Kötü Çocuklar - M.Leighton | Kitap Yorumu

27 Eylül 2014 Cumartesi

Resim thcodex.blogspot.com.tr 'den alıntıdır.

Kitabın Adı : Kötü Çocuklar Soluk Soluğa

Orjinal Adı : Down To You
Yazarın Adı : M.Leighton 
Yayınevi : Optimum Kitap
Türü : New Adult, Erotik 
Bir kız, iki erkek ve bir aşk üçgeninin ateşli hikayesi Olivia Townsend özel biri değildir. Okul ücretini çıkarmak için çalışan, babasının işlerini yürütmesine yardım eden sıradan bir kızdır. Babasını terk edecek ikinci kadın olmamaya kararlıdır, kendi hayatını askıya alması gerekse bile… Olivia için, yapması gereken şeyler bellidir. Fakat, Cash ve Nash Davenport ile tanıştıktan sonra her şey karmaşık hale gelir. Onlar kardeştir. Hem de ikiz. Cash, onun bir erkekte istediği her şeye sahiptir. Tehlikeli ve ne olursa olsun onu yatağa atmayı isteyen seksi, kötü bir erkektir. Olivia'yı baştan çıkarır ve tek bir öpücükle, kötü olduğunu unutturur. Nash, onun bir erkekte ihtiyaç duyduğu her şeydir. Başarılı, sorumluluk sahibi ve son derece tutkulu bir erkektir. Ama o, Liz'in zengin ve güzel kuzeni Marissa ile birliktedir. Yine de bu, Olivia'nın ona baktığında erimesini durdurmaz. Tek bir dokunuşla, neden asla birlikte olamayacaklarını unutturur. Olivia, onların bir şey sakladığını öğrenince, siyah beyaz olan her şey grileşir. Olabildiğince hızlı bir şekilde kaçmasını gerektiren bir şey… Ama kaçmak için çok geçtir. Olivia artık olayların içindedir. Ve aşıktır. İkisine de. İki kardeş de Olivia'nin kalbini titretir. İki kardeş de Olivia'yı heyecanlandırır. Olivia ikisini de ister. Ve onlar da Olivia'yı. Peki, Olivia nasıl bir seçim yapacak?

(Tanıtım Bülteninden)
Ay ben birbirinin aynı kitapları okumaktan sıkıldım,yazarlar birbirinin aynı kitap yazmaktan sıkılmadılar gerçekten.

Yazıya çok değişik bir giriş yaptım kusura bakabilirsiniz lakin çok içliyim arkadaşlar.Elimdeki ve piyasadaki tüm new adult kitapları okumayı kendime amaç edinmiştim bir ara hatırlarsanız tabii hala o takıntım devam ediyor.Bu vesileyle sürekli new adult kitap okuyorum.Ama artık böyle ögh geldi baydı.Çünkü kitabı alıyorsunuz diyosunuz ki "İŞTE BU O KİTAP ! BU KİTAP BENİ MUTLU EDİCEK !"  ama kitap bitiyor "Hıııı işte bitti ya olsun" moduna giriyorsunuz.Ne kadar içlendiğimi anladınız dimi ? Anladıysanız kitabın yorumuna geçebilirim.


Öncelikle kapaktan başlamak istiyorum.Bir kere bu kapak saklanmayı hakediyor.Grinin Elli Tonu'nun konusu ne kadar erotik olaylar üstüne kurulmuş olsa bile kapağı kimse anlamıyor rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.Ama bu ne ya ? Kitap resmen erotik alarmı veriyor.Ki bu da halka açık alanlarda okunamayacağının bir belirtisi.Çok uzatmadan konuya geçmek istiyorum artık içimdeki zehri size akıtmalı ve rahatlamalıyım.

Tabii ki bir baş karakterimiz çok salak ve de her şeyi kabul eden bir bayanımız var; Olivia Townsend.Kızımız hem okuyordur hem de bir barda çalışıyordur.Ama kitabımız Olivia bir gün bara giderken diye başlamıyor onun yerine daha garip bir şekilde Olivia'nın arkadaşlarından birinin bekarlığa veda partisiyle başlıyor.Ve Olivia her karakterimiz gibi kendini Cash Davenport'un önünde rezil ediyor.Yani baş erkek karakterimize ya da baş erkek karakterimizden biri mi demeliyim ? Öyle demeliyim çünkü yakışıklı mı yakışıklı büyüleyici mi büyüleyici Cash'imizin bir de ikizi var.İsmini söyleyeyim de hep beraber gülelim çünkü yazarımız burda bizimle resmen dalga geçmiş.Cash'in ikizinin adı Nash.Çok komik değil mi ? 



Ah ah ondan sonra ki olayları anlatmak isterdim ama anlatırsam sizin kitabı okumanıza gerek kalmaz lakin çok açıklayıcı bir şekilde anlattım gerçi spoiler vermek için can atıyorum.Eğer okuyan varsa hemen gelsin dedikodu yapalım.

Kitapla ilgili düşündüklerime gelirsek, başlarında diyorsunuz ki hah bolca aşk okuyacağım oh be ! sonra ilerliyor kitap bir garip bir yavan beklentileriniz düşüyor, sonra yazar size bir şok yaşatıyor.Ondan sonra eh tahmin ederseniz yine beklenti ve yine hüsran.

Çok vasat bir kitap diyemem Kötü Çocuklar Soluk Soluğa için ama ikinci kitabını indirip ingilizce falan okurum derim gidip alır mıyım düşünmem lazım.-Sanki bana soruyorlar gidip alıcak mısın nolur al diye- neyse.Benden bu kadar, karar size kalmış alır mısınız almaz mısınız bilmiyorum ama okuduysanız mutlaka dedikodu yapmamız lazım.



Selfie 1.Sezon 1.Bölüm | Dizi Yorumu

13 Eylül 2014 Cumartesi


Herkese merhaba ! 
Bu gün çok mu çok eğlenceli bir postla karşınızdayım yoksa yorum mu demeliyim ? Yorum dedim sayın ve ben başlıyım yazıma.

#Selfie benim uzun zamandır beklediğim bir diziydi.İlk haberini duyduğumda bir hafta promosunu izleyip kendi kendime sevinmiştim.Çıktığı andan beri de arayıp her yere "Selfie 1.sezon 1.bölüm" yazıp sonunda buldum ! Hemen izledim ve bayıldım.Tam benim dişime göre bir diziymiş onu da yazmadan geçemiyeceğim.İlk izlememden sonra bir kaç saat geçtikten  sonra tekrar açıp tekrar izledim.Şu an ezbere bildiğim halde birinci bölümü tekrar izleyebilirim.




Konuya geçeyim mi artık ne dersiniz ? Dizimizin baş karakteri Eliza Dooley.Kendisi bir şirketteki en iyi satış elemanı dip not da geçmeden edemiyeceğim en güzeli ve en yapmacığı aynı zamanda.Peki Eliza nasıl böyle olmuş ? Lisedeyken çirkinsinizdir,insanlar size bakmaz hatta size lakap takarlar.Eliza da buna maruz kalan bir insanmış ardından saçlarını uzatmış,slikonla gezmeye başlamış,yediklerine dikkat etmiş ve sporlar birlikte bom ! Bir sürü takipçisi, bir sürü sanal arkadaşı ve beğenileri olmuş.Ta ki aynı şirketteki insanlarla beraber uçağa binene kadar.

Neler olduğunu söylemek isterdim ama heyecanı kaçar.Eminim izlemek istersiniz o yüzden konuyu bu kadar anlattığımla yetinin ve gidip izleyin.Eğer google'a "Selfie 1.Sezon 1.Bölüm" yazarsanız dizigold'da hemen çıkıyor tıklayın izleyin.Daha başka ne diyim yorumuma geçeyim.


   

Dizi beklediğime değdi ! ALLAHIM O HENRY YOK MU  ! Hele hele son kısımları.Eliza'nın gidip özür dilemesi.Benden söylemesi bir beş bölüm sonra dizi bitmezse çoook eğlenceli ve yakınlaşmalı bölümler bizi bekliyor olucak.Yani inşallah çünkü öyle olursa ben izlerken katıla katıla gülücem ve daha mutlu olamıyıcam.

Plus Henry de Eliza da en az Türk insanları kadar odunlar.Özellikle Henry Allahım o her şeye yorum yapma huyu,her şeye karışma özelliği yok mu.Hayır tabi ki de bir dizi karakterine hayran olmadım sadece açıklama yapıyorum yoksa niye size yorum yazayım ki ? -yalan- 




Kate Gillian'ı Doctor Who'da bir kaç kere izlemişliğim olduğundan biliyorum.Büyük ihtimalle sizde oradan biliyorsunuzdur.Gerçi Doctor Who'dan sonra bir çok dizi de ya da filmde rol aldı ama hiç kendi dizisi olmamıştı.#Selfie onun ilk diziyi diyorum o yüzden.Yani düşünsenize bir mükemmel bir durum.Kendi diziniz oluyor.Ve bu dizi de bence tamamiyle Karen'ın dizisi.


Ortamlara ve diğer oyunculara geçersek açıkcası ben Charmonique tiplemesini de çok beğendim.Bir de patronu.Güzel ve komik oyunculuklar sergileyen herkesi seviyorum.Ki bahsettiğim kişiler de dahil buna.



Son söyleyeceklerime gelirsek, bundan sonra direkt her bölümü yorum olarak paylaşmayı planlıyorum.İzlemeyen kalmasın diye ! Gerçi YGS tantanam varken bunları yapmak biraz tehlikeli olsa da azıcık eğlenceye de ihtiyacı oluyor insanın.Kitap okumayı en aza indirmişken hele haftada bir saati kendime ayıramayacak mıyım diyorum ve gidiyorum.

Size iyi  #selfie'ler ! 



Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu | Kitap Yorumu

5 Eylül 2014 Cuma

Adı : Kocan Kadar Konuş
Yazarı : Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi : Dex Plus
Tür : Romantik Komedi
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?Ya nişanlı?Sevgilin var mı?O da mı yok!Yaş kaç?Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
Merhabalar sayın blogger ahalisi ve araştırmacı arkadaşlarım.
Hazır yaz ayları son bulmaya yüz tutmuşken ve herkes evleniyorken peş peşe her akşam düğünlere giderken dedim Kocan Kadar Konuş'un yorumunu yazma vakti gelmiştir geçiyordur bile.

Kitabı mayıs ayında okuduğum düşünülürse üstünden yaklaşık üç ay geçmiş.Hala kendimi zorlayıp yorum yazmaya çalışmama gülebilirim ama gülmeyeceğim çünkü şu an kitabı tüm netliğiyle hatırlıyorum.En azından okurken hissettiklerimi.Kitaba başlama sebebim kesinlikle Bir Kitap Delisi'nin okumaya başlaması ve "hemen oku hızlı okunuyor biter,çok da eğlenceli" demesi oldu.Bende direkt elime aldım ve kitaba başladım.Açıkcası gerçekten ne zaman başladığımı ve ne zaman bitirdiğimi bilemedim.Elime aldığım zaman kitap kah gülerek kah "hayııır bunu yapmış olamazsın Efsun!" dememle geçti.Sonunda da "Aferin be kızım ! Demek ki neymiş yapılabiliyormuş !" oldu.

Eğer hazırsanız kitabın kısa bir özetini geçicem size.

Efsun her kitap canavarının olduğu gibi kitap okumayı seven biri.Ama yaşı biraz geçmiş biri en azından annesine,kız kardeşlerine,halasına,anannesine,apartmandaki teyzelere göre.Yalnız Efsun yaşının geçtiğini düşünmüyor ta kiiii kuzeninin evleneceği haberini alana kadar.Bilin bakalım kuzeninin evleneceğini duyduğunda neden üzülüyor ? Kuzeni ondan küçük olduğu için ! Ardından hiç yapmam diyeceği şeyleri yapmaya ve süslenmeye başlıyor.Facebook,twitter'la tanışıyor.Bir erkeğe ne zaman mesaj atması gerektiğini öğreniyor.Ne zaman umursamıyormuş gibi yapacağını öğreniyor.Ve bunları en olmadık kişinin üstünde deniyor.Gençlik aşkının üstünde ! Ardından ne mi oluyor ? EH YOK ARTIK ! Bunu da mı ben anlatayım alın,okuyun,görün,gülün diyorum.

Açıkcası Efsun'a ara ara sinir oldum.Neden diye sorarsanız; yapmam dediklerimi onun gibi yaptığım için kendimde bir Efsun gördüğüm için.Yalnız son ana kadar iyi ki pes etmemişim diyorum.Çünkü sonu buna değerdi gülmeye eğlenmeye değerdi.

Sonuç parafrafına geçip son sözlerimi söylemeye hazırlanıyorum.Demem o ki arkadaşlar eğer eğlenmek,gülmek istiyorsanız çok üzgün bir moddaysanız okuyabileceğiniz bir kitap "Kocan Kadar Konuş" KKK desem çok mu komik olur ne dersiniz ? Eğer boş vaktiniz varsa elinize KKK'yi tutuşturur otur oku deriim.Ama boş vaktiniz varsa boş vaktiniz yoksa marş marş test çözmeye,çalışmaya !

XOXO

[GKK BLOG TURLARI] Uzun Metrajlı Hüzünler - Danielle Steel | Kitap Yorumu

2 Eylül 2014 Salı



Kitabın Adı : Uzun Metrajlı Hüzünler
Orjinal Adı : Betrayal
Yazarın Adı : Danielle Steel
Yayınevi : Novella
Hayatı, iskambilden yapılmış bir kule gibiydi; yıkılması için tek bir hamle yeterdi...

Tallie Jones başarılı işlere imza atmış güzel ve ünlü bir Hollywood yapımcısıdır. Sağ kolu ve aynı zamanda en yakın arkadaşı olan asistanı Brigitte'in de onun bu başarısındaki payı büyüktür. Genç kadın mesleğindeki önlenemez yükselişin aksine ilişkilerinde aradığı mutluluğu uzun süre bulamaz. Ancak sonunda, kendisi gibi yönetmen olan sevgilisi Hunt'ın onun için doğru insan olduğuna inanır.

Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü sırada, yeni film için yatırımcının hesap denetimi istemesiyle, Tallie'nin hayatında dönüm noktası olacak gelişmeler yaşanır. Genç kadın ortaya çıkan mali sorunun, değer verdiği bu iki insanla bağlantısının olduğunu öğrendiğinde ise yıkıma uğrar ve kendini aklının ucundan bile geçmeyecek olayların içinde bulur.

Herkese merhabalar ! 
Bir tura daha hazır ve nazırım.Benim yorum günüm,aslında bu güne denk gelmesi çok iyi oldu.Çünkü bu gün işimin son günüydü ve harika geçti.Paramı aldım,yeni kitaplar için hazırlık yapıyorum ve yarın dershaneme başlayacağım anladığınız üzere şu an her şey tıkırında gidiyor.Bir de tur üstüne oohhh ! 


Şimdi nereden başlasam bilemiyorum.Öncelikle ilk kez Danielle Steel okuduğumu belirtmek isterdim.Kadın -sanırım kadın- kaç tane kitap yazmış kitapları Bestseller olmuş GR'de de güzel puanlar almış da biri çıkıp sorar bu kadın bu puanları nasıl almış ? Allahım çok içliyim ama ilk size kitabın bir özetini geçicem kısacık bir özet.Zaten kitabımız kalın ne kadar anlatsam o kadar iyi anlarsınız lakin kitabın anlatımından pek bir şey anlayamıyorsunuz.

Kitabımızın ana karakteri iş kolik Tallie Jones.Kendisi bir kaç filmde baş rol oynamış ama tüm hayali kamera arkasında olmasını istediği için hop bir anda movie maker olmuş.Film yönetmeni ablamız aldatılma uzmanı.Evet doğru duydunuz aldatılma ve kandırılma uzmanı.Tallie Jones küçük yaşlarda bir kız çocuğu dünyaya getirmiş.Kızının babası onu aldattı diye hop boşanmış dahası bu da değil ardından başka biriyle olmuş o da hoop aldatmış bu da demiş seninle olmaz boşanalım onunla da boşanmış.Ardından düşünmüş taşınmış kimlere güvenebilirim ? Güvendiği insanlar üniversitede tanıştığı ve şimdi asistanı olan Bridgette ve beraber yaşadıkları Hunt.Ama şöyle bir şey var ki Bridgette o kadar güzel o kadar akıllı o kadar becerikli ki hiç bir erkek ona karşı koyamıyor.Hunt dışında.Ve bizim biricik saf ana karakterimiz buna inanıyor.Yani şimdi olaylar Hunt'ın Tallie'yi aldatmasıyla başlıyor ama bizim saf ablamızın başına gelmeyen kalmıyor.Hop bir şey oluyor bu yine ortada kalmış hop ardından bir şey daha oluyor Tallie uçmuş gitmiş ölmek üzere.

 Anlayacağınız üzere çok sinir olmuş durumdayım.Şimdi bu kadar anlattım bu kitabın hiç güzel tarafı yok mu diyeceksiniz bana.Olmaz mı var.Mesela Danielle ablamızın/abimizin dili daha iyi olsaydı ve şu aldatma durumları olmasaydı kitap on numara kitaptı.Hatta beş yıldızlıktı.Ama Danielle'ciğimiz naptı ne etti kitabı üç yıldıza düşürdü.Bakın bu benim görüşüm diğer tur arkadaşlarım kitabı çok beğendiler,genel olarak bakılırsa okunabilecek güzel hoş bir kitap tek eksiği Danielle ablamızın/abimizin dili.Çeviriden kaynaklı bir yanlışlık olabilir diyeceğim ama çevirmenimiz gayet güzel çevirmiş sadece duygu yoktu.Kurgu harika,duygu yok.

Çok konuşmuş olmanın verdiği utançla size diyeceklerim bu kadar diyorum ve yorumumu belirttiğimi umuyorum.Öhüm iyi geceler,iyi günler hanımlar beyler bir sonraki yorumda görüşmek üzere.

XOXO


 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS