Unutma Beni - Holly Jacobs | Kitap Yorumu

29 Ekim 2016 Cumartesi

Kitabın Adı: Unutma Beni
Kitabın Orjinal Adı: Carry Her Heart
Yazarın Adı: Holly Jacobs
Kitabın Türü: Dram,Romantik
Yayınevi: Nemesis Kitap

Piper George'un yaşadıklarının tek tanığı, yıllardır yazdığı günlükleridir. Yazdığı her satırda, genç yaşta anne olmanın zorlukları ve bebeğini başka bir aileye vermek zorunda kalmanın ona yaşattığı acı vardır. Kelimeleriyle kaybetmenin resmini çizer, satır aralarında umut ve kızına duyduğu derin sevginin izleri vardır. Asla unutamadığı kızına…

Ancak bir sonbahar günü, hayatında yeni bir sayfa açılır. Artık yeni bir komşusu vardır: Ned Chesterfield.

Piper ve Ned'in komşulukla başlayan arkadaşlıkları, zamanla seyrini değiştirir. Ancak Piper, arkadaşlıklarındaki bu değişikliğe ve kalbini başka birine açmaya hazır değildir. Çünkü kızını kaybetmek, hayatını geri dönülemez bir şekilde değiştirmiştir. Kızının kaybından sonra kalbinden geriye kalanların yeteceğinden ve Ned'e hak ettiği 
sevgiyi verebileceğinden emin değildir.

Ned'i de kaybetme ihtimali varken, Piper bir kalp kırıklığını daha kaldırabilecek midir?

  Günlerden bir gün Nemesis Kitap'tan bana mail gelmesiyle o kadar minnoş o kadar güzel bir kitap geçti ki elime anlatamam.İşte o kitabı okuyup bitirdim ben,evet daha yeni yorumu giriyor olabilirim -bir ay geçti gibi- yine de giriyorum yorum değil mi? Hiç olmazsa yorum girmemezlik yapmıyorum.Sizi yüzüstü bırakmıyorum? Okuduğum kitaplardan size bahsediyorum.

  O yüzden bu gün ele alacağımız,benim konuşup anlatacağım sizinde güzel güzel dinleyeceğiniz kitap Nemesis Kitaptan çıkan Holly Jacobs'ın Unutma Beni adlı kitabı.Ayrıca kapağının güzelliğini,içinin güzelliğini anlatmamak için de kendimi zor tutuyorum.D&R'a -ya da herhangi bir kitapçıya-  gittiğinizde gözünüz takılırsa bakarsanız anlarsınız demek istediğimi.

resim kendi çekimimdir,tüm hakları şahsıma aittir.

  Unutma Beni
konu olarak aşk ve anne-kız/evlat kaybetme üzerine kurulmuş bir kitap.Kısaca bahsedeyim de aklınızda kurabileceğiniz bir konusu bulunsun.

  Piper George küçüklüğünden beri yaşadığı yerde,ailesinden ayrı kendi evinde yaşayan orta yaşlı bir bayandır.(Orta yaşlı dediğime de bakmayın 30 yaşında hala genç sayılan biri bence.)Piper'ın sıradan hayatı  verandasında otururken yan evine Ned adında birinin taşınmasıyla değişir.Değişir ama Piper'ın değişimi algılaması iki üç yılı alacaktır.Aşkı,kaybedilenleri ve bunları bize aktarmasını fark edişini okuyoruz.Kitapta lütfen sadece aşk olduğunu da düşünmeyin,okudukça sayfaları çevirdikçe asıl konusunun farkına varıyorsunuz.Spoiler'a girmesin diye ben bahsetmiyorum da bahsetsem eminim siz de şok olurdunuz.

  Kitap Piper'ın ağzından anlatılıyor,iyi hoşta bir de onun üstüne mektup kısımları giriyor.Ben kesinlikle Piper'ın mektup yazdığı kısımları daha çok sevdim.Çünkü ileride birine mektup yazarken nelere dikkat etmem gerektiğini,geçmişten ve gelecekten nasıl söz etmem gerektiğini yazarımız sayesinde daha iyi kavradım.

  Kitap hakkında size methiyeler sunmayacağım.Ama çok sımsıcacık içimi ısıtan bir kitap okudum ben.Okuyamama sorunum olduğu dönemde okumama rağmen bitirdiğim bir kitap oldu kendileri.Siz düşünün beni sürükleyip sürüklemediğini.Zaten bu kitabı okuduktan sonra da gerisi geldi.(Onların yorumunu da yavaş yavaş yayınlayacağım,uzattım biliyorum.) 

  Geçenlerde bir yorumda demiştim, arada bir kurgu olan ama kafayı yormayan gerçek hayata yakın kitaplar okumak beni iyi hissettiriyor diye.İşte bu kitapta beni yormadı,gerçek hayata tutunmamı bazı olaylara farklı açılardan bakmamı,düşünmemi sağladı.Bitirdiğimde ise kitabı bana bir şeyler kattığını biliyordum.

Eh yine uzattım,

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

İkinci Şans - Robyn Schneider | Kitap Yorumu

22 Ekim 2016 Cumartesi

Kitabın Adı: İkinci Şans
Orijinal Adı: Extraordinary Means
Yazarın Adı: Robyn Schneider
Yayınevi: Pegasus Yayınları

En ölümcül virüs bile umut ve aşk karşısında yenik düşer. Çünkü ikinci şanslar bunu gerektirir.

Derslerinde son derece başarılı olan Lane, on yedi yaşına geldiğinde kendini, tedavi edilemeyen tüberkülozdan mustarip halde, Latham Yurdu sanatoryumundaki gençlerin arasında bulur. Yarı hastane yarı yatılı okul olan Latham, katı kurallar ve kafa karıştırıcı uygulamalarla doludur; öğrencilerin kahvaltıyı kaçırınca ceza almaları, Fransızca dersinden çakmalarından daha kolaydır.

Lane çocukluğundan tanıdığı utangaç ve yalnız Sadie'yle Latham'da karşılaştığında, belalı bir arkadaş grubuna katılmış olan genç kızın esprili, korkusuz ve son derece ilgi çekici bir karaktere büründüğünü şaşkınlıkla fark eder. Zaman geçtikçe Lane de Sadie'nin grubunun bir parçası haline gelir. İki genç sonunda hastalıklarının aslında sadece bir başlangıç olduğunu; hastalığın insanın gerçek kişiliğini belirlemediğini ve aşkın, onun ilacı olduğunu keşfedecektir.

Haydi beraber bu kitaba bir "yok artık!" diyelim.


  Çünkü kitap baştan aşağıya hem muhteşem hem de acı vericiydi.Kitabı okurken resmen iliklerime kadar acı çektim.Göz yaşı döktüm ve ruhum çürüdü.Çürüdü diyorum çünkü kitap beni benden aldı.
  Bir ay önce kadar "ne okusam?" diye ortalıklarda gezinirken e-kitap okuma fikri aklıma düştü.Ardından Robyn Schneider'in yazmış olduğu İkinci Şans adlı kitabı e-kitap olarak indirdim,telefona yükledim.Kitaba başladım iyi,hoş okuyorum okuyorum kitap başlarda sürüklemiyor.Sonra bir baktım kitabın cazibesine kapılmışım ve bitirmişim.Aslında kalın bir kitapta değildi ve şu anda da sayfa sayısını hatırlamıyorum ama bir süre elimde süründü.(Teorik açıdan telefonumun içinde süründü tabii siz buna kafa yormayın,ben yorarım.)


  Her şeyi bir kenara bırakıp size artık kitabın konusundan bahsetme vaktim geldi.
  Kitap hem gerçekten olan hem de gerçekten olmayan bir hastalıktan bahsediyor; Tüberküloz.Çoğumuz bu hastalığı duymuşuzdur.Öksürmekle başlıyor,ciğerleriniz sizi öldürüyor.Bazı insanlar geçmişte buna verem de demiş.Aynı şey sayılmasalar da tüberküloz veremin gelişmiş hali de denebilir.Yazar tamamiyle bu hastalığı ve hastalığın ciddiyetini anlatmak amacıyla kurgusal bir roman yazmış.Kurgusal diyorum çünkü kitaptaki çoğu şey (insanlar,yurt,hastalık) gerçek değil.
  Öte yandan tüberküloz denilen hastalık gerçek ve her geçen gün insanların canını almaya,aileleri yıkmaya devam ediyor.

  Kitap kurgusal demiştim.Evet son derece kurgusal.Başlangıcı Lane adında bir gencin (inek olarak adlandırabileceğimiz Stanford için her şeyi yapabilecen bir ergenin) Latham adından sağlık merkezine/öğrenci yurduna yatırılmasıyla başlıyor.Lane de Latham yurdundaki diğer insanlar gibi hasta çünkü o Tüberkülozun tedavi edilemeyen bir türüne yakalanmış bulunmakta.Ya ölücek ve o hastaneden çıkıcak ya da iyileşip çıkıcak.Fazla uzatıyorum değil mi yine? Durun heyecanlı kısma geçeyim o zaman.Lane inkar sürecinden çıktığında kendine bir arkadaş grubu buluyor ve bu arkadaş grubuyla yaşadıkları anlatılıyor kitap boyunca.İki kişinin ağzından okuyoruz kitabı; biri az önce bahsettiğim Lane diğeri ise çocukluktan arkadaşı ve dahil olduğu arkadaş grubunun başındaki Sadie.

 Açıkçası ben kitabı çok beğendim yukarıda da dediğim gibi.Ama sonu,yazar resmen insanı yıkmak üzere konuları değiştirmiş.Ben kitabın içinde olsaydım ve o çocukların yaşadığı şeyleri yaşasaydım sanırım intihar eşiğine kadar gider ya da yaşam sevincimi kaybederdim.

 Kitapla ilgili spoiler vermeden size aktarabileceklerim bu kadar.Ama spoiler istiyorum ya da ben kitabı okudum diyorsanız yorum bırakmanız ya da aşağıdaki linklerden bana ulaşmanız yeterli ^^

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Öksüzler Treni - Christina Baker Kline | Kitap Yorumu

20 Ekim 2016 Perşembe

Kitabın adı:Öksüzler treni
orjinal adı:oRPHAN TRAIN
yazarın adı:christina baker kline
kitabın türü:dram
YAYINEVİ:ARKADYA YAYINLARI
Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…
Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.
1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…
On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.
Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.

Uzun zaman yorum yazmayınca insan nasıl giriş yapacağını ve neler yazacağını bilemiyor.O yüzden direkt konuya gireceğim.Uzatmadan,kısa tutup.

Yaklaşık bir ay önceydi Öksüzler Treni'ni okumaya başladığım zaman.Kitapla ilgili güzel duyumlar almış ve de ince diye çabuk bitirebileceğimi düşünmüştüm.Aslında öyle de olabilirdi.Ama olmadı.Çünkü kitap ince ve güzel olmasına rağmen benim kitap okumaya ayıracak bir vaktim olmadı.Bitirdikten sonra ise bloga girecek vaktim daha da hiç olmadı.Ve kitap okunup bittikten bir ay sonra karşınızda kitabı yorumluyucak vaziyetteyim,aklımda kalanlarla pek tabii.

Kitaptan biraz bahsetmek istiyorum öncelikle.Öksüzler Treni ne kadar kurgu gibi gözükse de yazarın kitabın bitiminde bize açıkladığı notla yarı kurgu çoğunlukla da gerçeği anlatan bir kitap olduğunu anlıyorsunuz.Öksüzler Treni orijinal ismiyle Orphan Train gerçekten varmış,geçmişte öksüz çocuklar treni bindirilip değişik köylerdeki ailelerin yuvalarına ve insaflarına bırakılıyorlarmış.
Bildiğiniz üzere dünya da yaşayan her insanın hayatı güzel olmayabiliyor.Öksüzler Treni/Orphan Train sayesinde bazı çocukların çok güzel hayatları olduğu gibi bazı çocukların da berbat yaşamları olmuş.Christina Baker Kline da bunu sade,okunaklı bir dille bize aktarmış.

Yukarıdaki kitap arkası yazasını okuduğunuzu düşünerek ve yukarı da verdiğim bilgilerin tamamlayıcı olduğunu düşünürsek benim kitabın konusuyla ilgili diyeceklerim bu kadardı.
Ama ama kitabın geneliyle ilgili söyleyeceklerim var.Öncelikle yazarın kalemi acayip okunabilicek türden.O yüzden ne kadar yoğunluğum olsa da kitap su gibi akıp gitti.Ayrıca bu kitap benim arkadya yayınlarından okuduğum ilk kitap (ve kitaplığımdaki tek arkadya) olma özelliğini taşıyor.

Genel olarak kitabı beğendim dediğim gibi.Aklımda kalan "vaay be" dediğim bir sonu olmadı malesef.Ama başı,ilerleyişi o kadar güzeldi ki aklıma o şekilde kazındı Öksüzler Treni.

Bu türü sevip sevmediğinizi bilmiyorum.Ben bir kaç senedir bu türü (daha gerçekçi diye adlandırabileceğimiz kitapları) okumaktan hoşlanıyorum.Gideyim de başka yorumlar yazayım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Webtoon nedir? Nasıl okunur? | Webtoon El Kitabı

15 Ekim 2016 Cumartesi

  Eğer W (Kore Draması) olmasaydı ne bu yazıyı yazıyor ne de bu yazının videosunu çekmiş olucaktım.W sayesinde webtoonlar hakkında araştırmaya,sayısız webtoon okumaya ve aralarında en güzellerini seçmeye başladım.Ardından olanlar oldu.Webtoon'un mangadan farklarını okuyor,nasıl çizildiğini anlamaya çalışıyordum.Tabi nasıl çizildiğini anlama kısmını tam oturtamadım ama olsun.

  Bu yazımda size webtoonlarla ilgili birazcık bilgi vericem.Umarım yardımcı olabilmişimdir.Farklı sitelerden bulamadığınız bilgileri bende bulabilmişsinizdir.

WEBTOON NEDİR?

  Webtoon Korelilerin çizdiği internet ortamında yayımlanan çizgiroman ve karikatürlere deniliyor.Peki webcomic ne o halde? Webcomic de webtoon ile aynı şey.Sadece webcomic Amerikan halkının kullandığı isim.Gerçi artık herkes "webcomic okuyorum" demek yerine "webtoon okuyorum" demeyi seçiyorlar.

WEBTOON NASIL ÇİZİLİR? 

  Benim araştırmalarımda aklımı kurcalayan bir kısımda buydu."Webtoon'u nasıl çiziyorlar? Kağıtta mı bilgisayar da mı?" 
Araştırmalarım sonucunda Grafik Tabletler yardımıyla -hatırlıyorum bir ara çok modaydı- çiziliyorlarmış.Grafik Tabletler yardımıyla çiziliyorlar da hangi programlar kullanılıyor dediğinizi duyar gibiyim.Cevabı ise Photoshop ve Manga Studio kullanılarak çiziyorlarmış.Wda da bir kaç sahnede bunu gördüğümüzü düşünüyorum.

KAÇ KİŞİ ÇİZİYOR? 

  Günümüzde artık televizyon programları bile bir sürü senaristle ayrıca arkaplanda çalışan bir sürü insanla çekiliyor.O yüzden webtoonların kaç kişi tarafından çizildiğini çok merak etmiştim ben de.Meğersem webtoonlar 1 kişi tarafından çiziliyorlarmış.Ayrıca çizen kişi aynı zamanda webtoon'un senaristi konumundaymış.Ben en az 2 kişi vardır diye bekliyordum.Sonuçta kurgulama,taslak çizme,çizme,renklendirme gibi bir sürü aşaması var bu karikatürlerin.Sonradan gezdiğim sitelerde denk geldim ki hasılatı yüksek/popüler olan webtoonlar 1 çizen,1 kurgulayan ve 1 ya da 2 asistanla da çizilebiliyormuş (örnek noblesse).

WEBTOON WEBTOON DEDİN MANGADAN FARKI NE? 

  Hıh bunu da diyeceğinizi biliyordum! Bir kere çok farklılıkları var.Sıralıyayım mı ? Eh o zaman okuyun.
  • Mangalar basılıyorlar.Webtoonlar ise genellikle (genellikle diyorum çünkü basılanları da olabiliyormuş) internet ortamında yani dijital ortamdan okunabiliyorlar.
  • Webtoonlar dijital ortamdan okundukları için mouse yardımıyla yukardan aşağıya doğru inilerek okunuyorlar.Manga ise o şekilde değil.Çünkü mangalar yayınlanıyorlar ve de sağdan sola aynı Osmanlıca okuyormuşsunuz gibi okunuyorlar.
  • Mangalar siyah beyaz renklendirmeden okuyucuya sunulurken webtoonlar çoğunlukla renklendiriliyorlar.Renklendirilmeyenler de bile paralar (evet sadece para,bence de garip) renklendiriliyor.
  Farkları bu kadar bence bu kadar bile yeter.

NERDEN WEBTOON OKUYABİLİRİM?

  En güzel soru bence bu.Webtoonu google play store ya da appstore'dan "webtoon" şeklinde aratınca bir sürü app çıkıyor ve bunlar aracılığıyla okuyabiliyorsunuz.Yok ben ne tabletten ne de telefondan okumak istemiyorum bilgisayardan okumak istiyorum diyorsanız;
comic.daum.com
comic.naver.com
  sitelerinden okuyabilirsiniz.


  Umarım verdiğim bilgiler yeterlidir.Eğer sorularınız olursa yorum bırakabilirsiniz.Cevap veririm,yardımcı olurum ^^ 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Vera
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS