[1.Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turu 4.Gün] 'Travma Sonrası Aşk Çarpması' - Anne Eliot | Kitap Yorumu

30 Ocak 2014 Perşembe


Merhabalar !
Turun dördüncü günündeyiz ve bu gün yorum yapma sırası bende.Nasıl heyecanlıyım bir bilseniz.Hele böyle güzel bir kitabın yorumunu yapacağım için daha da heyecanlıyım.Gözüme uyku girmedi desem yeridir.


Kitabımız Jess Jordan adlı bir kızın yaşadığı bir travma sonucu psikolojisinin bozulmasının ardından üniversiteye gitmek için hazır olduğunu ailesine kanıtlamaya çalışmasını konu alıyor.Çook karışık bir cümle kurduğumun farkındayım.O yüzden şimdi açıklamaya geçiyorum.Jessica Jordan lise birinci sınıfta neredeyse tecavüze uğruyormuş.Ve Jess'e o geceden sonra Travma Sonrası Stres Bozukluğu konulmuş.Jess ailesine üç sene sonra hala korktuğunu olmadığını değilde herhangi bir insan gibi 'normal' olduğunu kanıtlamaya çalışıyor.Burada da Gray Porter işin içine giriyor.Bizim yakışıklı,yeşil gözlü biricik hero'muz.Jess Gray'le çakma sevgili anlaşması yapıyor.Peki bu anlaşma nelere yol açıcak ? Birbirlerine aşık olucaklar mı ? Gray Jess'i kurtabilecek mi ? Kitabın sonuna kadar bu sorularla boğuşuyorsunuz.

   Neredeyse...
Bu sözcükten ve beni tanımlamada bu sözcüğün kullanılmasından nefret ediyordum.
                         Neredeyse tecavüze uğramış. Neredeyse atlatmış
           Neredeyse unutacaktım. Daha da kötüsü, neredeyse hatırlayacaktım.


Okuryazar'ın biricik kitabımızın yazarı Anne Eliot'la yaptığı röportajı okuduysanız bu kitabın da birazcık da olsa gerçeklere dayandığını biliyorsunuzdur.Şahsen ben Anne Eliot'un anlattıklarını okuyunca tüylerim ürpermiş ve kitaba farklı bir gözle bakmaya başlamıştım.Jess'e hak vermek ve arkasında durmak istiyorsunuz kitap boyunca ya da ona yardım etmek.
Bir de Gray Porter var.Ah ah o yeşil gözler ! Okurken hayal etmeden duramıyorsunuz.

Jess'le arasında monolog ona aşık olması.Kitabı okurken heyecanlandığımı bir ara heyecan naraları attığımı saklamayacağım.

Kitabımız bir de kalın olunca bol bol aşk,soru işaretleri eşliğinde sayfaları durmaksızın çeviriyorsunuz.En azından okurken  biz öyleydik :)

Yarın yeni bir yorumla görüşmek üzere ! 
Turun devamı için yarın Kitap Kokusu'nu ziyaret etmeyi ve onun yorumunu okumayı unutmayın !

[1.Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turu] 'Travma Sonrası Aşk Çarpması' - Anne Eliot | Kitap Tanıtımı

27 Ocak 2014 Pazartesi


Merhabalar ! 
Turun ilk gününden selamlar.
Turun ilk gününde hepimiz kitap tanıtımı paylaşıcaz.
Pazar gününe kadar sürecek olan turda dört blogdan da farklı yazılar bulabilirsiniz.


Kitabın Adı : Travma Sonrası Aşk Çarpması
Orjinal Adı : Almost
Yazarın Adı: Anne Eliot
Yayınevi : Pena Yayınları




  Bazen unutmamak gerekir!

  Jess Jordan’ın hayatı yaşadığı bir travmayla altüst olur. Hiç arkadaşı yoktur. Hayatının önemli bir kesitini hatırlayamaz. Geceleri gözlerini her kapadığında hep aynı kâbus onu çığlıklarla uyandırır. Bu yüzden gündüzleri uyumaya çalışır ancak bu şekilde normal hayatını devam ettiremez. Bu durum onu çok yorar. Ancak Jess artık eski hayatına dönmek istiyordur ve bunun için bir plan yapar: Okuldan arkadaşı Gray Porter onun ‘sahte’ sevgilisi olacaktır.

  Ama kusursuz olduğunu düflündüğü planı onun karşısına beklenmedik sürprizler çıkarır ve hayatının altüst olduğu o anı hatırlatır...

Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli | Kitap Yorumu

25 Ocak 2014 Cumartesi

Kitabın Adı : Kardeşimin Hikayesi
Yazarın Adı : Zülfü Livaneli
Yayınevi : Doğan Kitap
Basım Tarihi : 2013
Sayfa Sayısı : 330
Tür: Dram,Felsefi
 Goodreads | İdefix | D&R
Serenad fırtınasından sonra Livaneliden nefes kesen bir roman

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir. 

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız. 





Bir sinir krizi ardından merhabalar sevgili okuyucu.Bir saatten uzun süre oldu kitabı bitireli.Biriktirdiğim ve yorumunu yazmaya çalıştığım ama yazamadığım kitapları düşününce en sonunda işim de yokken açıp bu kitaba yorum yazmalıyım dedim.Aslında bu kitaba yorum yazmayacaktım çünkü bir yarışmaya katılmıştım ve o yarışma kapsamında okulun bana okumam için verdiği bir kitaptı bu.Bitirince kesinlikle yorumun hakeden bir kitap olduğunu düşündüğüm için karşınızdayım.Öncelikle kitabı bitirmeme rağmen "mind blow" denilen şeyin hala geçmediğini belirtmek isterim.

Ve konuya geçiyorum.

  Ahmet Arslan kendi halinde Karadeniz'in Podima köyünde sakin bir emeklilik hayatı geçirmektedir.Ta ki arkadaşı Arzu bir cinayete gidene kadar.Arkadaşının cinayetine üzülmeyen Ahmet Arslan'ın kapısını biri çalar.Kapıyı çalan kişi çalıştığı gazete için cinayeti yazmaya gelen gazeteci kızdır.Bu kızla ilerleyen günlerde garip bir şekilde arkadaşlık kuracak ve ikiz kardeşinin kimseye anlatmadığı hikayesini kapısını çalan gazeteci kıza anlatacaktır.İşte Ahmet Arslan'ın merakla okuyacağımız hikayesi de böyle başlıyor.

  Ne desem ne yazsam kitapla ilgili bilemiyorum.İltifat etmek istiyor bir yanım diğer yanım ise yazara "neden ?" diye sormak istiyor.Gerçi kitabın sonundaki Ö.Zülfü Livaneli ile yapılan kısa söyleşiyi okuduktan sonra da ne diyeceğimi bilemez haldeyim.Karşıma çıkan herkese kitabı uzatıp "Al oku, azcık bir şeyler öğren." diyesim var.Tabii yüzüme garip garip bakacaklarını bildiğimden bunu yapmıyorum.

  Onun haricinde aklıma takılan şeyler de yok değil.Kerberos,Arzu'nun cinayetinin çözülme aşamaları.Kitabı bitirdikten sonra keşke daha uzun olsaymış da her şeyi öğrenseymişim dedim.Kitabı yatağımın üstüne bırakıp dönüp dönüp baktım.Bir de yarışma için okuduğum düşünülürse iyi ki bu kitabı listeye koymuşlar da okuyacak fırsatım olmuş diyorum.Çünkü kitap ne kadar iltifat yazılsa,ne kadar okunsa hepsini hak ediyor.Çok uzatmadan yorumu sonlandırıyorum ve gidip almanız gerektiğini üsteleyerek söylüyorum.



Gorlan Harabeleri - John Flanagan | Kitap Yorumu

22 Ocak 2014 Çarşamba

Kitabın Adı : Gorlan Harabeleri
Serinin Adı : Gölgelerin Efendisi #1
Kitabın Yazarı : John Flanagan
Yayınevi : Beyaz Balina
Tür:  Macera , Genç
Goodreads | İdefix | D&R
Araluen Krallığında yaşayan yetim Will, yaşına göre ufak tefek ama çok çevik ve zeki bir çocuk. Hayattaki tek isteği, hiç görmediği babası gibi bir şövalye olmak...

Bu nedenle, Redmont Kalesinin Savaş Okuluna kabul edilmediğinde, dünya başına yıkıldı. Savaş Okuluna gitmek yerine Orman Muhafızı çıraklığına kabul edildi. Yay ve oku kusursuz kullanan, esrarengiz Orman Muhafızı Halt'ın çırağı oldu; büyük serüven böylece başladı.


Herkesee mutlu haftalar.Çok mu garip bir giriş oldu ne ? Uzun zamandır yorum yazmayınca insan özlüyormuş.Bilgisayarın başına geçip de yorum yazsam dediğim o kadar çok an oldu ki.Neyse döndüm ya ona bakalım biz.Döndüm de ne dönüş ! Daha yazılacak en azından dört yorum var.Hepsi bekletilmiş ve tekrar ısıtılıp yayınlanacak yorumlar.Benden demesi bu hafta çook post gelecek hazırlıklı olun -üşengeçlikten yazamıyormuşum bir de öhüm neyse-.

Geçen hafta okuduğum bitirdiğim ve benim için yılın ilk kitabı olan Gorlan Harabeleri'ni ilk başta okusam mı okumasam mı diye çok düşünmüştüm.Kendileri benim almadığım ama kardeşimin dikkatini çeken kitaplardan biri olduğu için evde bulunmaktaydı.Kış Şenliği içinde bir madde de (John Flanagan'ın ilk kitabının Gorlan Harabeleri olduğunu biliyor muydunuz ?) bu kitabı okumaya karar verince "Vera kaybedecek neyin var?" diyip başladım.

Bu tür kitaplarda hep aynı önyargıya düşüyorum şahsen."Çocuk kitabı yahu o, benim yaşımdaki biri okumaz" diyip burun kıvırıyorum ama okuyunca ne kadar çok şey kaçırdığımı fark ediyorum.Gorlan Harabelerinde de aynı yanılgıya bir kez daha düştüm.Kitap beklediğimden kat be kat güzeldi.Yazar okar akıcı bir dille yazmış ki elinizde en fazla dört gün durabiliyor kitap -ki ben sınavlarım varken okudum öyle dört gün sürdü-.

Konusuna gelirsek Redmont'ta yaşayan Will 16 yaşına geldiğinde diğer yetimlerle beraber Baron'un huzuruna çıkarılır ve çırak olmak için hangi ustayı istediği sorulur.Yaşına göre kısa ve güçsüz görünen Will Savaş Okul'una gitmeyi istediğini söyler.Malesef ki görünüşü yüzünden Savaş Okul'una göre değildir.Böylece Will zorlu bir seçimle baş başa kalır ya çiftçi olacaktır ya da Orman Muhafızı Halt'ın çırağı.Tabii olaylar sadece bununla da kalmayacaktır.Will'in seçimiyle birlikte gelen sorumluluk ve savaşlar da bir artıdır.

Açıkça söylemeliyim ki Will'in yaptığı seçimden o kadar memnun kaldım ki bir ara yanında hissettim kendimi.Kitap ince diyebileceğimiz türde 232 sayfa olması lazım yanlış hatırlamıyorsam ve puntoları da azıcık büyük.Hızlıca okuyabileceğiniz elinizde sürünmeyecek bir kitap.

Uzun zaman sonra post yazınca sanırım böyle kısa oluyormuş.Bir dahaki yorumda görüşmek üzere ! 

Gezgin Kitap Kardeşliği ile Blog Turları

20 Ocak 2014 Pazartesi

Merhabalar !
Bu gün oldukça ilginç bir konu ile karşınızdayım.Hatta ben bile inanamıyorum bu olaya.Durup durup "cidden" diyorum kendime de.
Belki sosyal medya hesaplarından görmüşsünüzdür.Yepyeni bir tur.Gezgin Kitap Kardeşliği ! 
Ve karşınızdayız.
Olucak mı olmuyucak mı diye baya düşünsek de dört kişi olarak başlıyoruz yolculuğumuza.Bizden söylemesi fazlalaşıyoruz da.Tabii ki yolun başındayız.Zaman neler getiririr bilmiyoruz.
İlk önce tereddütlerle Elif'le beraber başladık bu işe.Sonra da Hilal katıldı aramıza.Kendisi turun en küçüğüdür ama en tatlımızdır ^^ Merhaba Hilaal.
Bir de en büyüğümüz Müge var.Kendisini kuşlara olan hayranlığıyla tanıyabilirsiniz ya da kitaplarla mı demeliydim ? 
Bir de ben varım.Kendimi tanıtmama gerek var mı ki ? 
Şimdilik bu kadar 27 Aralıkta kitabımızla beraber gelicez ^^ 

4. Okur-Yazar Wattpad Turu | The Cheeky Prince - Hikaye Yorumu

7 Ocak 2014 Salı


Hikayenin Adı: The Cheeky Prince
Türü: Fanfiction
Yazarı: Melike İman
Bölüm Sayısı: 20

17 yaşına gelmiş ve daha önce hiçbir erkekle duygusal anlamda ya da tensel olarak en ufak bir yakınlaşmada bile bulunmayan biri olduğunuzda gerçek aşk için beklediğinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Ne yazık ki hayat o kadarda basit değil.

Sıradan bir genç kızdım. En azından kendi çapımda. Belki başkalarına garip gelecek birkaç özelliğe sahiptim ama yine de sıradandım işte. Lise öğrencisiydim. Babam ve ikiz kardeşimle birlikte yaşıyordum. Evin sorumluluğunun büyük çoğunluğunu üzerimde taşıyor olmam dışında bir uğraşım olduğuda söylenemezdi.
Ta ki okulun sponsor olduğu yardım etkinliğinde görev alana kadar… Pekala, tam olarak bu kısımda biraz sıradanlığın dışına çıkıyordum. Çünkü genç kızların ukala prensiyle –bana göre çapkın şeytanın tekiydi- uğraşmak zorundaydım ve bu sandığınız kadar kolay değildi. Hele ki bu prens fena halde karşı koyulmazken… Benim gibi gerçek aşkı bekleyen bir kız için bile…

Durumumu anlatan tek cümlem vardı: Clarie Watson başın ciddi anlamda beladaydı!


Merhabalaaar , 4.Okur-yazar wattpad turunun ikinci günündeyiz.Ve bu gün yorum sırası bende.Okur-yazar'ın yorumunaa ulaşmak için tık.Fazla uzatmadan direkkt konuya gireceğim çünkü aklımda o kadar çok şey var ki söylemek istediğim.


Ah ahh  ! Ne hikayeydi ! Nasıl bitti.Nedeen bitti ? Bir kere sonunu hiç öyle beklemiyordum itiraf etmeliyim.Bir de bölüm adları.Hikayeye Elif sayesinde başladım.Aslında çok büyük önyargılarım vardı.Şahsen kendi adıma okuyorum bir fan-fiction nasıl iyi olabilirdi ki ? Hele bu kadar popüler olan bir grubun fan-fiction'ı.Grubu değil de sadece Harry Styles'ı -evet hala 
soyadını yazarken tereddüte düşüyorum- ve biricik Clarie Watson'ı konu alan bir fan-fiction.

Öhüm konuya geleyim değil mi ? Clarie Watson 17 yaşında sıradan bir kız.Liseye gidiyor, başarılı ve annesi öldüğünden beri evde babasına yardımcı oluyor.Bir de ikizi var tabii -o konuya hiç girmeyeceğim ikizini elime verseniz parçalarım!-.Bir gün okulun koridorunda birine çarpmasıyla hayatı tamamiyle değişiyor.Çarptığı kişiyi tanıyamayacak kadar da dünyadan habersiz biri ! Öncelikle Clarie'den bahsetmek istiyorum.İkizini hiç sevmediğim doğru hatta adını bile unuttum Julia'ydı sanırsam.Ama Clarie ! Bence yazarımız çok güzel bir karakter yaratmış.Ben nedense Clarie'e karşı bir sempati hissettim.Kendime yakın bir karakterdi.Tek kusuru Julia! Ve bir de babası.
Harry Styles'a gelicek olursak.Hikaye boyunca bende bir 1D hayranı oldum.Açıp açıp müziklerini dinlemek mi dersiniz Harry nasılmış diye resimlerine mi bakmak dersiniz ne çılgınlık düşünüyorsanız yaptım.Tabii tweet atmadım bununla ilgili ya da forumda anonymus olarak yorum paylaşmadım.İçimde yaşadım sonuçta yaşadım mı yaşadım ?! Lütfen.

 Hikaye boyunca kesinlikle çok güldüğümü belirtmeliyim.Yer yer hikayeyeyi kapatıp sinir çığlıkları atsam da okurken çok eğlediğim bir hikaye oldu.Kitap demek isterdim.Hatta yazarken kitap yazıp sürekli hikayeye çevirdim.Konuma dönüyorum yine saptım.Yazarımız çok rahat,anlaşılır bir dille yazmış.Ve Okur-yazar'dan da öğrendiğim kadarıyla facebook sayfasında başka hikayeleri de varmış.AH ! Okumak için sabırsızlanıyorum.Tabii şu sınavlar bitiminde.

Çok mu uzun olmuş ne ? 

Genel kanıma gelirsek ; 1D hayranıysanız okumuş olmalısınız bu hikayeyi değil iseniz müthiş romantik,şaşırtıcı ve güldürücü bir hikayeyle karşı karşıyasınız.Neden okumayasınız ki ? Telefondan,tabletten,laptoptan istediğiniz her yerde okuyabilirsiniz.Şahsen ben okulda bile okuyup güldüm.(Öhüm telefondan olunca)Sizde vakit kaybetmeden hemen başlayın hatta hikayeye buradan ulaşıp hemen şimdi merakınıızı giderebilirsiniz.


Yazıyı sonlandırmadan Elife bu tura katılmama izin verdiği için teşekkür ediyorum ve bu hikayeye başlamamı söylediği için.Unutmadan turun son gününde -10 Ocak'ta- tur çekilişine katılmayı unutmayın ! Ben unutuyordum siz unutmayın.Aman diyim.


Çaav.


4.Okur-yazar Wattpad Turu

5 Ocak 2014 Pazar



Merhabalaar,
Bir wattpad turuylaa karşınızdayım.Çok şaşırdınız değil mi ? Ben de böyle bir şey beklemiyordum açıkcası.Ama Okur-yazar ile konuşurken böyle bir karar verdik ve tadaa bende tura dahil olmuş oldum.Açıkcası tur için yerimde duramıyorum çünkü çok güzel bir tur olacak adım gibi eminim.Ve kendisi katıldığım ilk tur olduğu için ayrı bir yeri var.


Öhüm açıklamaya geçeyim ben.Turumuz 6 Ocak  tarihinde başlayıp 10 Ocak tarihinde bitecektir.7 Ocak'ta ise blogumdan The Cheeky Prince'in yorumunu bulabileceksiniz.Tur takvimi aşağıdaki gibidir ; 


Ayrıca benim de aldığım duyumlara göre 10 Ocak'ta çok güzel bir çekiliş olacak.Ve bu çekiliş wattpad turu kapsamındaki ilk çekiliş olacağı için bende çok heyecanlıyım -Elif'te- 10 Ocak tarihinde Okur-yazar dan çekilişe katılabileceksiniz.

Şimdilik bu kadar salı günü yorumla beraber görüşmek üzere ^^

Mekanik Prens (Cehennem Makineleri #2) - Cassandra Clare | Kitap Yorumu

4 Ocak 2014 Cumartesi

Kitabın Adı : Mekanik Prens
Orjinal Adı : Clorkwork Prince
Serinin Adı : Cehennem Makineleri (#2)
Yazarın Adı : Cassandra Clare
Yayınevi : Artemis
Tür : Aşk,Romantik,Macera
Goodreads | Kitapsihirbazı 



Londra Enstitüsü'ndeki dengeler hiç bu kadar hassas olmamıştı. Konsey, Charlotte'ın gücünü elinden almak ve bu gücü, ahlak değerlerinden yoksun, gözünü iktidar hırsı bürümüş Benedict Lightwood'a vermek istiyordu.

Will, Jem ve Tessa, Enstitü'yü ve Charlotte'ı kurtarma umuduyla Mortmain'in geçmişiyle ilgili sırları araştırmaya karar verdi. Ancak tek keşfettikleri düşmanın amacı değildi. Aynı zamanda Tessa'yla ilgili huzursuz edici Gölge Avcısı bağlantısını da öğrendiler. Zaten Will ve Jem'in ilgisi arasında kalan Tessa, kendisinin bizzat bir "canavar"a dönüşmesine Gölge Avcıları'nın yardım ettiğini öğrenince başka bir seçimle daha yüz yüze gelecekti.

Sonunda yorumunu yazamadığım ama  bayılarak okuduğum bir kitabın yorumuyla karşınızdayım.Aslında içim kan ağlayarak yazıyorum bu yorumu.Çünkü kısa aralıklarla okuduğum ve her iki kitabını da çok severek okuduğum bir serinin ikinci kitabının yorumunu yazıyorum.Ve seri üç kitaptan oluşuyor.Bu kitabın yorumunu geciktirmem de bu yüzden sanırsam.Ne kadar geciktirirsem o kadar sonra biticek gibi hissediyordum.Sonunda yüzleşip yorumunu yazdığım için benimle gurur duymalısınız !

İlk kitabın sonu William'ın sevgili Magnus Bane'e gitmesi ve ondan yardım istemesiyle bitiyordu.Cassandra öyle bir son yazmıştı ki bir hafta boyunca yemekten kesilmiş sürekli kitabı düşünür olmuştum.Sonra ikinci kitap olan Mekanik Prens'i aldım.Mekanik Prens'te Will'in sırlarını ve kirli geçmişini öğreniyoruz.Kirli geçmiş demeli miyim bilemedim.Ama öğrendikten sonra o kadar çok üzülüyorsunuz ki "Willll" diyip kitabı fırlatıyorsunuz.Bir diğer yandan da Tessa ile James ups Jem var.Keşke olmasalar keşke tüm seri Will'in etrafında geçse.

İlk kitapta "Jeem ay Jeem" diye gezinmiş olabilirim tamam ! Ama ikinci kitaptan sonra Jem diye bir karakterin varlığını bile unutuyorsunuz."O kimdi ki ?" diyorsunuz bir süre sonra.Yazar birinci kitapta Will'den nefret ettirip ikinci kitapta aşık edebiliyor.Bunu yapıyor inanın dostlar !

Taabii kitapta sadece Will,Will,Jem ve Tessa'dan başka karakterler de yok değil,var.Mekanik Melek'te öğrendiğimiz bilgiler ikinci kitapta çok işimize yarıyor.Örneğin : Tessa'nın abisinin nasıl sahtekar nasıl düzenbaz olduğu gibi.Ayrıca Tessa ile ilgili aklımızı kurcalayan bir sürü ayrıntı gün yüzüne çıkıyor.Annesinin kim olduğu neden İblis Efendisi işaretleri taşımadığı ve abisiyle bu kadar zıt olduğu.

Meraklandınız değil mi ? Ben olsam birinci kitabı bitirip ikinci kitabı ışık hızında alırdım -ki aldı-.Üçüncü kitap olan Mekanik Prenses'i de uzatabildiğim kadar uzatıp sonra alıp bir günde bitirip pişman olurdum-ki öyle yapıyor-.Çok uzatmışım yine bir yorumu.Hep böyle oluyor ah ah.

Demem o ki arkadaşlar koşun gidin alın ikinci kitabı ! Sonra da üçüncü kitabı alın ama okumayın.Ve Cassandra Clare'e hayran kalın ! (Dava açarsanız bana da haber verin.Şahit olarak kürsüye çıkabilirim.) 

Kış Şenliğinde 2. ay

Öhüm merhabalar sayın blogger halkı.Nasılsınız ben post hazırlamayalı ? Çoluk çocuk nasıllar ? İyidirler inşallah.Ben nasıl mıyım ? Nasıl olucam ya da olabilirim? Resmen yazarların tıkanma dedikleri olayı yaşıyorum.Çok büyük bir tıkanma benimkisi ama.Ne okuyorum ne ders çalışıyorum.Varsa yoksa vaktimi dizi-film izlemeye ayırıyorum.Bu arada sizler için bir sürü güzel film listeledim.Umarım onları da yazabileceğim ! Umuyorum.Şu aralar okuduğum kitapların tek tek postunu hazırlamakla uğraşıyorum.Bitecekler.

Esas konuma dönersem bu ay kış şenliğinde neler okumuşum nasıl bir aşama kaydetmişim raporluyorum şu an.Peki nasıl bir aşama kaydetmişim ? Hiç güzel değil cıkcık.Kendimi kınıyorum ve bir ay içinde kış şenliğinde hangi maddeleri bitirdim bakalım.

2. Kategori (10 puan):Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.

Doktor Uyku - Stephen King (Altın Kitaplar Yayınevi - 538)

Umarım benim gösterdiğim başarısızlığı siz göstermemiş ve kitaplarınızı bitirmişsinizdir ! :) Bir sonraki postta görüşmek üzere.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS