Efsane - Marie Lu | Kitap Yorumu

14 Aralık 2014 Pazar


Kitabın Adı : Efsane 
Orjinal Adı : Legend
Serinin Adı : Legend (#1)
Yazarın Adı : Marie Lu 
Yayınevi : Pegasus 
Tür : Distopya
Gerçek, Efsane'ye dönüşecek

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nin batı kıyısı olarak bilinen yerde şimdi Cumhuriyet adında, komşularıyla sürekli savaşan bir ülke vardır. Cumhuriyet'in seçkin sınıfından gelen on beş yaşındaki üstün yetenekli June, askerî bir dehaya sahiptir. İtaatkâr, hırslı ve kendini ülkesine adamış bu genç kız onun uğruna her şeyi yapmaya hazırdır. Fakir bir aileden gelen on beş yaşındaki Day ise ülkenin en çok aranan suçlusu ve bir devlet düşmanıdır. Kendisi gibi asker olan ağabeyi Metias öldürülünce June, Day'in peşine düşer. İnandıkları şeyler uğruna savaşan bu iki gencin kesi?en yolları, onları Cumhuriyet'in karanlık sırlarına götürecektir.

Merhabalar sayın okuyucu ! 
  Herkesin okuduğu,yorumladığı ayıla bayıla bahsettiği bir kitabı sonunda bende okuyabildim.Okuyabildim ama yorumunu yazmaya üşendim.Ki kitabı ilk çıktığı zamanlarda almış olmama rağmen.Şu aralar yorum yazmadan sorun yaşıyorum nedense.Kusura bakmayın o yüzden gecikiyor hep yorumlar.Bir de üstüne ygs-lys meselesi eklenince yorumlar iyice gecikiyor.Ve gördüğünüz üzere ilk okuduğum zamandan bu yana neredeyse üç ay geçmiş olmasına rağmen Efsane'nin yorumunu yeni yazabiliyorum.


  Öncelikle kitaptan başlayayım konuyu azıcık çıtlatayım size.Efsane bir distopya romanı, olaylar Cumhuriyet adında bir devlette geçiyor.Cumhuriyet çok güçlü,Cumhuriyet'in içindekiler şanslı ama Cumhuriyet'in düşmanları o kadar şanslı değiller.

  Kitabımız Day ve June'un ağzından anlatılıyor.Biri az önce dediğim gibi o kadar şanslıyken diğeri o kadar da şanslı değil.Aslında ikisinin de kendince farklı ve aynı yönleri var.İkisi de ailesini kaybetmiş -neredeyse- ve ikisi de yalnız.İkisi de üstün zekalı ve ikisi de Cumhuriyet'e karşı ve aslında Cumhuriyet'in yanında.Ve iki ana karakterimiz de hiç beklenmedik olaylarla karşılaşıyorlar.


Kitabı nasıl anlatacağımı bilemiyorum.O kadar tadı damağınızda kalan bir kitaptı ki bitince "bu muydu bu kadar mıydı devamı nerede ?"diyorsunuz.Tabii ben kitabı aldığımda ve okuduğumda Efsane yeni çıkmıştı.Şimdi ikinci kitabı "Deha" da raflarda.En kısa zamanda alınacaklar listemde bekleniyor.


Kitabın kendi tarafımdan yorumuna gelirsek;
Açıkcası ben bazı kısımları şu Virüs'lü filmlere benzettim.Tamam kitap yine güzeldi,iyiydi hoştu ama biraz eksiklikler vardı.Kurgu kısmında Marie Lu'nun eline su dökülmez sanırım o konuda hepimiz hem fikiriz ama duyguları yaşatma konusunda canım biraz daha duygu biraaaz daha enerji haydi nerede senin enerjin ? diyebilirim diye düşünüyorum.

Galiba uzun zamandır taslakta bekleyen kitaplardan biriydi "Efsane" hatta azıcık daha beklesem bir sene olacaktı.Geç olsun güç olmasın diyelim.Yakında bir sürü yorumla karşınızda olacağım ! Umarım.Şimdiden hepimize güzel haftalar,güzel günler ^^




[13.GKK BLOG TUR ]Endgame :Çağrı - James Frey | Kitap Yorumu

7 Aralık 2014 Pazar



Kitabın Adı : Endgame : Çağrı
Yazarlar : James Frey - Nils Johnson Shelton 
Yayınevi : Pena Yayınları 
Türü: Distopik 

On iki Oyuncu. Bedenen gençler ama kadim bir geçmişten geliyorlar. Binlerce yıl önce yaratıldılar ve seçildiler. O günden beri hazırlanıyorlar. Doğaüstü değiller. Ne uçabilir ne de kurşunu altına çevirebilirler. Ölüm geldiğinde onların da yapacak bir şeyleri yok. Onlar için de, hepimiz için de. Onlar Dünya’nın mirasçıları ve Büyük Kurtuluş Bulmacası’nı çözmeliler. Biri yapmalı yoksa hepimiz yok oluruz.



Herkese merhabalar !
Benim için ygs telaşesi devam ederken bir yandan da kitaplar ve GKK olara turlara devam ediyoruz.Bildiğiniz gibi baya büyük bir kitaba tur düzenliiyoruz ve buu gün sıra bende ! Öncelikle kitabın ne kadar müthiş olduğundan bahsedebilir miyim ? Harika.Nereye gitsem kitap elimdeydi okuduğum süre boyunca ve herkes -abartmıyorum cidden herkes- elimden kitabı alıp "Aaaa bu ödüllü kitap ne zaman aldın ? Şifreyi çözmeye çalışıyor musun ? " diyorlardı.Tabi ben sadece okuyorum cevabını verdim herkese malesef.Şifreyi çözmeye bile çalışmadım her neyse bu kısmı geçiyorum.Kitabın tamamen distopik olduğunu belirtmem gerekiyor.Çünkü bir kurmaca üzerine kurulmuş kitabımız.Ama ağları ustaca örülmüş  bir kurmaca.

Her zaman yorumlara nasıl başlıyorsam bu yorumda da kısaca özetleyiip kendi kitapla ilgili yorumlarıma geçicem.Spoilersiz olarak tabi ki.

Kitabımız Dünya'nın her yerinde meydana gelen büyük kazalarla başlıyor.Dünyanın her yerinde dediğime bakmayın bunlar 12 Kadim soydan gelen oyuncuların olduğu yerlerde meydana geliyor daha çok.Bu kazalar, çok fazla insanın ölümüne yol açıyor.Ve bu kazalar sonucu oyuncular bir şey anlıyor Endgame başladı.Endgame gerçek ve Endgame şimdi.

Kısaca Endgame'in kurallarından bahsedeyim size hala bilmiyorsanız;
  • Endgame'i oynamak için 12 Kadim soydan gelmeniz gerekiyor.
  • Endgame'e dahil olmak için tamamen görebilmeniz,kolunuz bacağınız tüm organlarınızın düzgün olması gerekiyor.Psikolojik olarak bir sorununuz olsa da bir şey olmaz,anladığım kadarıyla.
  • Ve son olarak,ayrıca en önemlisi 13 ile 20 yaş arasında olmanız gerekiyor.
Tek tek oyuncuların ismini sıralardım aama şu ana kadar tur başından itibaren oyuncuları ve kadim soylarını takip etmişseniz baya öğrenmiş olmanız gerekiyordu.O yüzden sizi merakta bırakıp oyuncuları tanıtmayacağım eğer hala yazının sonuna kadar merakta kalmış olursanız vereceğim linklerden turu inceleyebilirsiniz.

Benim düşüncelerime gelicek olursaaak.Öncelikle kitaba derslerim yüzünden geç başladığımı son bir kaç güne sığdırmaya çalıştığımı itiraf etmeliyim çünkü iki aydır okuduğum üç kitap oldu ki Endgame:Çağrı da bu kitaplardan biri.İlk başlarda biraz çekincelerim vardı bazı arkadaşlarımdan "güzel değildi" "eh işte şifreyi de bulamadık" gibi yorumlar duyup hevesim kaçmıştı.Ama kitaba başlayınca durumun hiç de böyle olmadığını anladım.Çünkü kitap müthişti ! Efsaneydi resmen ! Ne zaman ne olacağını bilmiyorsunuz.Sizin yaşınızdaki oyuncuların ne yapacağını kestiremiyorsunuz ve kendinizi hangi oyuncuya yakın olacağını hangi oyuncuyu tutacağınızı kestiremiyosunuz.Sonunda kendinizi bir oyuncunun hayatta kalması için dua ederken buluyorsunuz -cümlenin çok devrik olduğunu şu an fark ettim affola.

Demem o ki arkadaşlar bu kitap şifreyi çözmekten başka amaçlar için -o amaçlar okumak oluyor- alınır ! Hatta kitap için sabahlanır.

Huh nefesim tükendi bu yazıyı yazarken bir de vlog çekmeyi planlıyordum bu kitap yorumum için kusura bakmayın zaman kısıtlığından öyle bir şey olmadı  (plus arkadaşlar yüzünden).Yorumum çok ciddi oldu onun içinde kusura bakmayın genelde böyle olmaz biliyorsunuz.Son olarak Michael Obama'ya benden selamlar ve de GKK üyelerinin bloglarından turu takip etmeniz için linklerle baş başa bırakıyorum sizi ! Bıy bıyınız.



Tatlı Sır - Jamie McGuire | Kitap Yorumu

26 Kasım 2014 Çarşamba



Kapak görseli thcodex.blogspot.com.tr'den alıntıdır.

 Kitabın Adı : Tatlı Sır 
 Orjinal Adı : Beautiful Oblivion 
Seri Adı : Beautiful (#3) 
Yazarı: Jamie McGuire 
Yayınevi : Yabancı Yayınları 
Türü : New Adult

Çocukluk yılları gereğinden fazla erken sona eren, özgür ruhlu Camille "Cami" Camlin, üniversitenin ilk yılından sonra kendi evine çıkmıştı ve hayatını istediği gibi yaşayabilmek için çabalıyordu. Red Door'da çalışmak ve okula gitmek dışında başka bir şeye ayıracak vakti yoktu. Ta ki erkek arkadaşını görmek için çıkacağı seyahat iptal olana kadar... Şimdi önünde, yıllardır ilk defa ne yapacağını bilmediği bomboş bir hafta sonu vardı. 

Trenton Maddox, Eastern State Üniversitesi'nin kralıydı. Arkadaşları onun gibi, kadınlarsa ona sahip olmak istiyorlardı ama trajik bir kazadan sonra hayatı altüst olmuş, okulu yarım bırakmıştı. 

Kazadan on sekiz ay sonra Trenton, dul babasıyla aynı evde yaşayıp yerel bir dövmecide çalışıyor, babasına faturaları ödemesinde yardımcı oluyordu. Tam hayatının normale dönmeye başladığını hissettiği günlerin birinde, Red'de yalnız başına oturan Cami'ye rastladı. 

Gürültücü kardeşleriyle başa çıkmaya alışkın olan Cami, Trenton Maddox'la başlayan yeni arkadaşlığını da idare edebileceğini düşünmüştü. Ama bir Maddox erkeği, âşık olduğunda bu sonsuza dek sürerdi; âşık olduğu kız, altüst olmuş dünyasını tamamen yıkabilecek kişi olsa bile...

Herkese merhabalar !
Uzun zamandır yapmadığım bir şeyler karşınızdayım: YORUM YAZMAK ! Şaşırdınız değil mi ? Evet ben bile şaşırdım.Ama artık üstümden bu üşengeçlik ve bahaneleri -ki bu bahaneler ygs olsa bile- bırakmanın vaktinin geldiğini düşünüp birikmiş yorumlarımın başına oturdum.İlk yorumum benim sabırsızlıkla beklediğim ve Yabancı Yayınlarına gönderdikleri için ne kadar teşekkür etsem az olacak olan: Tatlı Sır. 

Kitabın elime ulaşmasıyla kitaba başladığımı belirtmeme gerek var mı ? Yok sanırım.Herkesin bu serinin devam kitaplarını deli gibi beklediğini biliyorum.Çünkü Travis Kuduz İt Maddox'tan sonra Jamie'ye karşı herkesin bir hayranlığı oluştu.Jamie ne yazarsa yazsın okuyacağımızı söyledik ve de yabancı yayınları bastığı gibi elimize aldık okuduk.İlk önce konuyu sonra da yorumlarımı yazmak için sabırsızlanıyorum vee başlıyorum.

Kitabımız Travis'in abisi olan -ağabeyi- Trenton Maddox'u anlatıyor ve biraz da Camille Camlin'i.Aslında kitap Camille'in ağzından olsa da hepimiz Trenton için okuyoruz kitabı.Camille üniversite öğrencisi ve Red Door adlı barda çalışıyor.Buraya kadar sorunumuz var mı çocuklar ? Yoksa devam ediyorum ve sevgili Camille'imizin yürütmeye çalıştığı bir uzaktan ilişkisi var.Uzaktan ilişki için ne derler bilir misiniz ? Bilmiyorsanız yürümez derler.Eh bir de erkek arkadaşınız çok yoğunsa iki kere yürümez derler.Ama bizim saf kızımız erkek arkadağı olan TJ'e sadık mı sadık aşıık mı aşık.Ardından bizim esas çocuğumuz olan Tj'in yanına gidecek olan kızımızın planları iptal oluyor ve önünde uzun zamandır boş olmadığı bir haftasonu beliriyor.Kız kıza bir gece geçirmek için dışarı çıkan Camille aynı zamanda çıkmaz bir yola da giriyor ve yolun iki çıkışı var biri TJ biri Trenton.

Bu kadar anlatma yeterliyse yoruma geçiyorum ne dersiniz ?

AMAANIIIIN.Tüm Maddox erkekleri mi harika olur tüm hepsi mi ? Ya gökten bana da bir Trenton bir Travis düşsse Allahım nolur ? Ne güzel olur ne harika olur ? Siz kitaba neden bayıldığımı anlamışsınızdır: Trenton Maddox harikalığı sayesinde.Çekici badass gibi gözüken yufka yürekli Maddox erkeği Trenton.Bir de onun aşık olduğu Camille.Kitap boyunca bana Jamie yüzünden afakanlar ve ufuklar bastı gitmek bilmediler.Ay bir barışıyorlar bir öyleler bir böyleler en sonunda dedim olmayacak böyle ben diyince zaten doğru yolu buldular ve bir barışmalar birr vıcık vıcıklaşmalar.TAM İSTEDİĞİM GİBİ OLDULAR ! Ondan sonra yüzümde bir sırıtmayla kitabı bitirdim.

Yalnız kitapta çevirmen abimizden mi kaynaklı Jamie'den mi kaynaklı bir anlatım bozukluğu vardı ama onu da yer yer unutabiliyordunuz o yüzden çok sorun etmedim ki ben Trenton Maddox büyüsüne kapılmış gidiyordum.İlk sorunum buydu ikinci sorunuma gelecek olursak Jamie beni sinir etti arkadaşlar sürekli Travis'i kitaba soktu geçmişe döndü taaamam anladık Tatlı Bela'yı sen yazdın ama azcık bu kitapta olmasın onların hikayesini Belalı Düğün,Ayaklı Bela ve Tatlı Bela'da okuduk bunda da bir değişiklik olsun dimi ? Her neyse ben çok içlenmişim olsun diyorum görmezden gelince kitabın tadına doya doya varıyorsunuz.

Uzun bir yorum yazmışım hıncımı çıkarmak istercesine o yüzden buradan Yabancı Yayınlarına okumama fırsat verdikleri için teşekkür ediyorum reklamlardan sonra yine burada olacağımı belirtiyorum ! 

XOXO 

[13.GKK BLOG TURLARI ] Endgame:Çağrı | 12 Irkın Tanıtım & Tur Takvimi

21 Kasım 2014 Cuma


Herkese merhabalar !
13.turumuz başladı malumunuz EndGame:Çağrı adlı kitaba tur yapıyoruz ^^ Bu gün Irkların tanıtımıyla karşınızdayız.

Aslında demek istediğim ve diyeceğim o kadar çok konu birikti ki hepsini diğer postlara saklıyor biriktiriyorum ve ıırrklara geçiyorum benim ırklarım Nebati Krallığı ve La Tene İnsanları sizi onlarla baş başa bırakıyorum buyrunuz;




Turla ilgili daha çok bilgi almak için facebook sayfamıza ya da diğer bloglara bakabilirsiniz ^^ 

Maybe Someday - Colleen Hoover | Kitap Yorumu

24 Ekim 2014 Cuma

Kitabın Adı : Maybe Someday
Yazarın Adı : Colleen Hoover
Türü : New Adult
Puanım : 5/5 
At twenty-two years old, aspiring musician Sydney Blake has a great life: She’s in college, working a steady job, in love with her wonderful boyfriend, Hunter, and rooming with her good friend, Tori. But everything changes when she discovers Hunter cheating on her with Tori—and she is left trying to decide what to do next.

Sydney becomes captivated by her mysterious neighbor, Ridge Lawson. She can’t take her eyes off him or stop listening to the daily guitar playing he does out on his balcony. She can feel the harmony and vibrations in his music. And there’s something about Sydney that Ridge can’t ignore, either: He seems to have finally found his muse. When their inevitable encounter happens, they soon find themselves needing each other in more ways than one…


From #1 New York Times bestselling author Colleen Hoover, a passionate tale of friendship, betrayal, and romance—and the enchanting music that inspires one young woman to put her life back together.


Herkese merhabalar !
Uzun zaman sonra bekletmeden bir kitabın yorumunu yazıyorum.Bekletmeden derken bir hafta geçtiği halde hemen yazmamı bahsediyorum,ki uzun zamandır da bilgisayarın başına geçip yorum yazamıyordum.

Öncelikle bu benim okuduğum ve tam olarak bitirdiğim dördüncü ingilizce romanım.Sırasıyla saydım çünkü çok nadir başlayıp tam oturup sıkılmadan bitirebiliyorum ingilizce romanları.Söylemem gerekenleri söyledim şimdi kitapla ilgili söyleyeceklerime geçeyim.Hani Ugly Love ve Umutsuz için yorum yapmıştım da Colleen Hoover müthiş bir yazar kitapları harika gibisinden şeyler söylemiştim hatırlıyor musunuz ? Eğer hatırladıysanız bu yorumda Colleen Hoover'a nasıl yalakalık yapıcağımı okuyacaksınız çünkü sayın okuyucularım ve siz takipçilerim bu benim 2014 yılında okuduğum en güzel romanlardan biriydi ! EN GÜZEL.Altını çiziyorum.

Şimdi "ne diyo bu kız ne farkı var bu kitabın diğer kitaplardan?" diyebilirsiniz.Demenize izin veriyorum.O zaman bende size cevap vereyim bu kitap hem benim için önemli ve değerli hem de tüm duyguları o kadar güzel işlemiş bir kitap ki.Tekrar okunabilitesi çok yüksek bir kitap.Eh madem sizi bu kadar meraklandırdım şimdi kitabın konusuna geçiyorum.

Kitabımız -Maybe Someday unutanlar için- Sdyney adında 22 yaşında bir üniversite öğrencisini anlatıyor.Sadece Sdyney değil tabii ki ama Sdyney ana konumuz.Sdyney en yakın arkadaşı ile yaşıyor.Bir de sevgilisi var tabii.Sdyney en yakın arkadaşı -Tori- ve sevgilisi -Hunter-  hakkında bildiğini sandığı şeyler hakkında yanılıyor.İşte tam burda benim size spoiler vermek istediğim ama spoiler veremediğim -yanıp tutuşuyorum- bölüm geliyor.

Hah bir şeyler bir şeyler oluyor Sdyney ve Hunter -sevgilisi arasında ondan sonra kabuum ! Esas kızımız yağmurun altında bavulu ile bekliyor.İşte orada esas oğlanımız müthiş,yakışıklı esas oğlanımız çıkageliyor.RIDGE.Büyüleyici gitar çalan harika bir söz yazarı olan Ridge.

Şimdi size Ridge ve Sdyney hakkında bir şeyler söylemek isterdim.Ama söylersem nasıl okursunuz nasıl ilerler kitap bilemiyorum.Çünkü okuyamaz ve kitaptan zevk alamazsınız ama şunu söylemeliyim ki SDYNEY VE RIDGE'DEN NEFRET EDİYORUM.Ayrıca AŞIĞIM.

Vee fangirllüğüme izin verirseniz giriş yapacağım.KİTAP MÜKEMMELDİ.KİTAP HARİKAYDI.KİTAP TÜM HAYALLERİMİN -SON KISMI- DİLE GETİRİLMİŞ HALİ.Sdyney ve Ridge birbirleri için yaratılmış şarkılar tüm sözleri Allahııım ! Hepsi mükemmel bir yapbozun parçası gibi.

Demem o ki gidin ebook olarak indirin okuyun dedikodu yapalım.




End Game:Çağrı

22 Ekim 2014 Çarşamba

Her şey değişecek.
Oyun daha yeni başladı. 
ENDGAME 
Çağrı
Yakında ! 

Ugly Love - Colleen Hoover | Kitap Yorumu

7 Ekim 2014 Salı


Kitabın Adı : Ugly Love
Yazarı : Colleen Hoover 
Türü : New Adult 
 Puanım : 5/5
When Tate Collins meets airline pilot Miles Archer, she knows it isn’t love at first sight. They wouldn’t even go so far as to consider themselves friends. The only thing Tate and Miles have in common is an undeniable mutual attraction. Once their desires are out in the open, they realize they have the perfect set-up. He doesn’t want love, she doesn’t have time for love, so that just leaves the sex. Their arrangement could be surprisingly seamless, as long as Tate can stick to the only two rules Miles has for her.

Never ask about the past.
Don’t expect a future.

They think they can handle it, but realize almost immediately they can’t handle it at all.

Hearts get infiltrated.
Promises get broken.
Rules get shattered.
Love gets ugly.

Meydey meydey ! Gripli sesimle herkese merhabalar ! 
   Bayram tatiliniz nasıl geçiyor ? Harikaysa harika değilse  yine de harika çünkü benim günlerim gayet güzel geçiyor.Soru çözememe kısmı hariç.YGS-LYS öğrencisi olunca her dakikanız değerli oluyor ve soru çözmediğiniz an kendinizi suçlu hissediyorsunuz.Yorum yazamama sebep olan nedenlerden birini az önce açıkladım size. Tabii ki her zamanki gibi yazıya kendi konularımla başlayıp sonra kitaba geçiyorum.Hiç bir zaman şu kitaba direkt geçiş işini yapamadım.Eğer bir gün öyle yorum yazarsam bilin ki silah zoruyla yazıyorumdur.Şaka şaka silah zoruyla yazarsam kesinlikle işin içinde şifreli kodlar olur siz de çözer beni kurtarırsınız yani kitap yorumu olmaz.Huh çok konuştum kitaba geçicem çünkü yine ve yine müthiş bir kitapla karşınızdayım ! 

  Ben Umutsuz'u okuduktan sonra Ugly Love piyasaya yeni sürülüyordu.Dolayısıyla kapağına vurulmuştum,vurulmayan var mı ? Ardından Elif'in  bana mesaj atmasıyla her şey değişti.İkimiz de hemen kitabı indirdik bir hafta gibi bir süre sonra da ben telefona o tabletine gömülmüş durumda kitabı okuyorduk.Tabii Elif benden önce bitirdi.Beni bir hafta bekledi -nihaha- sonra dedikodu yapabildik ama okumaya başlama sürecimiz bu şekilde gelişti Elif'in Ugly Love yorumu için tık.Şimdi benim yorumuma geçebilirim.Daha doğrusu kitabın konusuna.


  Ugly Love Tate Collins adında bir hemşirelik  yüksek lisans öğrencisinin  kalacak yeri olmadığı için kısa süreliğine pilot olan abisinin yanına taşınmasıyla başlıyor.Taşınmasıyla mı kapısının önüne gitmesiyle mi  demeliyim bilemedim.Ha bu arada Tate Collins bir bayan,bir kız,bir kız kardeş.AHS'de en son Tate ismini bir erkekte kullandıklarını gördüğüm için Tate Collins'in kız olması beni derinden yaraladı bunu da söyledim rahatladım.Hah ne diyordum Tate abisi Corbin'in evine giderken asansörden iniyor ve abisinin verdiği bilgilere bakıyor burada hepimizi şaşırtan bir olay gerçekleşiyor çünkü kapının önünde zil zurna sarhoş bir adam duruyor.Tate ne yapacağını bilemeyerek abisini arıyor.Bu arada Corbin'in pilotlarla dolu apartmanda yaşadığını bahsetmiş miydim ? Bahsetmediysem şimdi öğrenmiş oldunuz.Abisini aradıktan sonra Corbin "Miles'ı arayacağım" gibisinden bir şeyler söylüyor.Telefonu kapadıktan beş dakika sonra Tate eve girmiş ve sarhoş evsizden kaçmış durumda ama abisi ona hayallerini yıkacak bir haber veriyor.Kapıdaki adam evsiz değil Corbin'in arkadaşı Miles.İşte kitabımız böyle mükemmel bir şekilde başlıyor.Bundan sonra hiç beklemediğiniz olaylar gerçekleşiyor Miles'ın geçmişini Tate'in Miles'a aşık oluşunu ve Miles'ın ne kadar istemese de Tate'e kapılışını okuyoruz.

  Kitap bir Miles'ın ağzından bir de Tate'in ağzından anlatılıyor.Ama Miles'ın ağzından olan kısımlar geçmişe dönerken,Tate'in anlattığı kısımlar günümüzü onların yaşadığını anlatıyor.

  Açıkcası okurken Miles'a aşık oldum.O şiirsel anlatışı,her şeyi yaşayışı Rachel'a "bana aşık olacaksın Rachel " demesi beni benden aldı götürdü okyanusun ortasına bıraktı.Tate için ne söylesem bilemiyorum gerizekalı mı desem bitch mi desem yoksa saf aşık mı desem bilemedim.

  Geriye dönüp yazdıklarıma bir baktım iyice döktürmüşüm bu yorumda.Demek istediğim Colleen Hoover bundan sonra ne yazsa okurum alırım.Benim için bir Cassandra Clare bir Gayle Forman oldu.Mükemmel bir yazardan mükemmel bir kitap diyerek yazımı sonlandırıyorum.İyi tatiller herkese !


Umutsuz - Colleen Hoover | Kitap Yorumu

5 Ekim 2014 Pazar

Kitabın Adı : Umutsuz
Orjinal Adı : Hopeless
Serinin Adı : Hopeless (#1)
Yazarın Adı : Colleen Hoover
Yayınevi : Epsilon
Türü : New Adult
Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.

Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir. 

Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)

Herkese merhabalar !
  Hazır bir Colleen Hoover kitabı bitirmişken ve boş günümdeyken oturdum bilgisayarın başına sizin için yorum yazmaya başladım.Kendim için de denilebilir çünkü uzun zamandır okumak istediğim bir kitabı okumuş oldum.Taabii ki D&R'ın 9.90 kampanyasından aldım ne kadar Konuşan Kitaplar turunu yaparlarken almak istesem de bir seneyi geçti ben kitabı alana kadar.Öncelikle kitaba olan aşkımdan bahsetmek istiyorum çünkü bu kitap herkesin okuması gereken bir kitap.İçinde sadece aşk yok sadece birinin kendini tanıması yok içinde bir genç kızın yaşadığı acı verici olaylar var ve bunlarla nasıl başa çıktığı.Acı gerçek ise kitap ne kadar hayal ürünü olsa da bu yaşananları Sky'ın başına gelenleri dünya da bir sürü insan yaşıyor.Eh bunları dedikten sonra bir yorumu hak ediyorsunuz ve konuyu anlatmaya başlıyorum o zaman.

  Sky 17 yaşında -benimle aynı yaşta en azından şimdilik- lise sona geçicek bir genç kız.Ama annesinin isteğiyle 17 yaşına kadar hep evde eğitim görmüş.Evde eğitim görmüş dediğimde aklınıza direkt "ee bu kızın hiç arkadaşı da yoktur?" sorusu gelmesin.Çünkü Sky'ın kendinden çok sevdiği bir arkadaşı var ; Six.Six'le beraber erkeklerle takılıyor,hissedemediği şeyleri hissetmeye çalışıyor ve gerçek dostluğu buluyor.Six Sky'ın tam tersine normal bir liseye gidiyor.Eh Sky da son senesini lisede geçirmek istediği için annesini ikna ediyor ve olaylar tam burada başlıyor.Neredeyse.Sky okula başlıyacak,Dean Holder'la tanışacak ve hayatının hatırlamadığı yönlerini yeniden keşfedicek.Sky'ı zorluklar bekliyor.Meraklandınız mı ? Eğer meraaklandıysanız gidip alın.Sıra benim görüşlerimde.

  Belirtmeden geçemeyeceğim umutsuz türünün okuduğum en iyi örneklerinden biriydi.Okurken çok eğlendim.Çok güldüm ama bir o kadar da ağladım "nasıl ya??" dedim,şaşırdım.Bitirdiğim de ise tekrar okumak istedim.Gezgin Kitap Kardeşliğinden Müge,Hilal ve Elif beraber okumuşlardı.Hepsi de kitap bittikten sonra "Dean Holder *-*" şeklinde gezmişlerdi.Ki bende onlara katılıyorum.Eğer bir kitap karakterleri haremi falan varsa kesinlikle Dean Holder tüm kitap kurtlarının haremindedir.Tabii benim haremimde William Herondale var onu şapmayalım geçelim.Unutun bu cümleyi.William benim.SADECE BENİM.Öhüm ne diyordum hah kitabı okuduktan sonra Sky ve Holder'ın aşkı birbirlerini unutmayışları sizi büyüleyecek.Kesinlikle bayılacaksınız.

  Ben Colleen Hoover'ın bu kitabını okuduktan sonra hızımı alamayıp iki kitabını daha okudum.Karşılaştırma yazısı da yazacağım.Kesinlikle Colleen Hoover kendi çağındaki yazarlar arasında aradan geçip hızlı bir şekilde ilk beşe girebilecek sayılı kişilerden biri.-umarım kurduğum cümleyi anlamışsınızdır-

  Fark ettiyseniz çok ciddi bir yorum yazdım.Bu da kitabı ne kadar sevdiğimi ne kadar ayıla bayıla okuduğumu gösterir.

Puanım: 5/5

Kötü Çocuklar - M.Leighton | Kitap Yorumu

27 Eylül 2014 Cumartesi

Resim thcodex.blogspot.com.tr 'den alıntıdır.

Kitabın Adı : Kötü Çocuklar Soluk Soluğa

Orjinal Adı : Down To You
Yazarın Adı : M.Leighton 
Yayınevi : Optimum Kitap
Türü : New Adult, Erotik 
Bir kız, iki erkek ve bir aşk üçgeninin ateşli hikayesi Olivia Townsend özel biri değildir. Okul ücretini çıkarmak için çalışan, babasının işlerini yürütmesine yardım eden sıradan bir kızdır. Babasını terk edecek ikinci kadın olmamaya kararlıdır, kendi hayatını askıya alması gerekse bile… Olivia için, yapması gereken şeyler bellidir. Fakat, Cash ve Nash Davenport ile tanıştıktan sonra her şey karmaşık hale gelir. Onlar kardeştir. Hem de ikiz. Cash, onun bir erkekte istediği her şeye sahiptir. Tehlikeli ve ne olursa olsun onu yatağa atmayı isteyen seksi, kötü bir erkektir. Olivia'yı baştan çıkarır ve tek bir öpücükle, kötü olduğunu unutturur. Nash, onun bir erkekte ihtiyaç duyduğu her şeydir. Başarılı, sorumluluk sahibi ve son derece tutkulu bir erkektir. Ama o, Liz'in zengin ve güzel kuzeni Marissa ile birliktedir. Yine de bu, Olivia'nın ona baktığında erimesini durdurmaz. Tek bir dokunuşla, neden asla birlikte olamayacaklarını unutturur. Olivia, onların bir şey sakladığını öğrenince, siyah beyaz olan her şey grileşir. Olabildiğince hızlı bir şekilde kaçmasını gerektiren bir şey… Ama kaçmak için çok geçtir. Olivia artık olayların içindedir. Ve aşıktır. İkisine de. İki kardeş de Olivia'nin kalbini titretir. İki kardeş de Olivia'yı heyecanlandırır. Olivia ikisini de ister. Ve onlar da Olivia'yı. Peki, Olivia nasıl bir seçim yapacak?

(Tanıtım Bülteninden)
Ay ben birbirinin aynı kitapları okumaktan sıkıldım,yazarlar birbirinin aynı kitap yazmaktan sıkılmadılar gerçekten.

Yazıya çok değişik bir giriş yaptım kusura bakabilirsiniz lakin çok içliyim arkadaşlar.Elimdeki ve piyasadaki tüm new adult kitapları okumayı kendime amaç edinmiştim bir ara hatırlarsanız tabii hala o takıntım devam ediyor.Bu vesileyle sürekli new adult kitap okuyorum.Ama artık böyle ögh geldi baydı.Çünkü kitabı alıyorsunuz diyosunuz ki "İŞTE BU O KİTAP ! BU KİTAP BENİ MUTLU EDİCEK !"  ama kitap bitiyor "Hıııı işte bitti ya olsun" moduna giriyorsunuz.Ne kadar içlendiğimi anladınız dimi ? Anladıysanız kitabın yorumuna geçebilirim.


Öncelikle kapaktan başlamak istiyorum.Bir kere bu kapak saklanmayı hakediyor.Grinin Elli Tonu'nun konusu ne kadar erotik olaylar üstüne kurulmuş olsa bile kapağı kimse anlamıyor rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.Ama bu ne ya ? Kitap resmen erotik alarmı veriyor.Ki bu da halka açık alanlarda okunamayacağının bir belirtisi.Çok uzatmadan konuya geçmek istiyorum artık içimdeki zehri size akıtmalı ve rahatlamalıyım.

Tabii ki bir baş karakterimiz çok salak ve de her şeyi kabul eden bir bayanımız var; Olivia Townsend.Kızımız hem okuyordur hem de bir barda çalışıyordur.Ama kitabımız Olivia bir gün bara giderken diye başlamıyor onun yerine daha garip bir şekilde Olivia'nın arkadaşlarından birinin bekarlığa veda partisiyle başlıyor.Ve Olivia her karakterimiz gibi kendini Cash Davenport'un önünde rezil ediyor.Yani baş erkek karakterimize ya da baş erkek karakterimizden biri mi demeliyim ? Öyle demeliyim çünkü yakışıklı mı yakışıklı büyüleyici mi büyüleyici Cash'imizin bir de ikizi var.İsmini söyleyeyim de hep beraber gülelim çünkü yazarımız burda bizimle resmen dalga geçmiş.Cash'in ikizinin adı Nash.Çok komik değil mi ? 



Ah ah ondan sonra ki olayları anlatmak isterdim ama anlatırsam sizin kitabı okumanıza gerek kalmaz lakin çok açıklayıcı bir şekilde anlattım gerçi spoiler vermek için can atıyorum.Eğer okuyan varsa hemen gelsin dedikodu yapalım.

Kitapla ilgili düşündüklerime gelirsek, başlarında diyorsunuz ki hah bolca aşk okuyacağım oh be ! sonra ilerliyor kitap bir garip bir yavan beklentileriniz düşüyor, sonra yazar size bir şok yaşatıyor.Ondan sonra eh tahmin ederseniz yine beklenti ve yine hüsran.

Çok vasat bir kitap diyemem Kötü Çocuklar Soluk Soluğa için ama ikinci kitabını indirip ingilizce falan okurum derim gidip alır mıyım düşünmem lazım.-Sanki bana soruyorlar gidip alıcak mısın nolur al diye- neyse.Benden bu kadar, karar size kalmış alır mısınız almaz mısınız bilmiyorum ama okuduysanız mutlaka dedikodu yapmamız lazım.



Selfie 1.Sezon 1.Bölüm | Dizi Yorumu

13 Eylül 2014 Cumartesi


Herkese merhaba ! 
Bu gün çok mu çok eğlenceli bir postla karşınızdayım yoksa yorum mu demeliyim ? Yorum dedim sayın ve ben başlıyım yazıma.

#Selfie benim uzun zamandır beklediğim bir diziydi.İlk haberini duyduğumda bir hafta promosunu izleyip kendi kendime sevinmiştim.Çıktığı andan beri de arayıp her yere "Selfie 1.sezon 1.bölüm" yazıp sonunda buldum ! Hemen izledim ve bayıldım.Tam benim dişime göre bir diziymiş onu da yazmadan geçemiyeceğim.İlk izlememden sonra bir kaç saat geçtikten  sonra tekrar açıp tekrar izledim.Şu an ezbere bildiğim halde birinci bölümü tekrar izleyebilirim.




Konuya geçeyim mi artık ne dersiniz ? Dizimizin baş karakteri Eliza Dooley.Kendisi bir şirketteki en iyi satış elemanı dip not da geçmeden edemiyeceğim en güzeli ve en yapmacığı aynı zamanda.Peki Eliza nasıl böyle olmuş ? Lisedeyken çirkinsinizdir,insanlar size bakmaz hatta size lakap takarlar.Eliza da buna maruz kalan bir insanmış ardından saçlarını uzatmış,slikonla gezmeye başlamış,yediklerine dikkat etmiş ve sporlar birlikte bom ! Bir sürü takipçisi, bir sürü sanal arkadaşı ve beğenileri olmuş.Ta ki aynı şirketteki insanlarla beraber uçağa binene kadar.

Neler olduğunu söylemek isterdim ama heyecanı kaçar.Eminim izlemek istersiniz o yüzden konuyu bu kadar anlattığımla yetinin ve gidip izleyin.Eğer google'a "Selfie 1.Sezon 1.Bölüm" yazarsanız dizigold'da hemen çıkıyor tıklayın izleyin.Daha başka ne diyim yorumuma geçeyim.


   

Dizi beklediğime değdi ! ALLAHIM O HENRY YOK MU  ! Hele hele son kısımları.Eliza'nın gidip özür dilemesi.Benden söylemesi bir beş bölüm sonra dizi bitmezse çoook eğlenceli ve yakınlaşmalı bölümler bizi bekliyor olucak.Yani inşallah çünkü öyle olursa ben izlerken katıla katıla gülücem ve daha mutlu olamıyıcam.

Plus Henry de Eliza da en az Türk insanları kadar odunlar.Özellikle Henry Allahım o her şeye yorum yapma huyu,her şeye karışma özelliği yok mu.Hayır tabi ki de bir dizi karakterine hayran olmadım sadece açıklama yapıyorum yoksa niye size yorum yazayım ki ? -yalan- 




Kate Gillian'ı Doctor Who'da bir kaç kere izlemişliğim olduğundan biliyorum.Büyük ihtimalle sizde oradan biliyorsunuzdur.Gerçi Doctor Who'dan sonra bir çok dizi de ya da filmde rol aldı ama hiç kendi dizisi olmamıştı.#Selfie onun ilk diziyi diyorum o yüzden.Yani düşünsenize bir mükemmel bir durum.Kendi diziniz oluyor.Ve bu dizi de bence tamamiyle Karen'ın dizisi.


Ortamlara ve diğer oyunculara geçersek açıkcası ben Charmonique tiplemesini de çok beğendim.Bir de patronu.Güzel ve komik oyunculuklar sergileyen herkesi seviyorum.Ki bahsettiğim kişiler de dahil buna.



Son söyleyeceklerime gelirsek, bundan sonra direkt her bölümü yorum olarak paylaşmayı planlıyorum.İzlemeyen kalmasın diye ! Gerçi YGS tantanam varken bunları yapmak biraz tehlikeli olsa da azıcık eğlenceye de ihtiyacı oluyor insanın.Kitap okumayı en aza indirmişken hele haftada bir saati kendime ayıramayacak mıyım diyorum ve gidiyorum.

Size iyi  #selfie'ler ! 



Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu | Kitap Yorumu

5 Eylül 2014 Cuma

Adı : Kocan Kadar Konuş
Yazarı : Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi : Dex Plus
Tür : Romantik Komedi
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?Ya nişanlı?Sevgilin var mı?O da mı yok!Yaş kaç?Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
Merhabalar sayın blogger ahalisi ve araştırmacı arkadaşlarım.
Hazır yaz ayları son bulmaya yüz tutmuşken ve herkes evleniyorken peş peşe her akşam düğünlere giderken dedim Kocan Kadar Konuş'un yorumunu yazma vakti gelmiştir geçiyordur bile.

Kitabı mayıs ayında okuduğum düşünülürse üstünden yaklaşık üç ay geçmiş.Hala kendimi zorlayıp yorum yazmaya çalışmama gülebilirim ama gülmeyeceğim çünkü şu an kitabı tüm netliğiyle hatırlıyorum.En azından okurken hissettiklerimi.Kitaba başlama sebebim kesinlikle Bir Kitap Delisi'nin okumaya başlaması ve "hemen oku hızlı okunuyor biter,çok da eğlenceli" demesi oldu.Bende direkt elime aldım ve kitaba başladım.Açıkcası gerçekten ne zaman başladığımı ve ne zaman bitirdiğimi bilemedim.Elime aldığım zaman kitap kah gülerek kah "hayııır bunu yapmış olamazsın Efsun!" dememle geçti.Sonunda da "Aferin be kızım ! Demek ki neymiş yapılabiliyormuş !" oldu.

Eğer hazırsanız kitabın kısa bir özetini geçicem size.

Efsun her kitap canavarının olduğu gibi kitap okumayı seven biri.Ama yaşı biraz geçmiş biri en azından annesine,kız kardeşlerine,halasına,anannesine,apartmandaki teyzelere göre.Yalnız Efsun yaşının geçtiğini düşünmüyor ta kiiii kuzeninin evleneceği haberini alana kadar.Bilin bakalım kuzeninin evleneceğini duyduğunda neden üzülüyor ? Kuzeni ondan küçük olduğu için ! Ardından hiç yapmam diyeceği şeyleri yapmaya ve süslenmeye başlıyor.Facebook,twitter'la tanışıyor.Bir erkeğe ne zaman mesaj atması gerektiğini öğreniyor.Ne zaman umursamıyormuş gibi yapacağını öğreniyor.Ve bunları en olmadık kişinin üstünde deniyor.Gençlik aşkının üstünde ! Ardından ne mi oluyor ? EH YOK ARTIK ! Bunu da mı ben anlatayım alın,okuyun,görün,gülün diyorum.

Açıkcası Efsun'a ara ara sinir oldum.Neden diye sorarsanız; yapmam dediklerimi onun gibi yaptığım için kendimde bir Efsun gördüğüm için.Yalnız son ana kadar iyi ki pes etmemişim diyorum.Çünkü sonu buna değerdi gülmeye eğlenmeye değerdi.

Sonuç parafrafına geçip son sözlerimi söylemeye hazırlanıyorum.Demem o ki arkadaşlar eğer eğlenmek,gülmek istiyorsanız çok üzgün bir moddaysanız okuyabileceğiniz bir kitap "Kocan Kadar Konuş" KKK desem çok mu komik olur ne dersiniz ? Eğer boş vaktiniz varsa elinize KKK'yi tutuşturur otur oku deriim.Ama boş vaktiniz varsa boş vaktiniz yoksa marş marş test çözmeye,çalışmaya !

XOXO

[GKK BLOG TURLARI] Uzun Metrajlı Hüzünler - Danielle Steel | Kitap Yorumu

2 Eylül 2014 Salı



Kitabın Adı : Uzun Metrajlı Hüzünler
Orjinal Adı : Betrayal
Yazarın Adı : Danielle Steel
Yayınevi : Novella
Hayatı, iskambilden yapılmış bir kule gibiydi; yıkılması için tek bir hamle yeterdi...

Tallie Jones başarılı işlere imza atmış güzel ve ünlü bir Hollywood yapımcısıdır. Sağ kolu ve aynı zamanda en yakın arkadaşı olan asistanı Brigitte'in de onun bu başarısındaki payı büyüktür. Genç kadın mesleğindeki önlenemez yükselişin aksine ilişkilerinde aradığı mutluluğu uzun süre bulamaz. Ancak sonunda, kendisi gibi yönetmen olan sevgilisi Hunt'ın onun için doğru insan olduğuna inanır.

Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü sırada, yeni film için yatırımcının hesap denetimi istemesiyle, Tallie'nin hayatında dönüm noktası olacak gelişmeler yaşanır. Genç kadın ortaya çıkan mali sorunun, değer verdiği bu iki insanla bağlantısının olduğunu öğrendiğinde ise yıkıma uğrar ve kendini aklının ucundan bile geçmeyecek olayların içinde bulur.

Herkese merhabalar ! 
Bir tura daha hazır ve nazırım.Benim yorum günüm,aslında bu güne denk gelmesi çok iyi oldu.Çünkü bu gün işimin son günüydü ve harika geçti.Paramı aldım,yeni kitaplar için hazırlık yapıyorum ve yarın dershaneme başlayacağım anladığınız üzere şu an her şey tıkırında gidiyor.Bir de tur üstüne oohhh ! 


Şimdi nereden başlasam bilemiyorum.Öncelikle ilk kez Danielle Steel okuduğumu belirtmek isterdim.Kadın -sanırım kadın- kaç tane kitap yazmış kitapları Bestseller olmuş GR'de de güzel puanlar almış da biri çıkıp sorar bu kadın bu puanları nasıl almış ? Allahım çok içliyim ama ilk size kitabın bir özetini geçicem kısacık bir özet.Zaten kitabımız kalın ne kadar anlatsam o kadar iyi anlarsınız lakin kitabın anlatımından pek bir şey anlayamıyorsunuz.

Kitabımızın ana karakteri iş kolik Tallie Jones.Kendisi bir kaç filmde baş rol oynamış ama tüm hayali kamera arkasında olmasını istediği için hop bir anda movie maker olmuş.Film yönetmeni ablamız aldatılma uzmanı.Evet doğru duydunuz aldatılma ve kandırılma uzmanı.Tallie Jones küçük yaşlarda bir kız çocuğu dünyaya getirmiş.Kızının babası onu aldattı diye hop boşanmış dahası bu da değil ardından başka biriyle olmuş o da hoop aldatmış bu da demiş seninle olmaz boşanalım onunla da boşanmış.Ardından düşünmüş taşınmış kimlere güvenebilirim ? Güvendiği insanlar üniversitede tanıştığı ve şimdi asistanı olan Bridgette ve beraber yaşadıkları Hunt.Ama şöyle bir şey var ki Bridgette o kadar güzel o kadar akıllı o kadar becerikli ki hiç bir erkek ona karşı koyamıyor.Hunt dışında.Ve bizim biricik saf ana karakterimiz buna inanıyor.Yani şimdi olaylar Hunt'ın Tallie'yi aldatmasıyla başlıyor ama bizim saf ablamızın başına gelmeyen kalmıyor.Hop bir şey oluyor bu yine ortada kalmış hop ardından bir şey daha oluyor Tallie uçmuş gitmiş ölmek üzere.

 Anlayacağınız üzere çok sinir olmuş durumdayım.Şimdi bu kadar anlattım bu kitabın hiç güzel tarafı yok mu diyeceksiniz bana.Olmaz mı var.Mesela Danielle ablamızın/abimizin dili daha iyi olsaydı ve şu aldatma durumları olmasaydı kitap on numara kitaptı.Hatta beş yıldızlıktı.Ama Danielle'ciğimiz naptı ne etti kitabı üç yıldıza düşürdü.Bakın bu benim görüşüm diğer tur arkadaşlarım kitabı çok beğendiler,genel olarak bakılırsa okunabilecek güzel hoş bir kitap tek eksiği Danielle ablamızın/abimizin dili.Çeviriden kaynaklı bir yanlışlık olabilir diyeceğim ama çevirmenimiz gayet güzel çevirmiş sadece duygu yoktu.Kurgu harika,duygu yok.

Çok konuşmuş olmanın verdiği utançla size diyeceklerim bu kadar diyorum ve yorumumu belirttiğimi umuyorum.Öhüm iyi geceler,iyi günler hanımlar beyler bir sonraki yorumda görüşmek üzere.

XOXO


Kitaptan Filme Uyarlamalar | Yeni Bölüm Duyurusu

31 Ağustos 2014 Pazar


Herkese merhabalar !
 Öncelikle bu kitaptan filme uyarlamalar bölümünü açmayı uzun zamandır istiyordum.Aklımda olan bir şeydi.Sadece uygulamaya dökecek zamanım yoktu.Yani uygulama derken afiş meselesini diyorum.Uygun fotoğrafı bu gün oturup araştırmaya başladım ve sonuç bu oldu.Deviantart sağolsun ! O olmasa ne yapardım hiç bir fikrim yok.Sanırsam böyle bir afiş de ortada olmazdı.

  Bu bölümü açmadaki amacımı biraz açıklıyım.Blogu açtığımdan beri Alacakaranlık'ın okumama başlamadaki katkısını söyleyip duruyorum.Alacakaranlık,Harry Potter,Açlık Oyunları derken bir sürü seri,bir sürü kitap filme uyarlanmaya başladı.Etrafımdaki insanlarla kitaplarını okumadıkları için konuşmadığımdan dolayı bloguda film incelemesi yazmak istiyordum.Ama sonra filmlerle kitapları karşılaştırmaya başladım."Bu kitapta böyle olmamıştı" ya da film bitiminde "yok şu şu sahneyi çıkarmışlar olmamış bu film kitap kat kat daha iyiydi" düşüncelerimle bitiyordu film.

 Sadece bu olay beni de rahatsız etmiyordu, ailemi de rahatsız ediyordum.Ki kardeşimden başka etrafımda blogger olmayan çok az kitapları okumuş arkadaşım var- neyse ne diyordum ailecek film izlerken ya kitapla ilgili spoiler veriyordum ya da kendim filmi beğenmediğim gibi ailemi de filmden soğutuyor sonra da gülüp geçiyordum.

İşte bölümün amacını anlamışsınızdır umarım.İlk yorumumum ne zaman geleceğini bilmiyorum açıkcası ama kesinlikle bir yorum yazacağımı biliyorum.Çünkü yazmak istediğim bu bölümle ilgili o kadar fazla yorum var ki artık taslaklarım dolup taşıyor.

Eğer birisi ilk yorumun ne olucak diye sorarsa sağ köşedeki ankete katılmanızı öneririm.Çünkü o anket sayesinde Kitaptan Filme Uyarlamalar bölümünün ilk yorumunu yazmaya başlayacağım.Demem odur ki ankete katılıp oy verin.Ardından yoruma başlayalım.Daha doğrusu dedikoduya !

XOXO 

Kitaplığınızdaki En İyi 10 Kitap Kapağı | TAG

30 Ağustos 2014 Cumartesi


Öncelikle herkese merhabalar ! 
Sonunda yapabildiğim bir mimle karşınızdayım bu aralar çok fazla yazıyla geri dönmeyi planlıyorum.-hazır mimi yapıyorken araya kısa bir bilgilendirme gireyim dedim- Sinem'in -ejderin kitaplığı-  başlattığı mimi GKK'lerden duymuş "aouu" nidalarıyla bende yapmak istiyorum demiştim.Şans kısmet hemen yapamamıştım ardından Fatma'nın twitter aracılığıyla bana tweet atmasıyla onunda beni mimlediğini öğrendim artık dedim eh Vera kalk da şu mimi yap ! Ve tadaa karşınızdayım.Başlamadan önce hiç bir sıraya göre en iyi kapakları yazmadım yani birinci kalbimin sultanıdır demiyorum hepsi benim en beğendiğim kitap kapakları -en azından kitaplığımdaki- huh sözümü de bitirdiğime göre artık başlayabiliriz ne dersiniz ?  

1-Evrenin Ötesi - Beth Revis

Evrenin ötesi kitabın kapağına aşık olup aldanıp aldığım ardından da kapalı alan fobim olduğunu fark etmeme yarayan bir kitap bir seri.Malesef hala seriyi seviyorum.İkinci kitap aklımın köşesinde dura dursun okumaya niyetliyim.


2- Yerkara - Brodi Ashton 

Bu seriyi sırf kapakları için aldığımı söylesem yalan olmaz.Gerçi şu anda bildiğim kadarıyla Türkiye de Dex yayınevi tarafından birinci kitabı basıldı sadece ama devamı gelecek.Ümidim tam.


3-Elit - Keira Cass

Öhüm öhüm yine Dex yayınlarından bir kitap.Serinin en iyi kapağının Sonsuza Dek olduğunu düşünmekteyim lakin daha Sonsuza Dek'i alıp okuyamadığım için elimdekilerden en iyisinin Elit olduğunu düşünüyorum.Amerika'nın saf kızıllığını temsil ettiği için bu kapağı ayrı bir seviyorum.Ayrıca kapak ne kadar kırılmaya müsait olsa da yumuşaklığını sevdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim.

4-Benim için öl - Amy Plum

Kısa bir süre önce Türkiye de de tamamlanan serinin aslında çok hayranı yok.Ama ve lakin ben ilk çıktığında alıp başlamış hayran kalmış ve devam edememiştim.Şimdi sepetime eklesem mi eklemesem  mi ikilemde kaldım *-* 

5- Empati - Adam Fawer 

İŞTE ADAMAM ADAM ! Tamam vurmayın.Yalnız adamım dememdeki amaç alacakaranlık serisinden sonra okumamı geliştiren ve beni tatmin eden nadir kitaplardan biri olması.Ayrıca  Adam Fawer benim için de annem için de hala yazmasını beklediğimiz yazarlardan biri.Eğer bu yazıdan sonra biri "o ölmüştü" yazarsa evini bombalarım.Açık ve net tehdit ettim.YALNIZ KAPAĞI ÇOK HOŞ DEĞİL Mİ ?

6- Ben Ölmeden Önce - Lauren Oliver 

Maviden sonra en sevdiğim renk turuncu,sonra da yeşil.Bu kitabı okurken nasıl sıkılmış nasıl daralmıştım.Ama bittikten sonra "vay be" dedim "vay be Lauren Oliver nasıl biriymiş" çünkü bitirdikten sonra anlayabiliyorsunuz kitabı.Sonradan dank ediyor kafanıza bazı şeyler.Ve kapağı.Arkadaşlar ön yargılı biriyimdir ama bu kapak tüm ön yargılarımı yerle bir ediyor.

7-Efsane - Marie Lu 

Ne demeliyim ? Efsanenin kapağını beğenmeyen yoktur diyicem ama çok yakın olduğum bir arkadaşım ona söylediğimde beğenmemişti lakin ben hala beğeniyor,seviyorum.Ki ilk 10 listeme girmeyi başardı.

8 - Gökteki En Parlak Yıldız - Marian Keys 

Kitabı sekizinci sınıfın sonunda okumuştum.Bakın hiç unutmuyorum fen dersindeyim kalın bir kitap bir de en sonda oturuyorum köşede sinmişim kitap okuyorum öğretmenimizin "Vera ders fen kitap okuma dersi değil !" demesiyle utanıp bırakmıştım.Tabi böyle kibar demedi daha küçümseyerek dedi.Ayrıca yeni taşınmıştık.Bir de bana bunu demiş.Şu an fen öğretmenimizden ölesiye nefret ettiğimi fark ettim.BITCH.YALNIZ KAPAĞI MÜKEMMEL.Okumayan varsa alsın okusun sonunda kesin ağlarsınız.Kesin.

9 - Çıplaklar - Iva 

on8 yayınevi sayesinde okuduğum kitap.Ne kadar çokta beğenmiştim.Listeyen beğendiğim tüm kitapları yazmışım resmen.Neyse kapağı harika.Yüzmeyi,suyu çok seven bir balık burcu olarak beni benden alıyor denizlere,okyanuslara götürüyor bu kitap.

10 - Kayıp sembol - Dan Brown 

Annem sayesinde tanıştığım ve yine çok beğendiğim bir yazara daha yer vereyim dedim.Altın kitaplardan çıkan aslında kapağı çok kalitesiz olan ama dış görünüşü güzel olan bir kitap Kayıp sembol ve beniim en sevdiğim Dan Brown kitabı.Ustaca bir öykü,usta bir yazar,harika bir kapak.Alın size muhteşem üçlü.


Şu an  kitaplarla ilgili ne kadar fazla anım olduğunu fark ettim.Hepsinin benim için farklı bir anlamı farklı bir anısı var.

Öhüm bitti anlayacağınız kadarıyla mim kimi mimlesem diye düşünürken sizi oyaladım.Ya da öyle zannediyorum.
Benim mimlediğim kişilere gelirsek hala yapmadılarsa ;

Obur kitaplık,zibidi -vişne çürüğü-,Thcodex,İrem Y.'yi
Bir de adını yazmamı isteyen olursa hemen eklerim ^-^ Çekinmeyin.


Sen Gittiğinde - Gayle Forman | Kitap Yorumu


Kitabın Adı : Sen Gittiğinde 
Orjinal Adı : Where She Went 
Serinin Adı : If I Stay (#1) 
 Yazarın Adı : Gayle Forman 
Yayınevi : Pegasus Yayınları  

Her şey bitti derken... Sadece bir tesadüf yetebilir...


"Ben bir nehrin akıntısına kapılmıştım, o ise kıyıda kalmıştı." Adam'ın, Mia'yı aşkıyla hayata döndürmesinin ve Mia'nın, onun hayatından çıkmasının üzerinden üç yıl geçmiştir...


Artık ülkenin bir ucunda yaşayan Mia'nın Juilliard'da yıldızı gittikçe parlamaktadır. Adam ise Mia'nın gidişinin ardından onun için yazdığı şarkılarla grubunun dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. Fakat elde ettiği başarılar, içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.


Sonunda şans, sadece bir geceliğine yollarını kesiştirir. Mia'nın, evi gibi gördüğü New York'u gezerlerken birlikte geçmişe gidip kalplerini geleceğe... ve birbirlerine açacaklardır.


"Unutulmaz." 
-Romantic Times-

Merhabalar sayın blogger ahalisi ! 

  Harika mı harika muhteşem mi muhteşem bir kitap yorumuyla karşınızdayım.Açıkcası yorumu yazmayı okuduktan sonra iki haftaya atmış olabilirim bu doğrudur ama öyle gerektiği için yaptığımı söylemeden geçemiyicem.

  Öncelikle ilk kitap olan "Eğer Yaşarsam"ın yorumunu okumak için tık eğer ilk kitap hala tazeyse ve okumuşsanız ikinci kitap olan "Sen Gittiğinde" yorumuma başlayabilirim.

  İlk kitabı o kadar beğenmiştim ki ikinci kitabı iyi ki ilk kitapla beraber indirmişim dedim.İlk kitap bitince vakit kaybetmeden "ne olacak inşallah şu olur bu olur"la başladım kitaba.Ama Gayle Forman tabii ki de beni ters köşeye yatırdı tüm düşüncelerimi unuttum.Keşkelerim silindi yerine "NASILLL YAPARSIN YAAEE ÖLÜCESİİN" cümlelerim  geldi.Şimdi belki benim düşündüklerimi siz düşünmemiş olabilirsiniz,sizin düşündüklerinizi ben düşünmemiş olabilirim o yüzden duygularımı yorumuma karıştırmamaya çalışıcam ve kitabın konusuna alıcam sizi.

  İlk kitapta Mia'nın ailesini kaybedişini ve de bunun sonucunda Mia'ya olanları okuduk.Bu kitapta ise Mia'nın hayatta kalmasının sebebi olan Adam'ın ağzından Mia'nın hastaneden çıkışını ve her şeyin nasıl çıkmaza girdiğini okuyoruz daha doğrusu okumuyoruz şaşırıyoruz bildiklerimizin,öğrendiklerimizin karşısında.Kitaptan ne beklediğinizi bilmiyorum ama kesinlikle Adam'ın yaşamını okuyucaksınız.Adam'ın nasıl bir rock yıldızı olduğunu ama bir o kadar da mutsuz olduğunu,Mia'nın Adam'sız yaşamını okuyoruz.Ara ara flash backler olsa da genellikle gelecek kısmını bize gösteriyor Gayle Forman.

  Açıkcası Gayle Forman birinci kitapta ne kadar iyi yazdıysa ikinci kitap da o kadar iyiydi.Tek bir farkla.Birinci kitapta Adam ve Mia'ya öylesine bayılmıştım öylesine yakın hissetmiştim ki kendimi bu yüzden Gayle Forman benim için ilk beş yazar listeme girebilmişti ikinci kitapta Mia'dan nefret etmeye başladım.Kitabın ilk yüz sayfası yaptıklarından ve yapmadıklarından nefret ederek kitabın son elli sayfası da "haklısın Mia,yürü goçum" diyerek geçti.

  Şimdi o kadar bayıldım,ayıldım,ölüyorum modunda gezsem de ben seriyi sevdiğim için ilk kitapta beni ağlatabildiği için ikinci kitapta da ağlayabildiğim için kesinlikle bu kitapla birlikte Gayle Forman gönlümün prensi,yazarlarımın yazarlarından biri oldu.Demem o ki -paragrafı ve yorumu sonlandırmayı çabalayan Vera- ilk kitabı beğendiyseniz atılın yumulun kitaba hele Adam'ı sevdiyseniz -filmdeki Adam'ı demiyorum lakin ona hala kanım ısınamadı ama kitaptaki yani hayalimdeki Adam *-* - bu kitaba bayılıcaksınız.

PS : OKUYUN DEDİKODU YAPALIM.

PS 2: İlk kitap kapağını seven aşık olan ama ikinci kitap kapağından nefret eden bir tek ben değilimdir herhalde ? Şu kızın yanaklarını hangi programla al al yaptılar paintle mi ? Hiç onaylamadım,hala da onaylamıyorum.

İlişkiler - Rainbow Rowell | Kitap Yorumu ft. Okur-Yazar

24 Ağustos 2014 Pazar



Kitabın adı : İlişkiler
Orjinal adı : Attechments
Yazarın Adı : Rainbow Rowell
Yayınevi : Olimpos
Türü : Romantik,NA

Beth Fremont ve Jennifer Scribner-Snyder ofis içi e-posta yazışmalarının denetlendiğini biliyorlar. 

Elbette biliyorlar! Çünkü onlar, "Şirket kaynaklarını kötüye kullanmayacağım, vs., vs." formlarını imzalamışlardı. Gazetede çalışan diğer herkes de şirketin e-posta politikasından haberdardı... Ama nedense kendilerini buna uymaya ciddi ciddi teşvik edemiyorlardı. Jennifer, Beth'e aile olmak hakkında eşine söyleyemediği her şeyi söylerken, Beth de Jennifer'a her şeyini anlatırdı, nokta! Özellikle sonuçta kahkahalara boğulmak varsa...

Lincoln O'Neill Beth ve Jennifer'ın e-postalarını okumaya bir son vermesi gerektiğini biliyor.

Sadece onlara birer uyarı mesajı göndermesi gerek. Aslında bunu onları ilk kez birbirlerine şirket politikasına aykırı e-postalar gönderirken yakaladığında yapmalıydı. Ama her ikisi de çok şirindi... Onlar çok akıllı, komik ve ilginçlerdi. En önemlisi de Lincoln onları sevmişti. Özellikle Beth'i.

İlişkiler Milenyum biterken yirmili yaşlarının sonundaki üç insan hakkında eğlenceli ve sürükleyici romantik bir komedi. İlişkilerin son buluşu ve yeni ilişkilerin başlangıcı, ofis aşkları, kız arkadaşlar ve erkek arkadaşınızın müzik grubuyla barış anlaşması imzalamanız hakkında bir roman. 

Bu kitap kendinizi en iyi versiyonunuz gibi hissettiren kişiye Âşık olmak hakkında. Bu kişi daha önce hiç tanışmadığınız biri olsa bile!


Öhüm öhüm öncellikle herkese hello ! 

İyi olduğunuzu ve harika bir hafta geçirdiğinizi biliyorum.Eminim gerçekten HARİKA bir hafta geçirmişsinizdir ve önümüzdeki hafta da harika geçecektir.Efenim buraya geliş amacımız Rainbow Rowell'in bizde çıkmış olduğu ama bizim fark etmediğimiz kitabı.Kadın Eleanor & Park ve de Fan Girl'den sonra bayağı ünlü oldu yurt dışında bloggerların fark ettiği ve diğer insanlığa fark ettirdikleri gibi.Eh bir kaç vlogger'ı takip ettiğim kadarıyla hepsi İlişkiler'i okuyorlardı.Daha doğrusu orjinal ismiyle Attechments'ı.Elif -okuryazarımız- de orjinal versiyonunu okumaya başlamıştı tabii eh doğal olarak benim de dibim düştü.Dibi düşmeyen insan olur mu ? Bir de üstüne "Veracığım çok güzel sende indir oku" dedi ben tam indirmiştim ki biiir mesaj geldi WHATSAPP'DAN ! Açtım bakıyorum Okuryazarımız "Attechments İlişkiler ismiyle Türkiye de çıkmış o.o" diyor.Tabii ben durur muyum araştırdım ettim doğru ! Ondan sonra yerimizle duramadık ve Olimpos yayıneviyle anlaşmamızdan sonra kitap elimize geçti ardından gömüldük ikimizde.

Kitabın konusunu biraz çıtlatayım mı ne dersiniz ? Bir esas erkeğimiz var olaylar onun etrafında gelişiyor.Hatta her şey ona göre ilerliyor; Lincoln.Lincoln üniversiteyi bitirmiş olmasına rağmen hala annesiyle yaşıyor ve de akşam vardiyası olan garip bir işte çalışıyor.Garip diyorum çünkü Lincoln'un görevi insanların maillerini okumak.Şimdi bu devirde kim mailleşir ve mail okunmasına neden ihtiyaç var gibi sorular duyuyorum.Duymadım ama öyle olduğunu düşünmekteyim.Bir keree Ana -or Anna ?-  ve Christian -Grinin elli tonu- mailleşiyorlardı ! Bu örnek size yeterli olduysa ikinci sorunuza geçiyorum kitabımızın geçtiği yıllar 1990'lı yıllar.Whatsapp yok,twittter yok,facebook yok belki Mark bile yok.Onlar yerine tüplü bilgisayarlar,garip bilgisayar kasaları ve hiç de eğlenceli olmayan kral oyun gibi oyun siteleri var.Özür dilerim kral oyun eğlenceliydi bu çok ağır oldu.Neyse Lincoln diyordum evet,Lincoln insanların maillerini okumak ya da süzgeçten çıkacak kişilere uyarı göndermekle görevli.Tüm görevi bu.Ve insanların maillerini okumak bir kişinin günlüğünü okumak gibi bir şey işte günlük dediğimizde devriye Beth ve onun çok sevgili arkadaşı Jennifer geliyor.Beth ve Jennifer şirket bilgisayarlarından birbirlerine mail atarak yerlerinden kalkmadan konuşabiliyorlar.TAM BİR ÜŞENGEÇLİK.Bu yüzden hem Beth'e hem de Jennifer'a hayranlık duyuyorum çaktırmayın.Huh devam edeyim Beth Lincoln'un çalıştığı gazete de film eleştirmenliği yapıyor ve Jennifer'da editörlük yapmakta.Şimdi daha fazla bilgi verirsem spoiler vericekmişim gibi hissediyorum o yüzden burada susuyorum.Yoksa biri elinde bıçakla gelip beni deşebilir.O kişinin gelip beni öldürmesini hiç istemiyorum o yüzden susuyorum ve yorumuma geçiyorum.

Kitabın ilk 150 sayfası sıkıcıydı.Sıkıcı,yani bunu nasıl ifade edebilirim bilmiyorum.Annemi el işi yaparken izlemek gibiydi,yüz elli dokuzuncu sayfada ise annem bir anda turpo hızla el işi yapmaya başladı diye düşünebilirsiniz çünkü 159'dan sonra kitap MÜKEMMELleşiyor.İstediklerimi dillendirebildim,heyecanlıyım bundan sonrasında beni tutmayın.

Bir kere kitap değil Lincoln değişiyor.Hayata karşı gözlerini açıyor.Beth ve Jennifer'ın maillerini daha fazla okuyamayacağını,o gece vardiyasında çalışamayacağını ve vardiyaya giderken annesinin yanına koyduklarını yiyemeyeceğini dahası annesiyle yaşayamayacağını fark ediiyor.Öncelikle kitabın başında garip ve ergen  olan Lincoln bir anda garipliğini  kaybediyor ve ergenliğini yolun başında bırakıyor.Yürü be goçum dememek için kendimi zor tuttum desem az olur.

Ah ah ne kitaptı yahu.O kadar şey söyledim şu an beynim durdu ve de tüm düşüncelerimi unuttum.Demem o ki sayın okuyucum kitap çok güzeldi.Birinin gözlerimin önünde büyümesini izlemişim gibi hissediyorum.Ama öncelikle şunu söylemeliyim Rainbow Rowell kitap boyunca sizinle bez bebekmişsiniz gibi oynuyor.Hop atıyor hop yakalıyor.Bu kitap için demiyorum yazarımızın paha biçilmez özelliği bu.

Yorumu uzattıkça uzatmışım siz de hiç söylemiyorsunuz aşkolsun ! Buradan beni her yorumumda takip eden anneme ve bize destek çıkan Olimpos ailesine çok teşekkür ediyorum bu güzel kitabı okumamız için fırsat tanıdıklarından dolayı.Ve gidip kitap okuyorum !


XOXO

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS