum ve baam ! Bir sayfayı okuyım dedim zaten sonra bakmışım bir gece 200'ü bulmuş benim okumam.Genelde kardeşimin okuduğu kitapları çocuk kitabı olarak yargılama gafletine düşüyorum.Ben konuya geçeyim dimi ? 

Olay Sadie ve Carter adında iki kardeşin gözünden anlatılıyor.Şahsen ben Sadie'nın anlatımını daha çok beğendim Carter biraz utangaç anlatıyordu.-gerçekmiş gibi konuyorum aldırmayın-Sadie ve Carter'ın anneleri ölmüş ve annelerinin ailesi babalarından sorumlu tuttukları için Sadie'yi yanlarına almışlar ona bakmışlar ama Carter babasıyla beraber yaşamış.Sürekli seyahat ederek bir bavulla yaşamış.Ve iki kardeş sadece yılda bir kere birbirlerini görebiliyorlar.Ailecek bir kere vakit geçirebiliyorlar.Ve bu sefer birbirlerini gördüklerinde babaları çocuklarını bir müzeye götürüyor ! Burada çok kınamıştım babalarını.Nasıl bir baba yapar bunları diye.

Sonra da bum ! Babaları ölüyor ya da içine biri giriyor siz ne derseniz diyin ama babaları olmaktan çıkıyor artık.Tabii doğal olarakta olaylar bundan sonra başlıyor.Sadie ve Carter'ı öldürmek isteyenler var.Bu arada söylemiş miyim hatırlamadım ama olaylar bu sefer Yunan mitolojisine değil Mısır mitolojisine bağlı.Ondan sevdim galiba ben bu kitabı.Sadece karakterlerin biraz daha büyük olması gerektiğini düşündüm.

Olayları bu kadar anlatayım da spoilere girmiyim diyorum.Girersem bundan sonra kitabın eğlencesi kalmaz.Ki ben -kardeşim de dahil- kitabı iki günde yalayıp bitirdik.Çok heyecanlı bir kitap , soluksuz okunması gerekiyor bence.Ama bırakıp yavaş yavaş okusanız da sorun olmuyor unutamıyorsunuz olayları.

İyi ki de serinin daha iki kitabı var.Ve iki kitapta aynı kalınlıkta neredeyse.Keşke yurt dışında olduğu gibi ciltli olsalarmış ama bize de bakmak düşüyor napalım.Kitapların hiç çevirilmemesinden iyidir.

Eğer Percy Jackson serisini okumuşsanız bu seriyi de seversiniz diye düşünüyorum - diğer seriyi okumamama aldırmayın lütfen- çünkü bu seri de de olağan üstü yaratıklar var.Ben en çok o yanını sevdim şahsen.Bir de büyücüleri.Oppss.Tımam okuyun görün en iyisi benden size tavsiye.



Ne Okuyorum ? - Okuyamama Problemleri vs.

5 Temmuz 2013 Cuma


Şu aralar eliti bitirdikten sonra okumam bir yavaşladı.Bir çöküş yaşadım resmen.Sadece kırmızı piramit'i bitirebildim.Ve çok uyuşuk bir şekilde okudum onu da.Sanırım iyice tatil moduna girmiş bulunmaktayım.Stajım da bittiği için kendimi saldım.Çok rahatım.Bir de elimde alınmış okunmamış o kadar çok kitap var ki.Son bir ay içinde aldıklarımı hesapladım tam bir kule ! Ve Dedektif kurukafa serisi -evet tüm kitapları alınmış okunmayı bekliyorlar- de saymadım.Dün artık kendi kendime yapılıcaklar izlenilecek listesi çıkardım.Yoksa tatile kendimi kaptırıp gidicem bu da böyle olmuyucak dedim ki.Bu iki kitaba başladım.Son bir kaç aydır yavaş yavaş Aziz Nesin okuyordum.Mizahı çok hoşuma gidiyor güldürüyor adam.Yorumunu yazar mıyım bilemiyicem ama okunması gereken yazarlardan biri olarak görüyorum Nesin'i.

Derek Landy ise Dedektif Kurukafa'yla birlikte kendisiyle tanıştığım bir yazar.Kardeşime diye tüm seriyi birden almıştım.Şu ana kadar çıkan 7 tane kitabı var bildiğim kadarıyla ben daha birincisindeyim.Dün başlamış bulunmaktayım.Yakında da yorumu gelir diye düşünüyorum.Konusu  da güzel hem.Bir de ciltli arkadaşlar ! TÜM KİTAPLAR CİLTLİ ! Artemis yayınlarıdan beklemezdim ama kitaplığıma şöyle bir baktığımda fark ettim ki en çok artemisten kitabım var.Öhüm neyse böyle bir yazı oldu bu da.Yakında çook yakında umuyorum ki kırmızı piramit ve dedektif kurukafa yorumuyla birlikte aranızda olucağım.

Şimdilik stajın bitişini havuzla kutluyorum.Ama geri gelicem bir kaç güne kadar söz.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS