Limon Yapraklarının Kokusu - Clara Sanchez | Kitap Yorumu

12 Eylül 2013 Perşembe




Kitabın Adı :Limon Yapraklarının Kokusu
Kitabın Orjinal Adı :The Scent Of Lemon Leaves
Yazarın Adı :Clara Sanchez
Çevirmen : Deniz Torcu
Yayıncı : Pegasus
Yayın  Tarihi : Nisan 2013 (Türkiye)
Sayfa Sayısı : 416
Tür : Dram
Goodreads | İdefix |  D&R



   Bu kitabı ne zamandır okumak istiyordum.Bursa kitap fuarında kuzenim almıştı.Çok sevinmiştim ama onun okumasını beklemiştim o yüzden de bir türlü kitabı elime alamamıştım.Geçenlerde kitabı aldım ve etkinliğimiz kapsamında ilk bu kitaba başlamam gerektiği için sevinip haydi ne bekliyorum diyip başladım.Başladım başlamasına da kitabın anlatımı bana o kadar sıkıcı geldi ki ! Bir kaç kez durup bırakmayı düşündüm.Ama etkinlik ve Fatma sağolsun kararlılığımı elimden bırakmadım vee devam ettim.Bu sabahta kitabı bitirdim.Küçük çaplı bir şok ve "Hayııııır kitabın sonu böyle olamaz !! Hayııır"lardan sonra oturdum ve yoruma başladım.



   Kitabımız Julian adında bir yahudinin eline arkadaşı Salva'dan mektup gelmesiyle başlıyor.Julian anladığım kadarıyla yaşı 70den büyük biri.Mektubun gelmesiyle birlikte hemen arkadaşını görmeye gidiyor Julian ve acı gerçeği öğreniyor arkadaşı ölmüş mektup ise Salva öldüğü taktir de Julian'a gönderilmeye programlanmış.Julian gençliğinde Hitler'in kurbanı olmuş yahudilerden sadece biri.Ve Salva'nın bıraktığı işi devralıp onlara işkence çektiren Nazi'lerin peşine düşüyor.Nazi'leri takip ederken Sandra adlı bir kızla karşılaşıyor.Sandra orta yaşlarda hatta genç sayılabilecek biri.Üstelik hamile.Sandra kafasını dinlemek için kız kardeşinin yazlığına gidiyor.Yazlık sahile çok yakın olduğu için sürekli sahile iniyor.Bir gün sahilde fenalaşıp kusmaya başlıyor.İşte o an yanına yaşlı bir çift gelip ona yardım ediyorlar.Sandra da yaşlı çifte bakıp içlerinde sana da saf iyiliği görüyor ve onlarla beraber piknik yapmaya , sahile inmeye başlıyor.Yaşlı çift - Fred ve Karin- Julian'ın takip ettiği Nazi'lerden bir kaçı.Ve Julian Sandra'yı görüp gidip onunla tanışıyor.Ama kim olduğunu ve ne istediğini hiç söylemiyor.Böylelikle arkadaş oluyorlar.Bir süre sonra Julian dayanamayıp Sandra'ya gerçekleri anlatıyor.Bunun üzerine birlikte çok güzel bir takip oluşturuyorlar.

Kahvemi içerken -çok iyi bir espressoydu- iyinin yerini kötüyü tanıdıktan sonra azalıverdiğini düşündüm.Kötülük uyuşturucu gibidir,bu yüzden kasaplar insanları öldürdükçe sadistleşiyorlardı,doymak bilmiyorlardı.-Julian
  Şahsen kitabın anlatımını hiç beğenmedim.Konusu ilgimi çekmişti -ayrıca kitabın kapağı bir bakar mısınız ne kadar güzel kapağa sahip!- Kitabı da sırf anlatımından dolayı bırakmayı düşündüm.O kadar ince ayrıntılara girmiş ki yazar.Bir süre sonra okuyucuyu boğuyor bu ayrıntılar.

İkimizde bahçeye doğru bakıp sustuk , ağaçlardan ve çatıdan düşen su damlalarının sesi duyuluyordu.Gözlerimi kapattım ve hayal kurdum , hayalin kendisi için değil , hayal kurmanın verdiği zevk için.-Sandra 


Otelin mevcut misafirleri kaldıkların otelin güvenlik sisteminin ne derece yetersiz olduğunu bilselerdi , hayatlarını kurtarmak için bir saniye bile beklemeden kaçıp giderlerdi.Ama hayat da böyleydi işte; bazıları bazı şeyleri bilirken , öbürleri bilmezdi.-Julian
  Kitabı okurken Julian'ı kendi akrabammış gibi hissettim.İçindeki saf nefret ve hiç bıkmadan Nazileri takip etmesi.Kararlılığı.İmrenmedim değil.Eğer Julian'ın yerinde olsaydım sanırım ilahi adaleti bile gözüm görmezdi.Başıma öyle şeyler gelmiş olsa Nazileri bulup ellerimle öldürmek isterdim.Sabırlılığı da benden tam puan aldı.


"Sana bir kez daha söylüyorum, bunu yapmak zorunda değilsin.Onlardan gözün korkmamalı ya da benim seni kullanmama izin vermemelisin.Senin bu hikayede yerin yok.Seni seven ve seni mutlu eden bir erkeğin yanında olmalısın.Hayatını boşa harcama.""Hayat nasıl boşa harcanmaz bilmiyorum.""Mutlu ve memnun olarak,hayatın tadını çıkararak.Aşık ol.""Çok isterdim fakat o kadar kolay değil" - Sandra 


"Sonuçta olan oldu,geriye dönemezsin.Ayrıca hayat çok kısa,sonuna vardığında sanki beş dakikalık rüyadan uyanmışsın gibi hissedersin ve rüyalarda hiç bir mantığın almadığı şeyler yapabilirsin." -Sandra
  Sandra'ya gelecek olursak.Nedense bu karakteri bir türlü sevemedim.Bir an keşke Naziler bu kızı öldürse diye bile düşündüm.Neden kin besledim bu karaktere hiç bir fikrim yok.Julian'ın tanınmasında onun suçu olduğu için olabilir sanırım.Olan şu ki Sandra "tatata öldün çık".Yazara burdan sitem ediyorum bu karakter için.Hatta ve hatta gidip konuşmak bile istiyorum.Ne kadar bencil bir karakter yazmış olduğuyla ilgili.



En aşikar olan şeyi, dünyanın sırrını fark edemiyorduk;oysa dünyanın sırrı gözlerimizin önünde, güneş tarafından sarartılan kum taneciklerinde gizliydi.Kızım kolumdaki numaraların lazerle silinebileceğini söylemişti.Ona bir şeyi saklamanın başka yok etmenin başka olduğunu söylemiştim.O numaranın artık benim bir parçam olduğunu ve onu benden alırlarsa aynı ben olmayacağımı söylemiştim.Onu yok ederek kendimi kandırıyor olurdum.Ayrıca ne için yapacaktım böyle bir şeyi ? Geleceğim buradaydı , şimdi yapacaklarım gelecekte kalacaktı. - Julian 
   Ah sonuna geldim ! Şimdi içimde bir burukluk bir de heyecan var.Kitabı beğenmedim beğenmedim diyorum ama o son ! Beni benden aldı.Ne olduğunu şaşırdım.Daha sayfa var mı diye baktım.Nasıl bir son öyle ? Spoiler vermiyim diyorum ama sırf sonu için okunabilir kitap.Başını ne kadar beğenmediysem tam zıttı sonunu da o kadar çok beğendim.Demem o ki sırf kitabın sonu için ve Hitler'in o kötülüklerini öğrenmek yaşananları bir Yahudi'nin gözünden görmek için gidip kitabı okumanız lazım.Bu arada pegasus yayınlarına çok teşekkür ediyorum orjinal kapak kullandıkları için.

2 yorum:

  1. konusu değişikmiş, daha önce ilgimi çekmemesine şaşırdım :)
    http://sonsuzkitaplik.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek çok kişinin ilgisini çekmemiş :)
      Teşekkür ederim.

      Sil

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS