Yaz Okuma Şenliği 2014

26 Haziran 2014 Perşembe


Sonunda yaz şenliği yazımı yazabiliyorum ! Ay çok heyecanlı yani boş vaktimin olması ve bunu ders çalışarak artı yaz şenliğiyle geçirecek olmam.Ciddi ciddi kendimi inek gibi hissettim neyse.
Kış Okuma şenliğine katılmıştı ve beceriksiz bir şekilde bitirmiştim.Bu sefer kararlıyım beceriksiz bir şekilde bitirmiyicem sonuna kadar gidicem tabii gidebilirsem.YGS derdim de olmasa ne güzel olurdu.

Haydi bir listeme bakalım.(Tüm herkesin listesini didiklediğimi söylemeyeceğim.)

1.Kategori (10 Puan) : İsminde yaz mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların yazın geçtiği bir kitap.

Sıcak  - Maya Banks (Epsilon| 461 sayfa)

2.Kategori (10 Puan): Sadece tek bir kitabını okuduğunuz ve sevdiğiniz yazardan  bir kitap.

Sen Gittiğinde - Gayle Forman (Pegasus | 280 sayfa) 

3.Kategori (10 Puan): Bir şiir kitabı.

Pablo Nerudo - Şiirler (Yücel Yayınları |140 sayfa)

4.Kategori (10 Puan) : Adında bir sayı geçen kitap.

İki yeşil Su Samuru - Buket Uzuner ( Remzi Kitapevi | 277 sayfa)

5.Kategori (10 Puan) : Kişisel gelişim kitabı.

Sen Daha iyisine layıksın - Jenny McCann (Kahve yayınları - 240 sayfa)

6.Kategori(10 Puan) : Nobel ödüllü bir yazardan kitap.

Orhan Pamuk - Kar  

7.Kategori( 10 Puan) : Fransız edebiyatından bir kitap.

Balzac - Vadideki Zambak 

8.Kategori ( 10 Puan) : Savaş kitabı.
-

9.Kategori (10 Puan) : Yabancı bir yazardan öykü kitabı.
 - 

10.Kategori (10 Puan) : Fantastik kurgu/bilimkurgu/distopya türünde bir kitap.

Efsane - Marie Lu (Pegasus - 314 sayfa)

11:Kategori (10 Puan) : Yasaklanmış bir kitap.


12.Kategori (10 Puan) : Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap.

Percy Jackson ve Canavarlar Denizi - Rick Riordian (Doğan Egmond | 284 ) 

 13.Kategori (10 Puan) : Aynı zamanda çevirmenlik de yapan bir yazar tarafından yazılmış bir kitap.
-

14.Kategori (10 Puan) :  Kütüphaneden veya bir tanıdığınızdan veya sahaftan aldığınız bir kitap.
Ahmet Haşim - Bize Göre ( Zambak Yayınları| 95)

15.Kategori (10 Puan) : Bir masal kitabı.

Eski evin kiracıları - Almila Aydın (Altın Kitaplar |144)
(çook küçükken almıştım ve hiç bitirememiştim şimdi bitiricem kararlıyım !)

16.Kategori (10 Puan): Herhangi edebiyat ödülü kazanmış bir kitap.

100 Dünya'nın Gizli Yüzü - Danielle Martinigol (On8 | 189)

-Kitap 2003 Chronos Ödülünü ve 2002 Grand Imaginaire ödülünü kazanmış.

17.Kategori (10 Puan) : Bir otobiyografi/biyografi kitabı.

-

18.Kategori(10 Puan) : Bir tiyatro oyunu.

Şinası - Şair evlenmesi ( Remzi Kitapevi | 60)

19.Kategori (10 Puan) : Hala yazmaya,üretmeye devam eden bir edebiyatçıdan bir kitap.

Eğer Yaşarsam - Gayle Forman (256 sayfa)
20.Kategori (10 Puan) : Polisiye/gerilim/korku türünde bir kitap.

Sığınak - S.L. Lewis (Kahve Yayınları | 256 sayfa)

21.Kategori ( 10 Puan) : Bir aşk romanı.

Pariste Aşk - Stephanie Perkins ( Arunas | 318 sayfa)

22.Kategori (10 Puan) : İlk kitabı 2010 yılında ya da daha sonraki yıllarda  çıkmış bir yazardan bir kitap.

İlişkiler - Rainbow Rowell (Olimpos | 430)
-İlk kitabı 2011 yılında çıkmış ve sonrasında bu zamanda da  yazmaya devam ediyor.

23.Kategori (10 Puan) : Mektuplardan ya da anılardan oluşan bir kitap.

Anadolu Notları - Reşat Nuri Güntekin

24.Kategori (10 Puan):  Daha önce okuyup tekrar okurum dediğiniz bir kitap.

Şafak Vakti - Stephanie Meyer (Epsilon)

25.Kategori (10 Puan):  Yabancı bir dilde kitap.

More Weird Things Customers Says in Bookshops - Jen Campbell 

26.Kategori (-) : 3 Kitaplık bir seri veya aynı seriden 3 kitap.

Küller Şehri - Cassandra Clare (477 sayfa)
Camlar Şehri - Cassandra Clare (610 sayfa)
Düşmüş Melekler Şehri - Cassandra Clare (489  sayfa)


27.Kategori(-) : İsminde zıt kelimeler olan iki kitap.

Günahkar Doğan - Jessica Spotswood
Ölümün Sesi - Sir Arthur Conan Doyle

28.Kategori (-): Goodreads'in "Ölmeden önce okumanız gereken 1001 kitap" listesinden 3 kitap.
-
29.Kategori (-) : Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap.Yazarların ikisi Türk,ikisi yabancı,ikisi erkek ikisi bayan olmalı.

Aziz Nesin - Nah Kalkınırız (Nesin Yayınevi |199 )
Deniz Kavukçuoğlu - Onu Ben Öldürdüm Leonardo (Can Yayınları | 146)
N.K.Jemisin - Parçalanmış Krallıklar (DEX | 382 )
Brodi Ashton - Yerkara (DEX | 334)

30.Kategori (-) :  17.,18. ve 19.yüzyılda yazılmış birer kitap.
-


NOT : Bitirilen kategoriler kırmızı renkte yazılmış ve üstü çizilmiştir.




[3.GKK OKUMA ETKİNLİĞİ 2.GÜN] Kim Olduğunu Biliyorum - David Kessler | Kitap Yorumu

24 Haziran 2014 Salı


Kitabın Adı : Kim Olduğunu Biliyorum
Orjinal Adı : I Know Who You Are 
Yazarın Adı : David Kessler 
Yayınevi : Altınbilek Yayınları 
Tür : Polisiye,Gerilim
Ölüm cezası istemiyle yargılanan Chuck Burrow'un annesi, California valisine, oğlunun idam cezasının kaldırılması için son bir şans verilmesi konusunda ısrar eder. Avukat Alex Sedaka, vali kendisine Bayan Burrow'un tavsiyesini dinleyeceğini bildirdiğinde çok şaşırır.

Bu sayede müvekkilini idamdan kurtarmak için eline mucizevi bir fırsat geçmiştir. Önünde sadece on beş saati vardır ve bu indirim hakkı için Burrow'un cesedi nereye gömdüğünü itiraf etmesi ve cesedin bulunması yeterlidir. Öte yandan Burrow masum olduğunda ısrar etmekte ve hatta kendisini ihbar edenin de sözde katili olduğu kızın ta kendisi olduğunu söylemektedir.

Sedaka, kendisini hem gerçeği açığa çıkarmak için iz peşinde, hem hukukun sınırlarını zorlamak için adalet mercilerinin arasında, hem de büyük bir kumpasın içinde bulur.

Mahkeme salonlarını, adalet sisteminin sorunlarını ve yanlışlarını anlatırken kurduğu akıl almaz öykülerle polisiye edebiyatta devleşen David Kessler ile tanışmaya hazır mısınız ?

John Grisham, Scott Turow, Harlen Coben gibi ustaların izinden giden yazar, her satırında devleşiyor…

Alex Sedaka, yeni kahramanınız olacak


Merhaba tatilde olan güzel okuyucular ya da tüm gün işten yorgun argın dönmüş işçiler.
Gezgin Kitap Kardeşliğiniin üçüncü okuma etkinliğinden sesleniyorum size ve burada işler harika ! Harika derken müükemmel bir polisiye/gerilim kitabı okuduk turca ve tadının damağımızda kaldığını söylememe gerek var mı ? Var sanırım.

Öncelikle kitabın konusundan bahsedeceğim azıcık size.Çıtlatacağım daha doğrusu.Dorothy Olsen'ın vahşi bir cinayete kurban gittiği düşünülmekte bunun yüzünden Clayton Burrow cinayete kurban giden maktulü öldürmekle suçlanıyor.Ve cezası müebbet hapis değil onun cezası İDAM ! Peki Dorothy Olsen'ı Clayton Burrow öldürmediyse ? Ya suçlu o değilse ve idam edilecekse ? 
İşte burada olaylar karışıyor ve ortaya Alex Sedaka ve ekibi çıkıyor.Kim mi onlar ? Clayton Burrow'u idamdan kurtarmaya çalışacak avukat grubu.Grubu diyorum ama içinde bir bilgisayar dahisi,bir sekreter ve bir stajyer bulunmakta.

Yorumuma geçmeden önce bir kaç önemli bilgi vermek istiyorum.Kitap tam bir geri sayımdan oluşuyordu.İlk önce Clayton Burrow'un idamına kadar olan zamana gidiyoruz.İkinci önemli olan nokta ise yazar ustaca hazırlamış olduğu kurguyu her saat başı ya da on dakika da bir bölüm bölüm ayırmış ve bununla da kalmayıp her karakterin gözünden de yazmış bu bölümleri.

Şimdi durun ve benim okuduğum ilk polisiye kitap olduğunu düşünün bu kitabın.Çünkü öyle.Beklentim çoook düşüktü hatta vasat bir kitap bile çıkabilir karşıma diyordum.Ama yanıldım.İyi ki yanıldım.Farklı türlerde yanılmayı seviyorum çünkü yeni yeni türler keşfetmiş oluyorum yanılmayınca eh bir daha insan o türü okumayı istemiyor ve kişide önyargı oluşuyor.

Ne diyordum ? Kitap müthişti ! Elinize aldığınız anda ne olduğunu şaşırıyorsunuz başlangıçtan itibaren sürüklüyor içine alıyor sizi ve kitabın dünyasına dalmış oluyorsunuz.Ayrıca yazarın dili o kadar hoştu ve yalındı ki hiç bir kopukluk anlamadım varsa bile anlamıyorsunuz yani olaydan olaya ustaca geçişler yapıyor yazarımız.
Bir de Alex Sedaka var ! Kitabı okurken aklıma sürekli gözlüklü deri ceketle Jhonny Deep belirdi gözümde.Vay be dedim her sahnede kesinlikle kitaptaki favori karakterim Alex'ti.Sonra da Clayton -Hilal'e öpücükleer- ardından da David ve Juanita.Juanita Alex'in sekreteri.Acaba CSI ya da FBI dizisinde olmak gibi mi Alex Sedaka'yla çalışmak bilemiyorum ? 

Tamam tamam konu dışına çıkmaya başladım.Diyorum ki kitap o kadar müthiş ki "ohaaaa ! hadi canım ! YOK ARTIIK!" naraları bile yanında sıfır kalıyor.Şahsen kendimi Alex gibi hissettim olayı çözmeye çalışırken ve kitabın sonunda kabom ! Sırları açığa çıkarıyor ve de öğreniyorsunuz.Spoiler vermeyeceğim haayır hayıır.
Okuyun ve öğrenin canlarım.
Son söz olarakta altın bilek yayınlarına çok teşekkür ederim sayenizde bu güzel kitabı okuma şansı bulduk/m.
Bir daha ki yorumda görüşmek üzere balkabaklarım ! 
XOXO

[10.GKK BLOG TURLARI 2.GÜN] Petey - Ben Mikaelsen | Kitap Yorumu

20 Haziran 2014 Cuma



 Kitabın Adı : Petey
Orjinal Adı : Petey 
Yazarın Adı : Ben Mikaelsen
Yayınevi : Beyaz Balina
Türü : Dram,Gerçek Yaşam
Sevgi, inanç ve dostluk üzerine sımsıcak bir hikâye…
Beyin felciyle doğup doktorların yanlış teşhisleri sonucu zihinsel engelli kabul edilen Petey, iki yaşındayken ailesi tarafından, akıl hastanesine gönderilmek üzere terk edilir. Ufacık yaşında terk edilse de hayata sımsıkı tutunur Petey. Ailesi ondan vazgeçmiştir belki ama o, hayattan vazgeçmez. Yeni evinde şartlar ne kadar ağır olursa olsun mutlu olmak için bir neden bulmakta hiç mi hiç zorlanmaz. Ve bu özelliğiyle etrafındaki herkesi kendine hayran bırakır.
Mevsimler değişir, yıllar geçer; Petey büyür, yaşlanır… Dostları istemeyerek de olsa onu birer birer terk eder. Petey de bir daha incinmemek için artık kimseyle arkadaşlık etmek istemez. Ta ki gönderildiği huzurevinde Trevor Ladd adındaki bir çocukla tanışana dek. Çok geçmeden ayrılmaz iki dost olan bu küçük çocuk ve yaşlı adamın birbirlerinden öğrenecekleri çok şey vardır.

 Herkese Gezginlerin 10.turundan merhabalar ! 
Bu gün benim için çok özel bir kitaba yorum yazıcam.Özel diyorum çünkü kitabı okurken göz yaşlarımı durduramadım.Hıçkırıklarıma son veremedim ve tüm kitap boyunca "ne oluyor,ama ya" nidaları attım.

Öncelikle kitabı biraz çıtlatmak istiyorum size kitabımız Petey adından birinin hikayesini anlatmakta.Petey doğduğu anda itibaren spastik tanısı konulmuş bir hasta.Doğduğunda annesiyle babası bakmakta zorlandıkları için Petey'i bir hastaneye daha doğrusu bir hemşireye teslim ediyorlar ve dolaylı yollarla Petey bir akıl hastanesine gidiyor.Kısacası kitabımız böyle başlıyor ama asıl konu Petey'nin bitmek bilmez neşesi ve hayatına giren herkesi ailesi gibi görmesi.Tabii hayatına giren herkesin tek tek onu terk ettiğini söylemem bir spoiler sayılır mı bilemeyeceğim ? Yine de söylemiş bulundum lütfen kusura bakmayın.

SPOILER'E GEÇİŞ.

Öncelikle Petey'i en az Trevor ya da Calvin kadar sevdiğimi söylemem lazım.Kendisi kitap boyunca gülümsememe yol açtı.Açıkcası kitabın başında biraz önyargılı baksam da kitap ilk 30 sayfasında bile kendini affettirdi.
İkinci bir düşüncem ise engelli ya da başka bir değişle özürlü -kabaca oldu cidden özür dilerim- insanlara demek ki sadece Türkiye'de farklı bakılmıyormuş bunu gördüm Petey'le birlikte.Benim dedem de yaklaşık 6 yıl önce ceviz ağacından düştü ve şu an belden aşağısı tutmuyor felçli kesinlikle Clyda pardon Petey'le karşılaştırılamayacak bir şey ama kitap boyunca aklıma dedem geldi.Hele sonlarında kitabın iyi ki dedem hala yanımda ve yaşıyor dedim.
Ardından Trevor'a geçersem.Trevor gerçek biriyse -ki gerçekmiş- hayatımda onun kadar inatçı ve çabalayan birini daha görmedim.Pardon okumadım.Böyle insanlar keşke karşımıza çıkabilse.Keşke cidden var olsalar.Ayrıca Petey'nin başına gelen en güzel şeyin Trevor olduğunu düşünmekteyim.
SPOILER BİTİŞ.

Tüm yıllarını bir akıl hastanesinde geçirip spastik gibi bir tanım konulmuş sonra da gerçek hastalığı beyin felci olduğu keşfedilmiş.

Öhüm yazıyı fazla uzatmadan son sözlerimle kitabın güzelliğinden bahsetmek istiyorum.Petey kesinlikle bir çocuk kitabı değil.Kesinlikle.Hele bu kadar gerçekken bir çocuk kitabı sayılması haksızlık.Bence klasikler ne kadar okunuyorsa bu kitap da o kadar okunmalı.Ya da şu diyeti ve bu diyeti gibi kitaplar.Böyle gerçek yaşam öyküsünü anlatan kitaplar geri planda kalıyor.Ve Petey'nin  geri kalması değil daha çok öne çıkması ve insanlara yaşamın amacını hatırlatması gerekiyor.

Son olarakta beyaz balina yayınlarına çok teşekkür ediyorum.Böyle bir kitabı okumamıza fırsat tanıdıkları için.Gözümüzü açtıkları için.Kesinlikle herkes bu kitabı okumalı.Yalnız kitabın sonlarına doğru yanınızdan peçete ayırmayı unutmayın.Tavsiyem burada son bulmuştur.

XOXO.


Acıtan Güzellik - Georgia Cates | Kitap Yorumu

19 Haziran 2014 Perşembe

Adı : Acıtan Güzellik 
Yazarın Adı : Georgia Cates
Serinin Adı : Beauty From Pain (#1)
Yayınevi : Dex Plus 
Tür: Romantik,New Adult 
Üç ay sürmesi konusunda anlaşmıslardı... Ama aşkları sınır tanımayacaktı.

Jack McLachlan nam-ı diğer Mağara Adamı, Avusturalya'nın en gözde bekârlarından milyoner bir şarap üreticisiydi. Başarısı, ünü ve zenginliği, romantik ilişkilerini karmaşık ve sorunlu bir hale getiriyordu, bu yüzden basitliği seçiyordu: isimsiz, kısa ilişkiler.
Bu onun oyunu ve kurallarıydı. Ta ki Laurelyn Prescott hayatına girene kadar.

Ateşli oyunun kuralları değismek zorunda kaldı, çünkü genç kadın öncekilere hiç benzemiyordu. Amerikalı nefes kesici müzisyenle iliskisi basladığı andan itibaren Jack'in ayakları yerden kesildi. Hiçbir sey planladığı gibi gitmemeye basladı ve Jack kuralları birer birer kendi elleriyle yıkmak zorunda kaldı.

Ve Laurelyn, mümkün olmayanı, mümkün kıldı.
Merhaba balkabaklarım ! Biliyorum cadılar bayramında değiliz ve Türkiye de yaşıyoruz.Ama balkabaklarım çok tatlı bir hitap değil mi ? DEĞİL Mİİİ ?

  Malesef ki bu kitap için aynı düşünceler içerisinde değilim.Değilim çünkü kitabı okuma amacım bolca aşk tatmaktı.Tamam kitabın new adult tarzında olduğunu biliyordum ama kitap boyunca sadece sadece sevişme sahnelerinin olacağını tahmin etmiyordum.Yani grinin elli tonunda bile daha fazla aşk sahnesi vardır düşünün.Tabii yazar okuyuculara merhamet etmiş ve ayrıntıya çok fazla girmemeye karar vermiş.Onun yerine beni tırmaladı,mağara götürdü,orada da seviştik gibi şeyler vardı.-Tamaam biraz alaya almış olabilirim ama tüm okuyucularımın +18 olmadığını düşünüyorum.AM I RIGHT ?

  Aslında amacım kitaba hakaret etmek değildi.Kusura bakmayın.Ama kitabı mayıs ayında okudum ve üstünden bir ay geçince aklımda kitapla ilgili kalan tek şey Jack Henry'nin bayanlarına istediği her şeyi alması ve T.I. - Whatever you like şarkısı.Hadi azıcık kitaptan bahsedeyim ne dersiniz ? Eğer buraya kadar okumuş ve hala okumaya hevesliyseniz bari kitabın konusunu da öğrenin.

   Laurelyn arkadaşının ısrarıyla arkadaşının abisinin yanına Avustralya'ya üç aylık yaz tatiline gider.-arkadaşının adını unuttum ama arkadaşının abisinin adı alkımda o.o- Ne kadar güzel değil mi ? Bir şans Avustralya'da her şeye en baştan başlayabilir ve de üç aylık tatilinin keyfini çıkarabilir.
Bir de Jack Henry var.Kendinden emin,yakışıklı,bir sürü bağ bahçesi olan zengin Jack Henry.Laurelyn ve Jack'in yolları bir noktada kesişir.Jack Henry Laurelyn'i izlemiş,beğenmiş ve doğru keliime buysa etkilenmiştir.Jack Laurelyn'e üç ayda unutamayacağı şeyler yaşatmayı hedefler ve de sevgili kızımıza bir anlaşma teklif eder.Anlaşmayı kabul edene kadar Laurelyn'in yanından ayrılmayan Jack sonunda istediği cevaba ulaşır.Ulaşır ulaşmasına ama ve lakin üç ay bir insanın hayatında iz bırakacak türden şeyler yaşatır.Neler yaşadıklarından bahsetmek isterdim gerçekten ama benim için yaşadıkları tek şey seksti.Ve kitap boyunca sevişmelerini okumaktan gına gelmişti.Cidden.

  Unutmadan bir de bu kitap ikinci okuduğum dex plus kitabıydı.Malesef ki ilk okuduğum kitapla karşılaştırmadan edemedim.Lakin ilk okuduğum kitap "Dublin Caddesi" idi.Veee insanın damağında cidden hoş tat bırakan kitaplardan olduğunu itiraf etmeliyim.-PS:Yakında yorumu gelicek.Üşengeç olmama bakmayın.Arada bende yorum yazabiliyorum.ARADA.

  Yani demem o ki baylar ve bayanlar ups yanlış oldu bayanlar ve baylar kitap hiiç abartıldığı kadar yok.Hem de hiç.Boş vaktiniz mi var ? Yaz tatilinde misiniz ? -Şu sıralar yaz tatilinde olanlar için söylüyorum- O zaman okuyabileceğiniz bir kitap var demektir.Ama benden size tavsiye tadı damağınızda kalmıyor.Durup "bu muyduu yeaa ??" diyesiniz geliyor.Bakın ben en azından yorum yapıp bunları içimden atabiliyorum.Siz siz napacaksınız peki ?

   Benim tüm söyleyeceklerim bu kadar gerisi size kalmış.Ne demiş Shakespeare "Okumak ya da okumamak işte tüm mesele bu !" ya da böyle dememiş.En iyisi siz bunu unutun yazık adam mezarda ters dönmesin.Birr daha ki yorum da görüşmek üzere balkabaklarım !

XOXO

[9.GKK BLOG TURLARI 2.GÜN ] Hayaletin Gölgesi - Mike Carey | Kitap Yorumu + Felix Castor Kimdir ?

12 Haziran 2014 Perşembe



Kitabın Adı : Hayaletin Gölgesi
Orjinal Adı :  The Devil You Know
Serinin Adı : Felix Castor (#1)
Yazarın Adı : Mike Carey
Yayınevi : Elf Yayınları
Felix Castor serbest çalışan bir şeytan çıkarıcı, 
Londra da onun çalışma alanı. 
İyi bir hayalet katili,
müşteriye dilediği fiyatı çekebilir
ve hayatın tadını çıkarabilir.
Ama şöyle bir risk var...
Er ya da geç, kendisi için çok
güçlü bir ruha meydan okuyacak.
Castor, bu kötü şöhretli kariyerden kurtulmak isterken,
Londra'nın karanlık kalbindeki bir müzede,
basit bir hayalet avcılığı görevini kabul eder.
Ama son derece basit bir şeytan çıkarma görevi,
hızla Castor'u İlk Kim Öldürecek Şovu'na
dönüşmeye başlar.
İblisler ve hayaletler büyük ödülün peşinde.
Bu sorun değil.
Castor ölülerle başa çıkmayı bilir.
Onun tepesini attıranlar, hayatta olanlar...
Herkese 9. turumuzdan merhabalar ! 
Uzun süredir turca beklediğimiz bir kitaptı Hayaletin Gölgesi.İlk ismi çıkmadan seri adını bile biliyorduk.Hatta orjinal ismiyle söylemeye o kadar çok alışmışım ki kitabı bir an The Devil You Know diiye giriş yapacaktım.Sonunda bu kitabın turunu yapabilmeek çok gurur verici ve tatmin edici.Öhüm öhüm bu gün yorum sırası bende ve hazır kitapla ilgili düşüncelerim hala aklımdayken size aktarmak isterim.Ne dersiniz başlayalım mı ? 

Öncelikle kitabımızın baş kahramanı Felix Castor.Bu yazının sonunda okuyacağınız "Felix Castor Kimdir?" yazısı onu daha iyi tanımanızı ve kitabı daha iyi idrak etmenizi sağlamlaştıracak o yüzden kitapla ilgili pek derine inmeyeceğim ve yüzeysel olarak konusunu çıtlatacağım.

Felix Castor bir şeytan çıkarıcı.Şeytan derken bunun içine iblisler ve hayaletler de giriyor.Ama ilgi alanı ve yoğunlaştığı dal ; hayaletler.Felix kitabın başında karşımıza bir doğum günü partisine giden gösteri yapacak illüzyonist -doğru mu yazdım ki?- olarak çıkıyor.Hemde fıstık yeşili bir kostümle ! Şahsen fıstık yeşili yazısını okuyunca kitabın başından Felix'e karşı tüm ciddiyetimi kaybettim ben.Tabii sayfalar ilerledikçe hem saygımı hem de kahkahalarımı kazandı kendisi.Ne diyordum evet Felix bir kaç yıldır şeytan çıkarıcısı ya da hayalet avcısı olan mesleğini bırakmış.Eee dolayısıyla para gelmeyince başka bir şey yapmak gerekiyor değil mi ? Ama gittiği doğum günü partisinden kovulunca ve yaptığı gösteri için para alamayınca ardından da işler hiç istediği gibi gitmeyince ilk önce reddettiği hayalet avı teklifini sonradan kabul ediyor.Para için insanoğlu neler yapmıyor ki Felix ? Azıcık hayalet öldürsen ne çıkar ? Şeytan çıkar.İn çıkar cin çıkar.Tövbe tövbe tamam susuyorum gaza geldim napayım.

Kitap boyunca kahkaha attığınız yerler o kadar çok ki.Bizim de çok beğendiğimiz bir replik var içimzden biri uydurmuş olabilir ama bizim için -benim için çok özel bir replik ! Buradan ona sevgilerimi saygılarımı öpücüklerimi yolluyorum :* :3 Belki twitterdan beni takip edenler görmüştür o repliği ;

-Sevgilinin neresine vuruldun ? Felix Castor : Poposuna.
Ah ah kim ne derse desin Felix benim ideal Şeytan çıkarıcım.Öhüm devam ediyorum sözümü kesmeyin lütfen.Kitap boyunca betimlemelerden sıkıldığımı söyleyebilirim tek sıkıcı taraf betimlemelerdi.Bazen bir paragraf olan bazense bir sayfa olan betimlemeler vardı.Onun dışında betimlemeleri kurtaran yazarın komikliğiydi.Ayrıca Felix'in her şeyi bilmesi de sayılabilir.Ara ara hayalet konusunda kendisinii "Anna Kan Giyinmiş" kız gibi hissetsem de bu kitapta aşk bulamazsınız.Daha çok hayaletler,zombiler,iblisler ve şeytanlar üzerinde yoğunlaşılmış.Çok konuştum yine değil mi ? O halde geleliim Felix Castor Kimdir yazımıza ; 

FELIX CASTOR KİMDİR ? 

Felix Castor üniversite ikinci sınıfta okulu bırakmış ve de bir süre kendini dünyayı gezmeye adamış bir hayalet çıkarıcı.Kendisini kitap başlarında 30 yaşlarında buluyoruz.Ama zaman zaman bu süre 19 ya da 20li yaşlara dönebiliyor.
Felix Castor Londra'da yaşamakla beraber Londra'nın her kısmını her ara sokağını avucunun içi gibi biliyor.
Asıl mesleği Hayalet Çıkarıcı olmasıyla beraber arada para kazanmak için İllüzyonist olarak doğum günü partilerine gidip çocuklara gösteri yapıyor.
Felix'in üniversite de tanıştığı iki yakın arkadaşı var; Pen ve Rafi.Rafi kafayı yemiş durumda.Felix sayesinde.Bir başka değişle içine hayalet girmiş.Pen ise kendi evinin bodrum katında öylece takılıyor.Takılıyor derken Wiccan modunda.Büyüler yaparak vb. şekillerde.
Ah ayrıca Felix her zaman siyah bir pardüse mi demeliyim yoksa kaban mı demeliyim bilemedim- giyiyor.Ceplerinde hiç ayırmadığı hatta kendisiyle bütün hissettiği bir flüt'ü var.Şeytan çıkarmada bu flütü kullanıyor.

Ne dersiniz sizce artık Felix Castor'la tanışmış mısınızdır ? Hazırsanız ŞEYTAN ÇIKARMAYA BAŞLAYABİLİRİZ ! 




Yeni Tema, Ask.fm , Instagram vb !

8 Haziran 2014 Pazar

 Merhaba çingularıım.
   Nasılsınız  ? Umarım iyisinizdir.Ya da bomba gibisinizdir ! Düşündüm de umarım bomba gibi değilsinizdir.Kimse havaya uçmayı istemez.Neyse saçmalamıyacağım bu yazıda.Öhüm bir kaç zamandır yapmak istediğim işler vardı.Bunlardan birisi de şablondu.Gerçi kendi şablonumu çok seviyorum ve üstünde bir kaç değişiklik yapmanın iyi olacağını düşündüm ve tadaaa bu Peter Pan'lı ve bulutlu şeker mi şeker tema çıktı karşınıza.Şahsen ben en sevdiğim renkleri kullandığım için mutlu ve huzurluyum.Sizi bilemeyeceğim.

  İkinci bir sorunda aslında bu bir sorun değil, ask.fm ! Ne zamandır açmak istiyordum.Blogla ilgili şeyler için.Aslında soru gelmeyeceğinden emin olsam da eğlenmek ve vakit geçirmek için bir fırsat olucak benim için.Link için TIK TIK. -PS : K-drama ve K-Pop önerilerinizi de bekliyorum *-* Ayrıca oradan sadece kitap hakkında değil film hakkında da konuşabiliriz. *-*

  Son sorun da.Evet neden sorun diyorum bende bilmiyorum ? Instagram.Şahsen instagramdan bir sürü blogger tanıdım.Ve tanımaya da devam ediyorum.Çok eğlenceli oluyor.Ayrıca instagramın benim kullanma amacım sırf okuduğum kitapları paylaşmak.Pekala daha çok kitap paylaşmak diyelim.Sırf kelimesi cuk oturmadı sanki.Instagram hesabım içinde petreous yazıp takip etmeniz yeterli.Ya da instagram.com/petreous yazarak bilgisayarınızdan da fotoğraflarıma bakabilirsiniz.

Sanırım bu bilgilendirme yeterli.Bir daha ki yazıda görüşmek üzere !  

Mimimimi MİM !

5 Haziran 2014 Perşembe


Ben mimi yapana kadar herkes yaptı böyleee en son ben yapayım dedim.Hani astsolistler en son çıkarmış ya benimkisi de o mantık.Açıkcası unuttum.Ece -birkitapdelisi- hatırlatmasa unutmuş ve  bir ay sonra yapmış olacaktım.Şaka şaka o kadar sürmezdi herhalde -sürerdi.Sorulara geçeyim mi ? Sorularda nasıl olsa baya konuşacağım ? Ha ne dersiniz ? Bence de.


Blog açma hikayeniz nedir?
Çok komik aslında.Blog açma hikayem yani.Ben ilk makyaj bloglarına kafayı sarmıştım.Gidip gelip bakıyordum böyle.Nail artlara falan.Tabii bu arada çevreme göre de çok kitap okuyorum herkes "oo ne kadar çok kitap okuyon" falan diyo.Ondan sonra pat diye kitap bloglarını keşfettim.Dedim "anaa benim ne farkım var ? aynı kitapları okuyoz." ondan sonra geçen senenin -2013- mayıs ayında blogu açtım.Ama yazmaya cesaret edemedim.Sonra bir baktım herkes çatur çutur yorum yazıyo.Tema falan yaptım.Vee 2013ün haziran ayında artık benimde bir blogum vardı.Vera ismi nerden geliyor derseniz o ayrı hikaye anacıım çook başka konu o.



Blog isminiz nereden geliyor? Neden bu isim?
AHA ! Bakın o soru da burdaymış.İyi o halde açıklayalım.Vera belki okumuşsanız Kristin Hannah'ın Kış Bahçesi adlı bir kitabında Veronika diye bir karakter var.Ara ara Vera olarak da tanımlamış yazar.Oradan geliyor ama anlamını falan araştırınca hah bu benim işte dedim ve Vera bende kaldı.Rüya kitaplık ise hadi aamaa tüm bloggerların hayali bir kitaplığı vardır değil mi ? Değil mi ? Petreous derseniz o da bambaşka bir hikaye. 

Hangi mevsimi seversiniz?
Çok güzel soru.Vallahi bak.Kim hazırladıysa helal olsun.Çok düşünmüş.Bende düşüneyim çok zor bir soru.

2 dakika sonra.

Bence ilkbahar ya.Doğum günüm ilk baharda olmasından değil.Doğa canlanıyor.Ben canlı biriyim.Ama yaz olunca bir üşengeçlik bir rahatlık kış olunca bir üşengeçlik bir uyuşukluk ortam benim ilkbahar.Bak sonbaharda olur.İlkbahar diyelim gözümüz gönlümüz açılsın.Hem ÇİLEK.Çilek bu.


Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?
ÇİLEK ÇİLEK ÇİLEK ! FOOD FOOD FOOD.BEERRY *-* KÖFTE YAĞMURU 2 ! BAK NELER GELDİ AKLIMA :D İlahı Ecrin.


Kırmızı ruj mu eyeliner mi?
Şimdi ben çok ruj süren biri değilimdir.Hatta ruj sürünce biri "aa ruj sürmüşsün" diyince direktman silerim ruju.Kırmızı olunca o ruj bambaşka bir alem oluyor venüs oluyor.O yüzden EYELINER ! Cat eye.Beautiful eye :'')



Blog yazmak sana ne kazandırdı?
 Öncelikle ; GEZGİNLER.Ve Kitap Sayfaları.Bu blog sayesinde bir sürü arkadaşım oldu.Hem dertlerimi anlatabildiğim hemde yeri geldiğinde saçmalayabildiğim.Özellikle gezginler.Bazen whatsapp grubunda ekran görüntüsü alıyorum.Ve açıp açıp gülüyorum.Kesinlikle bitaneler.

Ardından daha düzenli oldum.Lütfen bir ilk yazıma bir de en son yorumuma bakın.Aradaki farkı 3 kelimeyle betimleyemezsiniz.İlk zamanlar kasıntıydım.Geriliyordum.Şimdi blogum günlüğüm gibi oldu.Bazen beni birilerinin okuduğunu unutuyorum bile.O zamanlar işte iyi ki blogum var diyorum.

Üçüncü ve son olarakta BERRRY.Şaka şaka :D Haydi alt soruya.


Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?
Bu benim için zor bir soru.Ben yazarken rahatlıyorum.Gezginler bilmese de basit bir kaç hikayem bile var.-kızmayın böceklerim çiçeklerim!- Ama seçim yap illee de diyorsan okuyazmak !  



Şiir mi roman mı hikaye mi?
Hiç bir zaman şiir okuyabilen biri olmadım.Anlayabilen de biri olmadım.Balık burcu olmama karşın şiirler konu olunca çok odun biri olabiliyorum.Bir şiiri bir yıl düşünsem anlam veremem.O yüzden roman ve hikaye arasında seçim yapmak lazım.Roman diiyorum.Paranormaller,distopyalar,new adultlar.Kesinlikle romanlar.



En çok etkilendiğin film? 
Kesinlikle ve kesinlikle MUHTEŞEM GATSBY.Febris bunu okuyorsan -evet senin mimini de okudum :')- aynı filmden etkilenmişiz.Ama Leonardo Di Caprio.Ayrıca kitabını okuyup da aynı şekilde çok ağladım.Bir insan 5 kere izleyip ağlar mı ? Ağlar.


Hangi tür kitap/film?
Romantik,paranormal,komedi -film olarak-,bilimkurgu -kitapolarak-,macera-film olarak- 


Öğrenci olmak mı iş hayatı mı?
Öğrenci ! Direkt aklıma Iggy Azelia geldi.Work şarkısı ??? 


Kitap okumak mı film izlemek mi?
Sence ? BU SORUYU DUYMAMIŞ OLAYIM !!!



Klasik giyinmek mi spor giyinmek mi?
Hangi ortamda ? Çok karışık birr soru olmuş bu.Şimdi eğer ben beş yıldızlı bir otele ya da düğüne gidiceksem spor giyinirsem.OOOO annemden yiyeceğim azarları düşünsene.En iyisi spor ama anneeee.


Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey ne?
ÇANTA ve KİTAP.Çantalar sizce de çok güzel değil mi *-* Koleksiyon yapıyorum evet.



En sevdiğin yemek nedir?
Valla ablacım bu soru da çok güzel azcık düşünmem lazım.

2 DAKİKA SONRA.

ANNEYE SORDUKTAN SONRA.

Hımm.Mantıymış ya da baalık.Ama dönem dönem değişiyormuş.Çok zor bir soruymuş cidden.(Anne cevabı) 


En sevdiğin dizi?
Buna The Originals diyeceğim devam eden olarak.Ama devam etmeyenleri bitmişleri sorarsanız.Çok fazla vaar.Öncelikle kore dizileri.Cunning single lady ya da man from the stars.Çok güzel dizilerdir.Ya da playful kiss *-* 



Özel bir yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
Şu an okuduğum kitaba uygun gidersek anı durdurmak.Anı durdurmayı ya da o anı tekrar tekrar yaşamayı çok isterdim.Ama bunu hatırlayan bir tek ben olmasam ? Ya da şey olabilir her anı farklı farklı milyonlarca yolla tekrar teekrar yaşama da olabilir.Farklı dünyalara gitmek.Siz beni anladınız.Dimi ? 


Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
Kötü yanı yok :D Hasta olunca herkes benimle ilgileniyor.Söyler mmisiniz bunun neresi kötü ? Çok hasta olsam bile ilgi manyağı biri olduğum için bununla mutlu olabiliyorum.Evet,garip bence de.


Alınacak listen var mı? İlk 5'i nedir?

Şimdi benim ilk 5im yok.O anki ruh halim var.Ama şöyle bir düşünürsek Uyumsuz,Köken,Sonsuza Dek,Mekanik Prenses,Lanetli Yıldız,Umutsuz,Asude'nin tüm kitapları,Ölümcül Oyuncaklar Serisi ,I need to stop.


İlk aldığın makyaj malzemesi nedir?
Çok kazık sorular sormuşsun arkadaşım.Bunu hazırlayanın ellerinden öpüyorum.Cidden kazıktı.Düşünelim bi.Galiba dudak parlatıcısı.Ama daha değişik bir şey de olabilir.Anneme sormam lazım.Tamam vurmayın.



BURAYA KADAR SABIRLA TÜM CCEVAPLARIMI OKUYAN VE GÜLMEDEN -mümkün mü?- YAZIYI BİTİREN ARKADAŞLARA SONSUZ BİR TEŞEKKÜR EDİYORUM.Ardından bu mimi yapmak isteyen herkese miimliyorum.Böyle mi deniliyor ? Bilemedim.

Bu arada beni mimleyen Eceye ve Mügeye sonsuz tişikkirler *-* Kendimi astsolist gibi hissetmemi sağladınız :D

XOXO.

Çıplaklar - Iva Prochazkova | Kitap Yorumu

Kitabın Adı : Çıplaklar
Orjinal Adı : Die Nackten 
Yazarı : İva Prochazkova
Yayınevi : On8 
Tür : Dram
Hayatla çıplak temas... hem çok güzel, hem çok acıtıcı! "Yaşın ilerledikçe, giyinmeye başlarsın. Giderek daha fazla tabaka edinirsin, bunlar seni duyarsız kılar. Bütün toplum çıplak kalsaydı, önce birbirimizi kucaklar, sonra da toplu harakiri yapardık." "Kendini çıplak hissetmiyor musun artık?"Babası yavaşça ve üzgün bir ifadeyle başını iki yana sallıyor."Belki de o kadar çok tabakam yoktur, ama doğrudan temas benim için bir mucize olurdu." "Yani bütün bunlar... şimdi yaşadıklarım... geçecek mi?" "Büyük ihtimalle evet. Maalesef."

Çıplaklık nedir? Giysisizlik mi? Gençlik mi? Ayıp mı?.. Giysilerimizden arınmak, çıplaklığın tek hali mi? Kumaşlara sarındığımız anda sonlanıyor mu çıplaklığımız? Hayat bizi tüm gerçekleriyle çevreler, toplumun gözünde tanımlar, kurallarıyla kısıtlar, normlarıyla biçimler, sistemleriyle düzenler, tenimize nüfuz etmeye çabalarken, mücadeleye çırılçıplak girişmek midir zor olan, katman katman, zırh zırh giyinmek mi? Peki, ya geçince çıplaklığımız; sona erer mi üşümemiz? 

Kendin olmak, tenine temas eden hayata karşı ne kadar giyineceğini keşfetmekten, bu hayatın içinde kendini bulmaktan geçer. Belki bulanık bir nehirde, yakınlaşamadığın bedenlerde, yaşama pamuk ipliğiyle bağlı bir dostun varlığında, özüne erişemediğin bir rüyadan uyandığında ya da kendine çizdiğin sınırların ötesine baktığında... Çek yazar Iva Procházková, ergenliğin kaçınılmaz "çıplaklığını" ve hayatın yakıcı "soğuğunu", Berlinli beş gencin kesişen yaşamları üzerinden anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

 Herkese kocaman bir merhabalar ! Çok çok güzel bir kitapla karşınızdayım.Aslında başka bir kitabın yorumunu yazmayı planlıyordum ama işler sarpa sardı ve en son okuduğum "Çıplaklar"ın yorumuyla karşınızdayım.(İşler sarpa sardı derken okuduğum kitapları ne zaman okuduğumu unuttum.Kusura bakmayınız.Tekrar okuyup buraya damlayacağım!) Neerde kalmıştım ? Hıh çıplaklar demişim.Çıplaklar adını taşayan ama kesinlikle +18 hiç bir öge barındırmayan bir kitap.Yanımda taşıdığım ve okuduğum süre boyunca çevremdeki herkesin dikkatini çektiğini söyleyebilirim.Bir çoğu kitabı eline alıp inceledi ve kapağa hayran kaldılar.Ki bence de kapak çok yaratıcı.Dikkatli bakarsanız bir erkek yüzü de görebilirsiniz.on8'i tebrik ediyorum yurt dışı kapaklarından daha başarılı bizim kapağımız.-evet bizim dedim kitabı çok sahiplenmiş durumdayım-


Ergenlik acaayip bir durumdur.Tekrarlanamaz.Ergenlikte insanlar çıplaktır,yani her şey ona doğrudan temas eder.Temas,aynı anda hem uyarıcı hemde acı vericidir.Bu durum kısa sürer.Fazlasıyla kısa.(sayfa 38) 


Öhüm çok konuştum.Ve cidden kitabın konusunu anlatmak istiyorum.Okuduğum süre boyunca kiimseyle paylaşamadığım için içimde birikti her şey.Öncelikle kitabımız 5 gencin yaşamından kesitler taşıyor.Kesitler diyorum çünkü bir geçmişe gidiyor bir başka bölümde bakmışız şu anki zamanı anlatıyor.Kitap boyunca gözümden kaçmayan nokta ise tüm bu gençlerin bir kişinin etrafında toplanmasıydı ; Slyva.Kendisi beni kitap boyunca şaşırttı başta anlamasam da mağara insanı olduğunu sayfalar akıp gittikçe ciddi ciddi Slyva'nın bir mağara insanı olduğuna inandım.Sadece her yerde yüzmesi değil hem insanlardan uzak durmak istemesi hem de dokunma ihtiyacı hissetmesi onu kitap boyunca gözümde başka bir evreye taşıdı.

Sözler sadece bağlantı halkalarıdır.Neyi bağladıkları konusunda hiç bir şey söylemezler,sadece yüzeye temas ederler.Ama bu da az değildir.İnsan onları doğru kullanırsa,işlevlerini yerine getirirler. (sayfa 268)  
İkinci favorim kim söyleyeyim mi ? Duygusal olarak bunalıma girmiş Robin.Kendisi favori karakterim.Slyva falan yalan Robin gerçek diyerek bir iğrençlik yapacağım kusura bakmayın.Ama cidden Robin'i sevdim.İnsanları kokularına göre sıralıyor ve yapaylığa karşı.Ayrıca o bir ressam ! Bu arada gençlerimizin yaş sınırı 17 yani benimle yaşıtlar.O yüzden kitap bana eğlenceli gelmişte olabilir.
Slyva'nın hiçbir fikri yok.Onun hakkında hiç bir şey bilmiyor-neredeyse hiç bir şey.Her insan,ortak bir paydada buluşmayan kesirli sayıların toplamıdır.(sayfa 270) 
 Üçüncü ve dördüncü karakterlerimiz Nicklas ve Evita.İsimlerinin çok değişik olduğunu kabullenmem gerek.Kendileri uyuşturucu bağımlısı iki sevgili.Çok ayrıntıya da girmek istemiyorum.Ama ikisinden de nefret ettiğimi bilmeniz yeterli.
"Şeytan karşı konulmazdır," diye güvence verirdi Rahibe Callista."Ve her an,her yerdedir.Hepimiz cehennemin koordinatlarını içimizde taşırız."(sayfa 296) 
 Sonuncu gencimiz ise Filip.Kendisi düşünmeden konuşmuyor.Ne diyeceğini iki üç kere düşünüp söylüyor.Bu yüzden haraketleri Slyva'ya çok yapay geliyor.Yollarının ayrılması için bir neden diyeceğim.Filip'in bölümlerini yazarımız azaltmış.En az sanırım onun bölümüydü.Sonra da Nicklas'ın ya da Robin'in.
"Tahminimce boşanan insanlarda  her şey olabilir."
"Rob,biliyor musun,kararımı verdim.Onunla kalacağım."
"Niye onu annemden daha mı çok seviyorsun ?"
"Tam tersi.Ama onun bunu bilmesini istemiyorum."
"Emil, bu..."
"Aptalca mı ?"
"Galaksilerarası."(sayfa 302)

Yorumuma gelirsek.Kitabı çok beğendim.GR'de ise 5 üzerinden 4 verdim.Bitirdikten sonra ve üstünden bir gün geçtikten sonra ise 5te 5 versem de olurmuş diye düşündüm.Kitap hem Bestseller özelliklerini hem de Cumhuriyet dönemi mi desem neyse öyle diyeyim Cumhuriyet Dönemi romanları özelliği taşıyor bence.Her ne kadar yazarımız Alman olsa da benim için bir Türk diyebilirim.Şaka şaka.Kendisini böyle güzel -Robini kastediyor- karakterler yarattığı ve bizimle paylaştığı için tebrik ederim.Ve sizi de en yakın kitapçıya yollayıp çıplakları almanızı taavsiye ederim.Ups bir a fazla oldu.Okuyunca bana hak vericeksiniz eminim !

Küçük bir not : Buradan on8 yayınlarına teşekkür ediyorum okuyorlarsa özellikle bu kadar güzel bir kitabı bana yolladıkları için minnettarım.
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS