Okuma Maratonu #1 | Son Gün Raporu

23 Eylül 2016 Cuma

OKUMA MARATONU BİTTİ VE BEN RAPORUNU YENİ HAZIRLIYORUM.

1 Eylül ve 19 Eylül 2016 arasında gerçekleşen, Fatma'nın (kitapsayfaları) hazırladığı okuma maratonu bitti.Aslında biteli asırlar oldu ama ben bir türlü bilgisayarın başına geçip yazısını yazamadım.Haftalık raporları bile yazmadım.Nedeni ise rapor yazma gerekliliğinin  aklıma bile gelmemesiydi.O yüzden bir başlangıç raporu bir de son gün raporu yazmış olarak bitiriyorum bu maratonu.

Maratonda okumak istediğim kitapları belirlememiştim.O yüzden okuduğum kitaplar+webtoonlar çok spontane bir şekilde seçildi.

Öncelikle bana Go!Kitap tarafından incelemem için gönderilen Ölüm Adasını okudum.Ve bu kitabı ben ancak maratonun ilk haftasında bitirebildim.Kitabı bitirmemle birlikte maratonun az kitap okumamla biticeğini anlamıştım,çünkü bu hızla ben ancak haftada bir kitap bitirebilirdim.Nitekim de öyle oldu.İki hafta boyunca sadece iki kitap bitirebildim.

Ölüm Adasından sonra okuduğum kitap Öksüzler Treni oldu.Kitabı çok beğendim,okurken kendimi de kaptırdım sayfaların nasıl geçtiğini bile anlamadım.Ama zaman kısıtlığından başka kitap okuyamadım.Bitirebildiğim kitaplar bunlar oldu sadece.

Kitaplar üstüne dahil olarak webtoon da okudum.Flawless,The Strange Tales of Oscar Zahn okuduğum webtoonlar arasına girmiş oldular böylelikle.Çok zevk alarak okudum ikisini de.Hala devam ettiklerini de belirtmem gerek.İkisi hakkında da bir yazı girmeyi düşünüyorum.(giremedi)

Ölüm Adası (462 sayfa)
Öksüzler Treni (368 sayfa)
Flawless (webtoon)
The Strange Tales of Oscar Zahn (webtoon)

(Toplam 2 kitap,830 sayfa okumuşum iki hafta boyunca zayıf bir şekilde bitirdim diyebiliriz sanırım)

Umarım bu maratonu tekrarlayabiliriz ve de ben de gaza gelip daha fazla kitap okuyabilirim.O zamana kadar,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Uncontrollaby Fond | Kore Dizi Yorumu

17 Eylül 2016 Cumartesi


DİZİNİN İSMİ: UNCONTROLLABY FOND
YÖNETMEN: PARK HYUN-SUK
SENARİST:LEE KYOUNG-HEE
BÖLÜM SAYISI: 20
TÜR: DRAM,ROMANTİK
YAYINLANAN KANAL: KBS2
Geçmişte kalpleri kırılmış bir şekilde ayrılan sonra tekrar bir araya gelen bir adam (Kim Woo-Bin) ve bir kadının (Suzy) arasındaki aşk hikayesini anlatmaktadır. Shin Joon Young ölümün eşiğine geldiğinde ortandan kaybolarak Noh Eul'un hayatını daha iyi bir hale getirmeye karar verir. Eul Joon Young'ın aşkı huzuru bulmaya çalışmanızı, yeniden kavuşmanızı ve aşık olmayı umut etmenizi sağlayacak.

BİTTİ GÜZELİM DİZİM BİTTİ 



Ne düşüneceğimi ne yazacağımı bilemediğim Uncontrollaby Fond'un inceleme yazısını artık yazmaya hazır olduğumu düşünüyorum.Diziyi güncel olarak takip ediyordum ve bitmesinin ardından bir buçuk hafta gibi bir zaman geçti.Ah ah keşke hiç bitmeseydi.Dizinin son üç bölümünü izlerken yukarıdaki gif gibiydim.Ağla ağla içim çıktı.Gerçi diziye başladığımdan beri izlediğim her anından nedense ufacık bir şey olduğunda ağladım.Dizinin türünden (dram,romantik dram) de olabilir belki de.Belki de iki en sevdiğim oyuncu oynadığından da olabilir; Kim Woo Bin ve Bae Suzy.

Dizinin konusundan bahsetmem gerekirse, babası ölen Noh Eul hem fakir,hem de yalnız kalmıştır.Erkek kardeşini okula göndermek için çok çalışıyordur aynı zamanda da ceplerine para girsin diye büyük şirketlerin açıklarını bulup onları tehdit ediyordur.Joon Young -erkek baş karakterimiz- ise Kore'nin en ünlü erkek oyuncusu/şarkıcısıdır.Herkes onu tanır ve sever.İkilinin geçmişlerinde de tanımışlıkları vardır.Yolları tekrar keşişince olaylar içinden çıkılmaz bir hal alır.


Konusunu pek anlatamadım sanki.Elimden geldiğinde anlatabildiğimi de düşünüyorum.(hem kendimi yerdim hem de yücelttim nasıl bir insanım..) 
Uncontrollaby Fond başlamadan önce afişleri,fragmanları yayınlandığı sırada meraktan yerimde duramıyordum.Aynı zamanda da dizinin muhteşem olucağını da biliyordum.Benim düşünceme göre 2016'nın kendinden en çok bahsettirdiği dizilerden biri oldu (olucak).Tabii bir diğer dizi de var ki o da W onun hakkında da yakında inceleme yazısı yazıcam.

Dizinin hakkında araştırmalarıma gelirsek; dizinin senaristi Lee Kyoung Hee imiş.Aynı zamanda I'm Sorry I Love you dizisinin ve Nice Guy 'ın senaristiymiş bunu keşfettim.İki diziyi de izlemediğimi söylemeliyim.Ama Uncontrollaby Fond'dan da anladığım üzere bolca dram barındırdıklarını tahmin edebiliyorum.

Başrol oyuncuları; Kim Woo Bin (Joon Young),Bae Suzy (Noh Eul)Lim Ju-Hwan (Ji Tae),Lim Ju Eun (Jung Eun).

Ben Lim Ju-Hwan'ı "Oh My Ghost"ta dizi boyunca izlemiş ve kötü adam olmasından dolayı sevmemiştim.Nitekim bu dizide de kötü adam rolünü üstlenmiş kendisi.Ama kötü adam olmasına rağmen dizide daha çok gözüktüğü için oyunculuğunu inceleme fırsatı buldum.Söylemeliyim ki yansıttığı duygu,inandırıcılığı mükemmeldi.Oyunculuğunu çok sevdim.En kısa zamanda başrol romantik komedi tarzı bir dizide görür ve daha çok severiz gibime geliyor.


Diziyi izlettiren oyuncular kesinlikle Woo Bin ve de Suzy'idi yine de.Eğer Woo Bin olmasaydı dizi bu kadar harika,içten olur muydu bilmiyorum.İzlediğiniz her saniye Joon Young kadar aşık oluyor,acı çekiyor,üzülüyor ve yıpranıyorsunuz.Ah aynı zamanda da sanki hastalığını siz çekiyorsunuz.

SPOILER'Lİ KISIM

O sonla bitirdiklerine inanamıyorum.Yazmasaydım bu kısmı olmazdı.O son.Nasıl bir dizi böyle biter? Açık uçlu,iç kemiren,öldüresiye hüzünlü bir sondu.Merak etmeseydim izlemezdim.Gerçekten.

SPOILER BİTEN KISIM

Dizi hakkında söyleyeceklerim bu kadar.İzliyecekseniz kendinizi hazır tutun.Üzülebilir ya da çok mutlu olabilirsiniz.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

KİTAPLARIMI SATIYORUM!

13 Eylül 2016 Salı

MERHABA! 

Bu gün uzun zamandır düşündüğüm ama cesaret edemediğim bir konuyla karşınızdayım.O da kitaplarımı satmak! Açıkçası bu kitaplar benim beğenmediğim,arkadaşlarıma verip serinin devamının kaybolduğu,daha kapağını bile açmadığım kitaplardan oluşuyor.

Peki bu kitap satma olayı nasıl gerçekleşicek ? 

Ben bir fiyat belirledim her kitap için,o fiyatı aşağıya kitapların altına sırasıyla yazıcam eğer size de uygunsa bu fiyatlar mailleşicez (mail adresim petreous@hotmail.com -her gün kontrol ediyorum-),aynı anda ya da sırası benim için fark etmez ben kitapları size kargoluyucam ve siz de parayı bana havale yoluyla ya da bankadan hesabıma para yatırarak aktarıcaksınız.Kargo ücreti size ait olucak ama ben yollarken "kitap kargosu" diyip pttden yollamayı planlıyorum o yüzden size gelicek ücret  3 tl gibi bir fiyat olur.Bence gayet basit şartlarım,sizce de öyle değil mi ? 

Güven konusuna gelicek olursak sosyal medya hesaplarım var oradan da ulaşabilirsiniz.İsterseniz yaşadığım yerin adresini bile verebilirim (mahkemeye de verebilirsiniz ahahah) güldüğüme bakmayın.Ben de bu meseleyi ciddiye alıyorum ve de sizinle aynı kuşkuları paylaşıyorum.

Fiyatlara geçicek olursak; 


Senin için Raine Miller ( 7 tl)
Tanrıçaların Savaşı -  Kendare Blake (10 tl)
Aslında Kimse Sevmiyor - Amy Hatvany (5 tl)
Kuşlar Öterken - Evie Wild (5 tl) 
Dünyanin En iyi Kitabı (5 tl)
Kaçınılmaz (10 TL)


Uzun Metrajlı Hüzünler (5 tl)
Sıcak - Maya Banks (7 tl)
Olur Böyle Boktan Şeyler (5 tl)

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Bir de diğer blogum var;

12 Eylül 2016 Pazartesi



Ah ah başınıza sürekli iş açıyorum ben sizin değil mi ? 
Şimdi yeniden bir şeyler diyiceğim.Bakalım dinliyicek misiniz? 
  Bir zamanlar kitap blogu açmıştım.Ardından o kitap blogu kendiliğinden bir şekilde büyüdü,iyi ki de büyüdü.Çünkü bu kitap blogu sayesinde ben kendimi hiç olmadığım kadar iyi ifade etmeyi öğrendim.İnsanlarla iletişimimi geliştirdim,bir işin nasıl yapılacağını,nasıl bilinçli olucağımı öğrendim.Blogla ilgili  sürekli olarak "iyi ki açmışım,iyi ki yazmaya başlamışım"  tarzı düşünceler besliyorum kendimce.Sizin tarafınızdan bakmadım o yüzden bilemiyeceğim.

  Kitap blogum var iyi ki de var.Ama bir yandan da burasının sadece "kitap blogu" ya da dizi,film türü şeyler hakkında konuşabileceğim bir yer olmasını istiyorum.
Dertleşmeyi de çok seviyorum ve bu yüzden de bir süre önce kendime dertleşebileceğim,yazı yazabileceğim bir blog daha açtım.Sizinle zaman geçtikten sonra blogu paylaşmamın sebebi emin olamamamdı.Artık eminim o blogtada bir şeyler olucak ve ben o blogta da aktif olucam.Bunda olamasam bile onda kesinlikle aktif olucam.

İsterseniz tıklayarak diğer bloguma gidip yazılarımı okuyabilirsiniz.
Bu da beni çok memnun eder ayrıca.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

6 Adımda kendi kitabını oluştur | Pazar 6'lısı

11 Eylül 2016 Pazar

MERHABALAR


Bu gün Periodic Library'nin eylülün ikinci haftası için hazırladığı pazar 6'lısını yapıyoruz.Konumuz ise "6 adımda kendi kitabını oluştur" açıkçası geçen haftanın konusunu ve bu haftanın konusunu çok beğendim.Yazmak için bekleyemedim ve yazıp taslaklara attım bu yazıyı da.Yani siz okurken aslında ben bu yazıyı önceden yazmış,zamanını ayarlamış bekletiyor vaziyetteyim.Sadece bilin istedim.

Peki ben 6 adımda kendi kitabımı oluştururken nelere dikkat ederdim?

1.adım KONUYU BELİRLE VE YAZMAYA BAŞLA.

Kendi kitabımı (evet bir zamanlar gerçekten böyle bir şey yapmıştım/hala da yapıyorum) oluştururken en çok dikkat edeceğim şey; konusu.Konusu benim için mükemmel görünmeli ki yazmaya başlayabileyim ve ortaya güzel olarak nitelendirebileceğim,içime sinebilecek bir kitap çıksın ortaya.Eğer konuyu belirlemezsem zaten kitabım deneme türünde bir kitap olur zannımca.

2.adım KİTABIN BAŞLIĞI

Hani kompozisyon yazarsınız ve ardından "ahanda buna ne isim koysam??" derdine düşersiniz ya.Kitap bitti ya da bitmedi ama siz artık belirli konu üstünde çalışmaya başladınız.Eh artık kitabın başlığına sıra geldi,sizce de öyle değil mi?

3.adım GEL BERABER KAPAK HAZIRLAYALIM

Gel beraber gece olalım, böyle girmezsem olmazdı.Şaka bir yana her şey bitti konu,kapak sıra en çok sevdiğim ve en orjinal olmasını istediğim noktaya.KAPAK! (böyle diyince de birine diyormuşum gibi oldu ama...) Bir kitabı kitapçıya gittiğinizde elinize aldığınızda en çok dikkat ettiğiniz nokta konusu,ismi ve kapak değil mi ? Böyle diyince kitap yazıp çok satanlara sokucam zannedicek biri.Yok bacım o işlerde gözüm yok burda sadece keyfimce "Pazar 6'lısı" yazıyorum o kadar.Ne diyordum işte KAPAK! bu kadar...

4.adım YAYINEVİ Mİ GEZSEM ONLAR MI AYAĞIMA GELSE?

Eh kitabım basılıyo.Bence yayınevleri benim ayağıma gelsin.Ben gitmem,kendileri bilirler yani.Çoksatan yaptım ben. (kibiir yuvası)

5.adım SON OKUMALAR

Bu konu hep aklıma takılan bir konu olmuştur.Yazarlar son okumaları kendileri mi yapıyorlar yoksa editörler mi? Cevap bence hem editörler hem de yazarlar olmalı.Ben bir yazar olsam kendi kitabımı dört kere beş kere okurum.İnşallah yani.Amin.

6.adım HAYDİ BU KİTABI BİR ŞEYLERE/BİRİLERİNE ADAYALIM 

Ah ah kitaplarda en çok sevdiğim şeylerden biri de önsöz ve "bla bla kişisi için,o olmasa olmazdı" yazıları.Şu ana kadar çok yaratıcı bir kaç tane okudum.O yüzden kitap yazsam kesinlikle kitabıma eklerim önsöz ya da adama şeysini.


Bir Pazar 6'lısından sonra gidip diğerlerini okumanız dileğiyle,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Ölüm Adası - John Dixon | Kitap Yorumu

9 Eylül 2016 Cuma


Kitabın Adı: Ölüm Adası
Orijinal Adı: Phoenix Island
Yazarı: John Dixon
Yayınevi: GO! Kitap
Sayfa Sayısı: 462
TELEFON YOK. MESAJ YOK. E-POSTA YOK. TELEVİZYON YOK. İNTERNET YOK. KAÇIŞ YOK.

On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman, güçsüzleri yumruklarıyla savunmayı alışkanlık haline getirdiği için bir türlü beladan uzak duramaz. Kimsesi olmadığı için hayatı koruyucu aileler ile ıslahevleri arasında mekik dokuyarak geçen Carl, girdiği son kavgada rakiplerinin hepsini hastanelik edince çıkarıldığı mahkeme tarafından cezasını çekmek üzere dış dünyayla bağlantısı olmayan bir adaya gönderilir.

Burası bir evi, bir ailesi ve bir geleceği olmayan çocuk suçluların son durağıdır. Ülkenin uzak bir köşesine kurulmuş olan bu kamp kimsesiz çocuklara merhamet göstermeyen sadist eğitim çavuşları tarafından yönetilmektedir. On sekiz yaşına kadar burada kalmaya mahkûm edilen Carl kurallara uyup cezasını çektikten sonra hayatında yeni bir sayfa açmayı planlar, hatta burada yeni arkadaşlar edinip Octavia adındaki gizemli bir kıza âşık olur. Ama acımasız çavuşlar, yorucu eğitimler, ağır cezalar buz dağının yalnızca görünen kısmıdır. Burası aslında gidenin bir daha geri dönmediği, çocukların avlanarak ya da idam edilerek öldürüldüğü, kesimhane denilen gizli bir devlet laboratuvarında denek olarak kullanıldığı bir ölüm kampıdır. Carl diğer çocuklar tarafından avlanmadan ya da kesimhaneye gönderilmeden önce buradan kaçıp dış dünyayı bu adanın varlığından haberdar etmek ve sevdiklerini kurtarmak zorundadır.

MERHABALAR!


Temmuz ayında çok kitap yorumu girip bir anda ağustos ve eylül ayında kitap yorumu girmediğimin farkındayım.İşler benim için ağustos ayında biraz hızlandı ve bununla beraber benim de kitap okuma hızım,hevesim düştü malesef.Bu ay Go! Kitap'tan çıkan,bana da okumam için yollanan Ölüm Adası (Phoenix Island) kitabıyla eylüle giriş yaptım.İyi ki de yapmışım.Kitap tam macera,gerilim karışımı bir kitaptı.Okurken hızlıca sonraki sayfalarda ne oluyor diye baktığım,düşünmeden elimin gittiği bir kitap oldu benim için.

Konusundan biraz bahsedeyim sonra da tekrar düşüncelerime geçeyim diyorum.Sizce de öyle daha iyi olmaz mı?

"Carl Freeman, 16 yaşında yetim kalmış bir çocuktur.O şehir senin bu şehir benim şeklinde şehirden şehire evlatlık verilmiş gittiği yerlerde de zorbalara karşı gelip onlarla dövüşmüş Carl.Babası Ama dövdüğü zorbalara çok zarar verdiğinden sürekli olarak mahkemeye çıkan Carl,en sonunda Fenix Adası olarak söylenen ama giden yetimler için Ölüm Adası haline gelen bir adaya sürgüne gönderilir.Yalnız adadan geri döndüğünde Carl'ın tüm suçları sicilinden silinecek ve polis olabilecektir.Ama Carl için bütün bunlar imkansız görünmektedir.Çünkü adada bir işler döndüğünü fark etmiştir."

Kısaca kitabın konusu bu şekilde.Bu şekilde ama okurken sessiz sessiz nidalarınızı tutamıyorsunuz.Çünkü gerçekten orada yaşananlar,yetimlerin yaşadıkları o kadar korkunç şeyler ki.İnsanın tüyleri ürperiyor.Tüyleri ürpermek derken,yazarın anlatımı bize aktarımı o kadar güzeldi ki çoğu yerde kitabın konusunun gerçek olduğunu böyle şeylerin gerçekten yaşandığını düşündüm.Tabi kitap tamamiyle kurgudan oluşuyordu.Yazarın aktarımı sayesinde gerçek gibi düşünüyordunuz.

Kitabı önerip önermediğime gelecek olursak.Şöyle ki bence kitap güzeldi.Tamam güzeldi de bunu "eh" gibi söyledim farkındaysanız.Çünkü kitap bittikten sonra aklımda kalan çocukların gerçekten yaşamak için verdikleri çabaydı.Mesela ben Gece kitabını okuduğumda aklımda tüm konusu kalmıştı,çünkü öyle etkilenmiştim kitap beni kendine öyle bir çekmişti ki bir daha konusunu unutmam mümkün değildi.Ama bu kitapta öyle olmadı.Belki de gün geçirebilecek,çerezlik adı altında olan kitaplardan olduğundandır.

Onun dışında bu kitap sizi Reading Slump adı verilen "Okuyamama Problemi"nden kurtarır ondan da emin olabilirsiniz.

Bir kitap hakkında daha söyleyeceklerim bitti.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Yaz Sonu | MİM

5 Eylül 2016 Pazartesi


MERHABALAR!

Bir kaç gün önce Periodic Library tarafından "Yaz Sonu" mimine davet edildim.Açıkçası mimleri hem okumayı hem de yazmayı sevdiğimden dolayı bir an önce mimi yazmayı ve yayınlamayı istedim.Ama o anlardaki yoğunluğumdan bir kaç gün ertelendi ve eylül'e kadar sarkmış oldu.Olsun ben yine de yapıp en azından yazımı birazcık değerlendirebilmeyi istedim sizinle.6 tane kısa sorumuz var,açıkçası ben soruları baya beğendim.Hatta şu an sorulara geçip onları cevaplamayı istiyorum.Mim'in orjinaline de Khaleesi'nin Güncesi'nden ulaşabilirsiniz.

1- Bu yaz okuduğun en güzel kitap? 

Üç ayda yaklaşık 8 kitap okuduğum için tüm sorular kolay cevaplanacak sanırım.Bu yaz okuduğum en güzel kitap ise Otomatik Portakal - Antony Burgess.Neden? Çünkü kitap okurken bana bir şeyler kattı.En azından benim düşüncem bu yönde.Tekrar tekrar okunabileceğini düşündüğüm bir kitap aynı zamanda da.Herkesin alıp okumasını tavsiye edebilirim.

2- Bu yaz keşfedip okuduğun en güzel kitap? 

Aslında bu soru okuduğumda en çok beni korkutan soruydu.Sonra okuduğum kitaplara bakınca cevabını buldum.Cevabı ise Jojo Moyes - Senden Sonra Ben.Senden Önce Ben'i ilk çıktığı zamanlarda okuyup çok beğenmiştim,ikinci kitabın kapağı da biraz değişik olunca başlığını bile okumadığımdan aynı kitabın kapağı değişti zannetmiştim.Instagram'dan bookstagram dolayısıyla birinde görerek keşfettim.Ondan sonra da ebook formatında kitabı okudum zaten.

3-Bu yaz okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap? 

Ah ah bilenler bilir Adam Fawer bu yaz yeni kitabı olan Oz'u çıkarttı.Acayip merak ettiğim hemen gidip aldığım bir kitaptı Oz.Ama o kadar hayalkırıklığı yarattı ki benim üzerimde.Tabi şimdi diyorum kendi kendime "eğer beklentim olmasaydı kitabı güzel bulabilirdim" diye.Eh iş işten geçiyor bazen.Tekrarlıyım en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap Adam Fawer - Oz oldu.

4-Bu yaz izlediğin en güzel film?

Hmm.Bu yaz çok film izlemedim.Dizilere ağırlık verdiğimden filmleri unuttum diyebilirim.Sadece aklım dönüp dolaşıp iki filme gidiyor.Onlardan biri Angelina Jolie'nin yönettiği Boyun Eğmez (Unbroken) ve de henüz izlemediğim çok merak ettiğim Oyun (Nerve) var.Unbroken'ı izlemenizi şiddetle tavsiye ederim ben izlerken çok etkilenmiştim.

5-Bu yaz dinlediğin en güzel şarkı?

Aklıma takılıp duran son zamanlarda çıkan Ariana Grande - Side to Side.Klibini ve de şarkıyı ancak bu kadar sevebilirdim.

6-Bu yazı bir kelimeyle tarif et.

Yorucu/tüketici/bunaltıcı.

Bu mim sayesinde ben de 2016 yazını kapatmış oldum.İyi oldu galiba.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Okuma Maratonu #1 || 1-19 Eylül 2016

1 Eylül 2016 Perşembe

MERHABALAR

Fatma (kitapsayfalari adlı blogun sahibi) okullar açılana kadar bir Okuma Maratonu gerçekleştirmeye karar vermiş.Ben de ilk instagramdan sonra da burdan gördüm ve kendimce "aa ne güzel fikir ben de katılayım" bari diyerek kolları sıvadım,yazısını yazmaya başladım.

Açıkçası maraton için daha ne okumak istediğime karar vermedim ama aklımda şöyle üç beş tane kitap var.Edit: Bu yazıyı yazdıktan sonra kitaplığıma gittim bir baktım.Çok fazla okunmamış kitap var ve ben aralarından bir kitap seçmektense o zaman aklıma ne geldiyse onu alıp okumayı seçtim.19'unda bir rapor yayınlarım ya da bu postu editleye editleye okumak istediklerimi yazarım.Bilgilendirmiş olurum sizi,güncel bırakırım merak etmeyin o konuda ^^

Ölüm Adası - John Dixon | 462 sayfa (okundu)


Herkese iyi şanslar maraton için ^^ Katılmak isterseniz Fatma'nın bloguna bakmayı unutmayın.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS