Mini Alışveriş #1

29 Eylül 2013 Pazar

Herkese merhabalar ! Yoğun bir haftanın sonunda bilgisayarımı alıp geçtiğimiz haftalarda elime ulaşan kitaplardan bahsetme zamanımın geldiğini düşündüm.Ve bir de bakmışım kitapların fotoğraflarını çekiyorum , yazıyı hazırlıyorum.

   Elime geçen ilk iki kitaptan bahsetmek istiyorum.Sevda'nın dünyası adlı hayat|yaşam blogunu takip ediyorum.Eminim siz de duymuşsunuz.Bir etkinlik düzenliyordu ve bende şans eseri gördüm tabii Sevda Hanım elindeki kitapları isteyenlere kargoyla yolluyordu , bedavaya.Görüp de kaçırmak olur mu ? Atladım bende tabi etkinliğe seçtiğim iki kitap elime kısa zamanda ulaştı.Kitaplara bakar mısınız ? Hiç okunmuş gibi durmuyorlar bu da benim için ayrı bir sevinç ! Eğer Sevda Hanım'ın blogunu takip ederseniz görüceksiniz sık sık böyle etkinlikler düzenliyor.


Arkadan da tüm kitaplığıım çıkmış nerdeyse ^^


   Gel gelelim ikinci kitabımıza ! Ani bir kararla okuoku.com'a girip kardeşim için ve kendim için bir kitap siparişi verme kararı almıştım.Okumadığım serilerden bir kitap seçeyim dedim.Tabii ki bu seri Vampir Akademisi oldu ! Kitabı okudum bitirdim bile.Ah yorumunu yazsam mı yazmasam mı ikilemdeyim hala.Gerçi diğer beş kitabıyla ilgili öğrenebileceğim tüm spoilerleri öğrenmiş bulunmaktayım.Evren bana bir mesaj göndermeye çalışıyor sanırım ?



  Vee eelime son zamanlarda geçen kitaplar bu kadar.Az olmalarına karşın üçü de beni mutlu eden kitaplar.Siz son zamanlarda kitap aldınız mı ? Ya da elime geçen kitaplardan okuduklarını var mı ? ^^

Sağdan Birinci Mezar - Darynda Jones | Kitap Yorumu

25 Eylül 2013 Çarşamba




Kitabın Adı : Sağdan Birinci Mezar
Serinin Adı : Sağdan birinci mezar #1
Yazarın Adı : Darynda Jones
Çevirmenin Adı : Bilge Gündüz
Yayınevi : Doğan Kitap
Sayfa Sayısı : 316
Tür : Aşk,Macera,Paranormal
Goodreads Puanı : 4.5
Goodreads | Okuoku | D&R | İdefix







    Sonunda kitabı bitireli iki hafta olmuş ama hala yorumunu yazamamış olduğum bir kitapla daha beraberiz ! Ertelememeye çalıştım ama olmuyor arkadaşlar.Yorumlar bir şekilde hep erteleniyorlar.Özellikle bu ay daha da bir ertelendiler.Neyse konuma geçeyim dimi ben yavaştan.

   Charley Davidson ne kadar fiyakalı bir isim değil mi ? (fiyakalı kelimesi hala kullanılıyor mu diyebilirsiniz evet kullanılıyor !) Ve Charley özel dedektif.Özel dedektif olmasının yanında özel güçleri de var.O bir ölüm meleği ! Doğru duydunuz.Ama Azrail gibi değil.Bambaşka bir şekilde ölüm meleği.Ruhların yanına gitmiyor ruhlar ona geliyor.Daha doğrusu ruhları kendine çekiyor çünkü bir lamba gibi parlıyor.Artı Charley'nin özel bir yeteneği daha var.Dünyadaki bilinen ve bilinmeyen tüm dilleri konuşabiliyor.Sırf bunun için bile Charley benim için kadın karakterlerde en üst sıraya çıkabilir.Tabii bir de o komikliği var !


Normalde elli beş-elli altı kiloydum ama açıklanamayan bir nedenle,yarı uyanık olduğum saatler ile tamamen uyanık olduğum saatler arasında sağlam yüz kilo çekerdim.

   Bahsetmeyi unuttuğum bir kaç küçük detay da olabilir.Mesela Charley'nin ölüm meleği olmasının yanında kendini tehlikeye atmayı nasıl sevdiği gibi.Kızımız kendini sürekli ölümle burun buruna getiriyor.Şahsen kitap boyunca bunu kasten yaptığını düşünmeye başlamıştım.Her iki sahneden birinde Charley ya ölüm tehlikesi atlatıyor ya da sakatlanıyor.


Özel dedektiflik tekniklerim hiçbir zaman tarihe geçmeyecekti.Hiçbir zaman kriminoloji  kitaplarına geçmeyecek , üniversite amfilerin anlatılmayacaktı.Ama  biraz çabalarsam internetteki sohbet odalarında etkili olabilirdi hissedebiliyordum.
   Yazdıkça bahsetmediğim şeyler geliyor aklıma mesela Charley'e sayılı kişinin inanması gibi.Düşünsenize böyle bir yeteneğiniz var ve kimse size inanmıyor.Dahası sizden korkup uzak duruyorlar.Ve size "ucube" gibi lakaplar takıyorlar.Sanırım bana öyle lakaplar taksalar bırakın Charley gibi dayanıklı olmayı o an kendimi asmış cenazemi bile hazırlamış olurum.Hazır ölüleri de görüyorum oh mis.

Cookie fal taşı gibi açılmış , kendinden emin olmayan gözlerle odayı taradı."O büyük kötü şey mi ?" "Reyes."Cookie donakaldı , bir an altdudağını kemirdi , sonra tekrar bana bakıp "Selamımı söyledin mi ?" diye sordu.
Aha sonunda konuyu bitirdim veee sıra Reyes'e geldi ! Ah Reyes.Kitap boyunca sabırsızlıkla hangi sayfadan çıkacak diye beklediğim karakter.Charley'nin biricik aşkı.Hayatında canlı kanlı sadece bir kere görmüş olsa bile unutamadığı biri.Aslında burada ağır bir spoiler vermek isterdim.Ama vermiyorum kitabı okuyun ve kendiniz görün Reyes'in kim olduğunu nereden geldiğini.Size  şunu söyleyebilirim yazarımız heyecan yaşatmasını iyi biliyor ! Şurada tüm yazıyı Reyes üstüne kurmak isterken  bir paragraf ayırabilmek.Reyes sen bir paragrafa layık değilsin.Biliyorum.Özür dilerim affet beni :( Söz ikinci kitapta sırf senden bahsedicem ve bu gifte benden sana !



"Hayattayım," dedim."Herhalde bundan fazlasını istemem.""Evet, Charley isteyebilirsin."Uzunca bir sessizlikten sonra "O zaman bir milyon dolar isteyebilir miyim ?" dedim.Cookie "isteyebilirsin." dedikten sonra kıkırdayarak telefonu kapattı.



    Veee sona geldik sayın seyirciler.En çok yorum yazarken zorlandığım kısım bu yazara sövsem mi aşık mı olsam bilemediğim bölüm burası çünkü.Ne diyeceğimi şaşırıp kalıyorum resmen.Bu kitapta ne diyiceğimi şaşırdım.Sonunda kararımı vermedim değil verdim.Kararım yazara aşık olmaktan ! Okuduğum bir kaç seri hariç bu seride de çok gülücem sanırım.Öyle sevdim ki her tarafa post-it  yapıştırmak istedim.Hatta yapıştırdım ama seçici davranmam gerekti.Bana kalsa tüm sayfa alıntılardan oluşabilirdi bile.Tabiyki de en sevdiğim kısımları paylaştım.Hah az kalsın unutuyordum çevirmenimiz çok iyi bir iş çıkarmış çünkü o kadar az hata buldum ki kitapta genelde okuduğum kitaplarda en az 10 hata bulabilirdim ama bunda öyle bir sorun yoktu.Çevirmenimiz tıpatıp çevirmiş neredeyse cümleleri.Son olarak Doğan Kitap'a bu kitabı çevirdikleri için çok teşekkür ediyorum ve ikinci kitap iiçin sabırsızlanıyorum.Keşke önüme çıksa bir an önce alıp okuyabilsem !



Keşke Ben Uyurken Gitseydin - French Oje | Kitap Yorumu

18 Eylül 2013 Çarşamba





Kitabın Adı : Keşke Ben Uyurken Gitseydin
Yazarın Adı : French Oje
Yayıncı : Okuyan Us Yayın
Yayın Tarihi : 2013
Sayfa Sayısı : 299
Tür : Romantik , Dram
Goodreads | Okuoku |İdefix | D&R









Uzun zamandır yorum yazmayan Vera'dan selamlar ! Nasılsınız ? İyisinizdir umarım yazıya direkt girmeyi planlıyordum ama söylüyiceklerim varmış bende biraz oyalanayım dedim.Okuma Sıranı Belirle ! etkinliğimizin ikinci kitabını bitirdim/miştim.Bir hafta gibi bir süre olucak bitireli.Ama hala yazısını bekletiyorum.Cıkcık kendime hiç yakıştıramadım.Bahanelerim var ! Üstüme gelmeyin.Hepsii okulların suçu.Performans ödevi denilen lanet bir şey geldi bildiğiniz gibi ve bize/bana ilk günden performans ödevi verdiler vah halime.O yüzden pek uğruyamadım buralara.Bundan sonra öyle yapmıyıcam ohh yo.

Çok konuştum sanki ? Kitabın konusuna geçeyim ben.Kitabımız Renda isimli bir Türk kızını anlatıyor.Kızımızın aşkları , üzüntüleri ve acılarını okuyoruz kitap boyunca.Şahsen ben PuCCa gibi French Oje ve Pinkfrued seven bir insanım.Bu kitabı da ilk çıktığında almaktı amacım ama malum liste uzunluğundan arkalara atıldıkça atıldı.Ve kuzenimin aldığını duyup ondan ödünç aldım.Tabii şimdi kitaplığıma da istiyorum kendilerini o ayrı bir konu.

İnsan içine içine ağlar mı ? Ağlıyormuş demek ki , içime akan her neyse beni yakıyordu.

Renda'nın acıları üzüntüleri anlatılıyor dedim ya cidden öyle ! Kitap boyunca Renda yerine ben vah vahlandım.Kızımız kitabın başında 44 bedenken -tam hatırlayamadım bilen biri lütfen yanlışsa yazsın- 36 bedene iniyor.Hatta 36 beden bile bol geliyor.O kadar üzülüyor bu aşk denilen duygudan o kadar çok çekiyor ki ! Hepsi Bertan yüzünden ! Ah Bertan , Renda'nın kıymetini bilemedin.

Hiç benim kadar komik ve eğlenceli bir kadınla tanışmamış.Zaten biz bunları güldürürüz , gelir o eski modeli, eskininin modeli,oyuncusu kadınlar elimizden alır...Onların eğitimi,görgüsü,zarafeti karşısında biz gayet sıradan kalırız.O kadınlar yanımızda parlar,beğendiğimiz adamlar onları görür,biz adamların kankası oluruz.Biz komik,eğlenceli çalışkan ve "çok sevilen" oluruz diğer kadınlar "evlenilmesi ve çocuk yapılması gereken"....

Bertan dedim de kim bu Bertan ! İnsan sorar.Bertan bir rock grubunda ve Renda'nın biricik aşkı.Tabii aşk da zamanla  azalabiliyor.Hele karşımızdaki insan sevgimize karşılık vermeyince.Renda da Bertandan o kadar çok çekiyor ki.Dediim ya 44 bedenden 36 bedene düşüyor hemde rejim yapmadan ! Bu kadar üzülmek demek çok acı çekmek demek.

Bence hayır.Ama ona hayır diyemiyorum çünkü beni seviyor.Sevgiyi hissettiğim yerde, karşımdaki insanın her dediğine "tamam" demek istiyorum.Çünkü böyle bir sevgiyi her zaman hissetmiyorum.

Şimdi spoilerli kısma geldik ! Kitabı okumak isteyenler okumasın ama okuyanlar sizi şöyle alalıım ; 

Sonunda Renda için o kadar üzüldüm ki.İstediği kişiye ulaşamadı.İmkansız aşkmış gibi geldi.Ama kitap boyunca bir o kadar da Renda'ya kızdım,sövdüm.Arkadaşınla yatmak nedir Renda ! Lütfen.SY'ye bir şey demiyorum.Diyemiyorum.Haklı kız kendince.Ama keşke keşke işler öyle gelişmeseydi Renda için.

Tamam spoiler bitti.Ve kitabın sonu için özellikle benden Bertan'a gelsin bu gif ; 


Son olarak Okuyan Us yayınevine çok teşekkür ediyorum ve French Oje'ye de ! Çok güzel bir kitap yazmış severek okunabilecek ve kolayca bitirilebilecek bir kitap.Şahsen benim elimde bir gün dayanabildi.Sizi bilemem ama kitap okumayı sevmeyen kuzenimin bile elinde 3 gün dayandıysa hemen alın derim ve son olarak kitabın kapağı ! Beni benden aldı.

Çok uzattım sanırım ? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere ! 




Limon Yapraklarının Kokusu - Clara Sanchez | Kitap Yorumu

12 Eylül 2013 Perşembe




Kitabın Adı :Limon Yapraklarının Kokusu
Kitabın Orjinal Adı :The Scent Of Lemon Leaves
Yazarın Adı :Clara Sanchez
Çevirmen : Deniz Torcu
Yayıncı : Pegasus
Yayın  Tarihi : Nisan 2013 (Türkiye)
Sayfa Sayısı : 416
Tür : Dram
Goodreads | İdefix |  D&R



   Bu kitabı ne zamandır okumak istiyordum.Bursa kitap fuarında kuzenim almıştı.Çok sevinmiştim ama onun okumasını beklemiştim o yüzden de bir türlü kitabı elime alamamıştım.Geçenlerde kitabı aldım ve etkinliğimiz kapsamında ilk bu kitaba başlamam gerektiği için sevinip haydi ne bekliyorum diyip başladım.Başladım başlamasına da kitabın anlatımı bana o kadar sıkıcı geldi ki ! Bir kaç kez durup bırakmayı düşündüm.Ama etkinlik ve Fatma sağolsun kararlılığımı elimden bırakmadım vee devam ettim.Bu sabahta kitabı bitirdim.Küçük çaplı bir şok ve "Hayııııır kitabın sonu böyle olamaz !! Hayııır"lardan sonra oturdum ve yoruma başladım.



   Kitabımız Julian adında bir yahudinin eline arkadaşı Salva'dan mektup gelmesiyle başlıyor.Julian anladığım kadarıyla yaşı 70den büyük biri.Mektubun gelmesiyle birlikte hemen arkadaşını görmeye gidiyor Julian ve acı gerçeği öğreniyor arkadaşı ölmüş mektup ise Salva öldüğü taktir de Julian'a gönderilmeye programlanmış.Julian gençliğinde Hitler'in kurbanı olmuş yahudilerden sadece biri.Ve Salva'nın bıraktığı işi devralıp onlara işkence çektiren Nazi'lerin peşine düşüyor.Nazi'leri takip ederken Sandra adlı bir kızla karşılaşıyor.Sandra orta yaşlarda hatta genç sayılabilecek biri.Üstelik hamile.Sandra kafasını dinlemek için kız kardeşinin yazlığına gidiyor.Yazlık sahile çok yakın olduğu için sürekli sahile iniyor.Bir gün sahilde fenalaşıp kusmaya başlıyor.İşte o an yanına yaşlı bir çift gelip ona yardım ediyorlar.Sandra da yaşlı çifte bakıp içlerinde sana da saf iyiliği görüyor ve onlarla beraber piknik yapmaya , sahile inmeye başlıyor.Yaşlı çift - Fred ve Karin- Julian'ın takip ettiği Nazi'lerden bir kaçı.Ve Julian Sandra'yı görüp gidip onunla tanışıyor.Ama kim olduğunu ve ne istediğini hiç söylemiyor.Böylelikle arkadaş oluyorlar.Bir süre sonra Julian dayanamayıp Sandra'ya gerçekleri anlatıyor.Bunun üzerine birlikte çok güzel bir takip oluşturuyorlar.

Kahvemi içerken -çok iyi bir espressoydu- iyinin yerini kötüyü tanıdıktan sonra azalıverdiğini düşündüm.Kötülük uyuşturucu gibidir,bu yüzden kasaplar insanları öldürdükçe sadistleşiyorlardı,doymak bilmiyorlardı.-Julian
  Şahsen kitabın anlatımını hiç beğenmedim.Konusu ilgimi çekmişti -ayrıca kitabın kapağı bir bakar mısınız ne kadar güzel kapağa sahip!- Kitabı da sırf anlatımından dolayı bırakmayı düşündüm.O kadar ince ayrıntılara girmiş ki yazar.Bir süre sonra okuyucuyu boğuyor bu ayrıntılar.

İkimizde bahçeye doğru bakıp sustuk , ağaçlardan ve çatıdan düşen su damlalarının sesi duyuluyordu.Gözlerimi kapattım ve hayal kurdum , hayalin kendisi için değil , hayal kurmanın verdiği zevk için.-Sandra 


Otelin mevcut misafirleri kaldıkların otelin güvenlik sisteminin ne derece yetersiz olduğunu bilselerdi , hayatlarını kurtarmak için bir saniye bile beklemeden kaçıp giderlerdi.Ama hayat da böyleydi işte; bazıları bazı şeyleri bilirken , öbürleri bilmezdi.-Julian
  Kitabı okurken Julian'ı kendi akrabammış gibi hissettim.İçindeki saf nefret ve hiç bıkmadan Nazileri takip etmesi.Kararlılığı.İmrenmedim değil.Eğer Julian'ın yerinde olsaydım sanırım ilahi adaleti bile gözüm görmezdi.Başıma öyle şeyler gelmiş olsa Nazileri bulup ellerimle öldürmek isterdim.Sabırlılığı da benden tam puan aldı.


"Sana bir kez daha söylüyorum, bunu yapmak zorunda değilsin.Onlardan gözün korkmamalı ya da benim seni kullanmama izin vermemelisin.Senin bu hikayede yerin yok.Seni seven ve seni mutlu eden bir erkeğin yanında olmalısın.Hayatını boşa harcama.""Hayat nasıl boşa harcanmaz bilmiyorum.""Mutlu ve memnun olarak,hayatın tadını çıkararak.Aşık ol.""Çok isterdim fakat o kadar kolay değil" - Sandra 


"Sonuçta olan oldu,geriye dönemezsin.Ayrıca hayat çok kısa,sonuna vardığında sanki beş dakikalık rüyadan uyanmışsın gibi hissedersin ve rüyalarda hiç bir mantığın almadığı şeyler yapabilirsin." -Sandra
  Sandra'ya gelecek olursak.Nedense bu karakteri bir türlü sevemedim.Bir an keşke Naziler bu kızı öldürse diye bile düşündüm.Neden kin besledim bu karaktere hiç bir fikrim yok.Julian'ın tanınmasında onun suçu olduğu için olabilir sanırım.Olan şu ki Sandra "tatata öldün çık".Yazara burdan sitem ediyorum bu karakter için.Hatta ve hatta gidip konuşmak bile istiyorum.Ne kadar bencil bir karakter yazmış olduğuyla ilgili.



En aşikar olan şeyi, dünyanın sırrını fark edemiyorduk;oysa dünyanın sırrı gözlerimizin önünde, güneş tarafından sarartılan kum taneciklerinde gizliydi.Kızım kolumdaki numaraların lazerle silinebileceğini söylemişti.Ona bir şeyi saklamanın başka yok etmenin başka olduğunu söylemiştim.O numaranın artık benim bir parçam olduğunu ve onu benden alırlarsa aynı ben olmayacağımı söylemiştim.Onu yok ederek kendimi kandırıyor olurdum.Ayrıca ne için yapacaktım böyle bir şeyi ? Geleceğim buradaydı , şimdi yapacaklarım gelecekte kalacaktı. - Julian 
   Ah sonuna geldim ! Şimdi içimde bir burukluk bir de heyecan var.Kitabı beğenmedim beğenmedim diyorum ama o son ! Beni benden aldı.Ne olduğunu şaşırdım.Daha sayfa var mı diye baktım.Nasıl bir son öyle ? Spoiler vermiyim diyorum ama sırf sonu için okunabilir kitap.Başını ne kadar beğenmediysem tam zıttı sonunu da o kadar çok beğendim.Demem o ki sırf kitabın sonu için ve Hitler'in o kötülüklerini öğrenmek yaşananları bir Yahudi'nin gözünden görmek için gidip kitabı okumanız lazım.Bu arada pegasus yayınlarına çok teşekkür ediyorum orjinal kapak kullandıkları için.

Ara Dünya - Neil Gaiman & Michael Reaves | Kitap Yorumu

1 Eylül 2013 Pazar





Kitabın Adı : Ara Dünya

Orjinal Adı : Intern World
Serinin Adı : Intern World#1
Yazar : Neil  Gaiman & Michael Reaves


Yayıncı : İthaki 

Yayın Tarihi : Ekim 2012 -İstanbul-
Sayfa Sayısı : 214
Tür : Bilimkurgu 



   Hiç kimse sanırım bu kitabı bu kadar çabuk okuyup bu kadar çabuk yorumluyacağımı tahmin etmemişti.Ben bile tahmin etmemiştim.Benim içinde çabucak okumak sürpriz oldu.Yorumu okumadan önce bu kitabın hala D&R kampanyasında 9.90 olduğunu belirteyim.Yorumu okuduktan sonra gidip almak isterseniz sizi durdurmayacağımı da bilin.

  Kitabı ben yine Fatma'yla beraber okudum.Kısmen beraber almış gibi olduk.Hazır ikimizin elinde varken ikimizde okuyup beraber yorumluyalım dedik.Tabii ki o daha çok bilim-kurgu insanı olduğu için benden önce bitirdi.Bende gaza gelip bir kaç saat sonra bitirdim tabi.Biriyle beraber kitap okumak çok eğlenceli oluyor.Blogu açmasaydım hiç okuyamıyıcakmışım neyse çok uzattım ben konuya geçiyorum.

    Kitabımız Joey Harker adında 16 yaşında bir erkeği -çocuğu- anlatıyor.Joey evde bile yolunu kaybediyor.Düşünün evdeyken yolunuzu kaybetseniz nasıl hissedersiniz ? Ve Joey bunu annesine bile söylemiyor.Çünkü söylerse açıklamak zorunda kalıcak.

   Joey aldığı derslerden birinde sosyal dersiydi sanırsam öğretmenleri üçerli grupları ayırıyor sınıfı ve Greenville'in farklı yerlerine öğrencileri bırakıyor.Evlerini kendileri bulsun diye.Ve cep telefonlarını,paralarını,kredi kartlarını,otobüs biletlerini her şeylerini alıyor.Joey , grubuyla indirildiği yere bakıyor, birazcık duraksamadan sonra indirildikleri yeri bildiğini fark ediyor.Evde yolunu kaybeden çocuk şehrin farklı bir yerinden eve nasıl gidileceğini biliyor ! İşte kitabımız tam bu noktada heyecanlanıyor.


"Bazen barışın kıymetini anlamamız için savaş gereklidir.Gün olur,diplomasinin savaşı önlemekte ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrenmemiz gerekir." - Bay Dimas

  Bu kitap benim "Evrenin Ötesi" serisinden sonra okuduğum ilk bilim-kurguydu.Keşke ilk bilim-kurgu türünde bu kitabı okusaymışım dedim.O kadar güzeldi ki ! Karakterlerin çeşitliliği yoksa aynı olmaları ve aynı zamanda farklı olmaları mı demeliyim ? SPOİLER Bilemedim.Jay'in Joey'nin aynısı olmasını tahmin etmiştim.Ama tüm üssün Joey'nin aynısı olması ? Buna katlanamadım sanırsam.Keşke Joey tüm hepsinin özü olsaydı.Yani tüm kitap boyunca bunu düşledim durdum.Ama olmadı :( SPOİLER BİTİMİ.



"Şunu hiç aklından çıkarma : Sonsuz dünyaların olduğu yerde, her şey mümkün değil zorunludur." - Jay

Bir diğer mutlu olduğum nokta ise HUE ! O kadar güzel bir çibiyaf -çibayaf ? çibayif ? çabiyaf? - ki ! Joey'nin yanında durması.Sürekli renk değiştirmesi.Uçması.Farklı evrenden gelmesi.Hepsi beni büyüledi.Bu nokta da yazarların ikisi de benden ayakta alkış aldılar.

"Ben de onlardan biriydim : Ben  onlardım ve insan kendinden sürekli nefret edemezdi.Öte yandan, insan kendini sürekli sevemezdi de." - Joey Harker

 Kitapta o kadar çok bilgi vardı ki kendimi bir an fizik dersindeymişim gibi zannettim.Keşke fizik dersi bu kadar zevkli olsaydı.Kesin sınavlardan 95 falan alırdım.Ama gerçek hayatla kitaplar farklı dünyalar arkadaşlar,üzgünüm.Gerçekler çok acıtıyor.

" Okuduğum kitaplarda "ölümden bile beter bir kader" ifadesiyle ne zaman karşılaşsam,hep merak ederdim.Demek istediğim,hep ölümün hayatın her zamanki akışını sonlandırdığı için zaten yeterince kötü olduğunu düşünürdüm.   Gelgelelim pişirilerek ve beni ben yapan her şeyden arındırılarak öldürülme ve sonra da sonsuza dek bir çeşit kozmik güç paketi olarak kullanılma fikri......  İşte bu fikrin yanında ölüm güzel geliyordu.Gerçekten de öyle geliyordu." - Joey Harker 

    Kitaptan çok bahsettim yayınevinden bahsedicem şimdi.Kapağı ne kadar beğenmesem de orjinal kapağı çok beğenmiş olsam da yazı şekillerini çok beğendim ! Bir de kitabın boyutu sayfaların kalınlığı aşık olunacak cinstendi şahsen.Hatta ben bu kitaba aşık olabilirim bence.Çevirmenimize gelirsek şahsen şu aralar tüm çevirmenlerin önünde saygıyla eğiliyorum bence çok zor bir iş çevirmenlik ara ara hataları olsa da çok beğendim , kitabı hiç bozmamış maşallah tütütü ! Buradan Emine Hanım'a çok teşekkür ediyorum.Cidden kitabı da çeviriyi de çok beğendim.(Çok kelimesini çok mu kullanıyorum ne ?)

   Kitap hakkında diyeceklerim bu kadardı.Yazının başında da dediğim gibi kitap hala D&R indiriminde 9.90 TL bence gidip kapın hazır inceyken,konusu da güzelken kitaplığınız da bulunsun.Okur okur yazarların hayal gücüne hayran kalırsınız.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS