[GKK BLOG TURLARI] Tanrıçaların Savaşı - Kendare Blake | Kitap Yorumu

27 Nisan 2015 Pazartesi


Bir tanrının öğrenmesi gereken tek ders kaderdir ama ben kadere inanmam.
Çünkü¸ son henüz yazılmadı…

Savaş Tanrıçası Athena teninin altında baykuş tüyleri belirmeye ve ciğerlerini sarmaya başladığında ölüme adım adım yaklaştığını fark eder. Hırsızlar Tanrısı Hermes ise bedenini kemiren bir hastalıkla boğuşmaktadır. Bu sırada diğer tanrı ve tanrıçaların da farklı hastalıklardan mustarip olduğunu öğrenirler. Ancak hepsi de birbirlerini öldürmek pahasına dahi olsa son nefeslerini vermemeye kararlıdırlar.

Athena ile Hermes onları ölüme neyin sürüklediğini bulmak için dünyayı dolaşmaya başlarlar. Yolları sıradan bir insan olan Cassandra'ya çıkar. Belki de bu genç kız sanılanın aksine, sıradan biri değildir.

Peki, tanrıçaların hayatta kalmak için başlattıkları savaşın kilit noktası Cassandra olabilir mi?

"Daha ilk sayfasından itibaren okuyucunun hayal gücünü harekete geçiren bir hikâye. Kendare Blake'in kendine has üslubu Tanrıçaların Savaşı'nda bir kez daha kendini göstermiş."
-Goodreads-

"Blake'in mitolojik öğelerle günümüz dünyasını aynı hikâyede buluşturma fikri kesinlikle okunmayı hak ediyor."
-New York Times-

"Özellikle Yunan mitolojisine ilgi duyan okuyucuların soluksuz okuyacakları bir heyecan fırtınası."
-Kirkus Reviews-

Herkese merhabalar ! 
  Bu gün kısa bir yorumdan size merhaba diyorum.Kısa diyorum çünkü çok çok az vaktim var son bir haftadır ama size çoook güzel bir kitabın yorumunu yani umarım.Şu aralar iki haftada bir yorum giriyorum farkındaysanız "end of the world" meselesine dönücek ortam.Yani benim için.Çünkü ne zamandır şu LYS YGS  durumundan ne yorum girebiliyorum ne de kitap okuyabiliyorum.

  Yalnız kitap okuyamıyorum falan diyorum da gerçekten buraya ne yazarsam hangi kitabın yorumunu yazarsam sadece o kitabı okuyor oluyorum.Bu sefer de son üç haftadır kitap okumadığım için benim rekorum budur.Anlayın okuduğum kitapların hepsi kaliteli oluyor.Eh okumasaydım burada da yorumu yazıyor olamazdım.Çok konuştum sanırsam başlayalım artık yorum yazmaya.

  Tanrılar ve Tanrıçalar arasında amansız bir savaş var.Bu savaşı engellemenin yolunu arayan Tanrılar ve Tanrıçalar da var.Athena ve Hermes,Savaş Tanrıçası ve Hırsızların Tanrısı bir arada savaşıyorlar.Ölümleriyle yüzleşemeyen Tanrılar savaşa hazırlanırken Athena ve Hermes önlemek için "kahin"i arıyorlar.Peki aradıklarını bulabilecekler mi ? Yapabilecekleri neyle kısıtlı olucak ? Ve karşılarına neler çıkıcak ? İyisiyle kötüsüyle,hayırlısıyla atlatabilecekler mi? -bunu söylemezsem olmazdı özür dilerim-

  Kitap konusuyla insanın ilgisini çekiyor,kitabın dünyasına girince ilerlemekten korkuyorsunuz.Ama ilerlemekten de kendinizi alamıyorsunuz.Kitap tamamiyle sizi dünyasına alıyor.Vakit azlığından kitap için söyleyebileceklerimin yarısını söyleyebiliyorum okuyucu ve bunun için senden özür dilerim en kısa zamanda yorumumu editleyeceğim ve sizi en muhteşem Tanrıçaların Savaşıyla baş başa bırakacağım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!




 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Trendeki Kız - Paula Hawkins | Kitap Yorumu

18 Nisan 2015 Cumartesi

Kitabın Adı: Trendeki Kız
Yazarın Adı: Paula Hawkins
Yayınevi: İthaki
Türü: Gerilim
Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!" 
-S.J. Watson-

"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock'u." -Terry Hayes-

"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman." 
-Lisa Gardner-

"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!" 
-Publishers Weekly-

"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-

"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor." 
-Entertainment Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)

Herkese merhabalar !

  Çok uzun zaman geçtiğinin farkındayım son yorumumun üstünden ama inanın ki isteyerek yapmıyorum.Okul sınavları,projeler,performanslar ve üstüne LYS gibi boğucu bir şey eklenince başımı kaşıyacak vaktim olmuyor.O yüzden de yazacağım yorumların günü aksıyor da aksıyor.Bu sefer çıktığı günden beri acayip ses getiren bir kitabın yorumunu yazıyorum.Çok şükür yazabiliyorum ! Çok şükür diyorum çünkü ben bu kitabı Martın 18'inde bitirmiştim bilemiyorum belki de 19'unda ama ancak ve ancak bir ay sonra yorumunu yazabiliyorum.Bu arada bana bu kitabı Bursa Kitap Fuarında hediye eden İthaki Yayınlarına çok teşekkür ederim ^-^

  Teşekkürlerimi de ettiğimee göre sıra geldi kitaba yorum yazmaya ! Allahım bu nasıl kitaptı.Bu kitaptan sonra okuduğunuz hiç bir kitap -aynı tarz da elimde bir kaç kitap daha vardı nasıllar bir bakayım dedim- sizi tatmin etmiyor.Örnek verirdim ama onları da kendi yorumlarını yazarken söyliyeyim en iyisi.

  Kitabın konusuna gelirsek; Rachel trenden sabahları işe giderken her sabah aynı çifti izliyor.Sarılmalarını,birbirlerini öpmelerini,eşinin kocasını uğurlamasını.Hatta onlara bir isim bile takıyor.Kendi hayatı,işi ve biten evliliği fazla gelen Rachel başkalarının hayatına göz dikiyor.Bir sabah çiftin daha doğrusu onun Jess'i ile Jordan'ını izlemek için aynı eve gözlerini dikerken Jess'in Jordan'dan başka bir adamı öptüğünü görüyor.İşte olaylar ve kitabımız bu noktada başlıyor.Sonrasında sayfalarını peş peşe çeviriyor sadece kitaba ve olaylara odaklanıyorsunuz.En azından benim için olay bu şekilde ilerledi.

  Ağzım açık bir şekilde kitabı okudum desem yalan olmaz herhalde.Kitap mı okudum film mi izledim bilmiyorum diyen arkadaşlarım var.Onlara benzemiş olabilirim şu anda çünkü kitap mı okudum film mi izledim bilmiyorum ama betimlemeleri ile yazarımızın gözümde tamamiyle canlandırdım olayları.Canlandırdım da uygun olmadı biliyorum ifade edemiyorum.Ama öyle bir şeyler olduğuna emin olabilirsiniz !

  Fark ettiyseniz son üç beş yorumdur ben,ben gibi yazmıyorum.Coşkulu bir şekilde *çok nadir ben ben gibi oluyorum çünkü* Bu yorumu yazmadan önce çok ders çalışmanın verdiği halsizlikle sizden özür diliyorum.Yakında harika harika kitaplarla gelicem ve sizi kıskandırıcam! Kıskandırıcam doğru bir kelime olmamış olabilir ama en uygunu o.O zamana kadar sağlıcakla kalın !

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

[19.GKK BLOG TURLARI] Rosie Projesi - Graeme Simsion | Kitap Yorumu + Çekiliş

13 Nisan 2015 Pazartesi




Kitabın  Adı: Rosie Projesi
Orjinal Adı: The Rosie Protect
Yazarın Adı: Graeme Simsion 
Yayınevi : Pegasus Yayınları  
Kadınları bir türlü anlamayan erkekler ve erkeklerin duygularını tamamen aldırdığını düşünen kadınlar… Rosie Projesi’yle aşkın doğasını çözeceksiniz!
Dâhi genetik profesörü Don. Onun daha önce hiç kız arkadaşı olmamıştır. Bu yüzden sayısal verilere güvenen bir bilim insanı olarak kendisine en uygun kişiyi bulmak için kriterler belirleyip Eş Projesi’ni geliştirir.
On altı sayfalık testteki kriterlere bakılacak olursa bu kişinin bir barmen, sigara ve alkol tiryakisi, dağınık ve hiçbir buluşmaya vaktinde gelemeyen bir kadın olması kesinlikle imkânsızdır.
Ve Rosie... Yukarıda sayılan eleme kriterlerinin hepsi onda mevcuttur. Fakat bir yandan da son derece zeki ve güzeldir. Küçük yaşta evlat edinilmiş genç bir kadın olan Rosie, biyolojik babasını bulma yolculuğunda Don’la karşılaşır. Ve bu karşılaşma, tüm bilimsel gerçekleri teker teker yere sererken tek bir şeyi kesinliğe kavuşturacaktır: Aşkı arayıp bulamazsınız, o beklemediğiniz anda gelip sizi yakalar.

Herkese merhabalar ! 
Uzun bir arada sonra böyle bayağı uzun bir aradan sonra yeniden yorum yazabilmek çok güzel.O kadar güzel ki şu anda bu yorumu yazarken salyalarım akıyor *iğrençleştim değil mi? mazur gör okuyucum lütfen*.Salyamın akmasının iki nedeni var.Birincisi, kesinlikle blogumu ve sizi çooook acayip çook özlemiş olmam.İkincisi ve en önemlisi ise bu gün Gezgin Kitap Kardeşliği olarak Pegasus Yayınları ile "Rosie Projesi" adlı tatlış mı tatlış böyle minik bebekler gibi tatlış bir tura başlıyoruz.

Bu kitap bana ilk geldiğinde ki bu da ayın 9'una denk geliyor.Geldiği gibi başladım.Dedim ki  "Ay kapağa bakk ya ne kadar güzel oklara falan bak ay kesin ben bunu hemen bitiririm." Bizimki daha ilk gördüğümüz de başlayan bir aşktı okuyucu.Kanımız hemencecik ısındı ve de o andan itibaren çok kısa süren bir okumaya başladık.Kısa sürdü diyorum çünkü ben kitap okumaya vakit bulamıyorum okul ve LYS derdinden.Ama göz açıp kapayana kadar bitti Rosie Projesi.Elimden kayıp gitti diyeceğim utanmasam.Merak etmeeyin demedim.Siz sadece bunu okudunuz.

  Ben bu kadar uzun uzun konuşuyorum siz de hiç durdurmuyorsunuz ama.Konuya geçmiyim mi hiç mi merak etmiyorsunuz ? Eh başlıyım o zaman.

  Rosie Projesi adı üstünde bir proje ama asıl hikaye karakterimiz Don Tillman ile başlıyor.Don bir genetik profesörü hem de nasıl bir profesör ! Düşünün ki Sheldon gelmiş *bilmeyenler için Sheldon The Big Bang Theory adlı dizide baş karakter ve kendisi duygulardan yoksundur ta kii Amy gelene kadar* Don Tillman olmuş.Don duygulardan yoksun,daha doğrusu empati denen şeyden yoksun ve robot gibi bir insandır.Robot gibi diyorum çünkü kendi eşini bile Eş Bulma Projesi ile bulabileceğini düşünen insan Don.Ki başarıyordu da az kalsın.

  Eh Don'dan biraz fazla bahsettim.Şimdi sıra Rosie de.Rosie feminist,vejetaryen,insanların daha doğrusu kadınların bir obje nesne olarak algılanmasına karşı bir karakter.Ayrıca kendisi favori kadın karakterim oldu.Şimdi karşıma gelse "YÜRÜ BE ROSIE" diye tezahürat  yaparım.Devam ediyorum.Ayrıca Don'un Eş Bulma Projesi ile belirlediği -istediği- tüm kriterlere uymuyor.Hatta uymamakla kalmıyor tam zıttı.

  Yine de ne demişler atalarımız ne dediklerini unuttum o  yüzden geçeceğim bu cümleyi.İleriye sarıyorum.Evet burda durabiliriz.Don ve Rosie birbirlerine tamamiyle uymayan bir çift.Ama bir keresinde birinden bir şey duymuştum."Zıt kutuplar birbirini çeker,aşk da bunun gibidir ne kadar kaçmaya çalışırsan çalış zıt kutup gibi seni çeker" demişti o biri.Çok da güzel demişti.Çok beğenmiştim ve aklımda kalmış.Bu cümle tüm kitabı tüm olayları ve Don'la Rosie'yi anlatmaya yetiyor.

  Uzun zaman sonra bu kadar beğendiğim bu kadar beğenebileceğim bir kitap çıktı.Sevinmemek elde değil okuyucu ! Keşke okumamış olsaydım da elime alıp tekrar okuyabilseydim Rosie Projesini.Çünkü hak ediyor bu kitap.Ah unutmadan bence de sen de gidip alıp okumalısın ya da isterseen ben sana verebilirim.Çünkü acayiiip güzel karakterlerle tanışıcaksın şu ana kadar kaybettiğin zaman boşmuş gibi gelicek.Tadı damağında kalıcak.Çünkü benim kaldı.

Ve kapanış cümlemle sizi uğurluyorum.Yine bekleriz ! Mutlaka gelin,okuyun.

a Rafflecopter giveaway © 2015 Microsoft Koşullar Gizlilik ve tanımlama bilgileri Geliştiriciler Türkçe


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!




 Sevgiler,
Vera



Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS