The Vampire Diaries | Final Yorumum | Dizi Yorumlarım

14 Ekim 2017 Cumartesi

MERHABALAR!

Aslında Temmuz '17 de bu yazıyı yazmayı planlıyordum.Fakat şu aralar hiç bir şey istemediğim olaylar başıma gelebiliyor.

Vampire Diaries Series Finale


Evet gelelim bu yazının ana başlığına; The Vampire Diaries.
Açıkçası TVD benim yıllarca (ilk dört sezona kadar,yani dört yıl) en sevdiğim bağımlılık derecesinde takip ettiğim dizilerde biriydi.Ardından '14 yılının yazında beşinci sezondan devam ettim ve bu olay ertesi yazlarda da süregeldi benim için.Her yaz keyifli bir anımda TVD'nin bir sezonunu açıp bitiriyordum.

Ve final sezonu yayınlanmaya başladığında,hatta sekizinci sezonun final sezonu olduğunu duyduğum anda yıkıldım.

Duygularımı size nasıl aktarabilirim bilemiyorum.Çünkü TVD'nin bitmesi demek benim için yazlarımı o muhteşem duygu karmaşaları olmadan geçireceğim dönemler demek.Ama olanlar oldu çok sevdiğim dizilerden biri daha bitti,ben de burada sizinle final sezonu yorumlarımı paylaşmaya geldim.

Spoilersız yapmaya çalışacağım yorumumu fakat bu yorumu okuyorsanız dizi bitirip gelmiş olursunuz diye düşünüyorum.

EĞER SEZON FİNALİNİ İZLEMEDİYSENİZ OKUMAYIN LÜTFEN!

Bence 8.sezon tüm sezonlardan hem daha iyiydi hem daha kötüydü.Daha iyiydi çünkü tüm duyguları görebildik.Daha kötüydü çünkü tüm olayları bir sezona sıkıştırmışlardı bence.Hele o yaşananlar! Özellikle sürekli bir olayın patlak vermesi, Damon'ın Elena'yı düşünmesi...Artık Elena olayı fazla gelmeye başlamıştı zaten.İyi ki Elena'yı hayata geri döndürdüler.

Sonu hakkında ne demeliyim bilmiyorum.O kadar yıkıldım ki,neden Damon değil de Stefan? Neden yani? Senaristler neden böyle bir şey yaptılar? Tüm dizi boyunca Damon'ı o kadar kötü,o kadar kişiliksiz gösterdikten sonra yaşaması gerekenin o mu olduğuna kanaat getirdiler? Ya da zaten Stefan'ın önceden ölmesi gerektiğine ve o yüzden öldüğüne mi? Bilemiyorum bunca aydan sonra bile aklım hala karışık.


Ama final bölümünü düşündüğümde içimden ağlamak geliyor.The Vampire Diaries alternatif evreninde Stefan'ın öldüğüne inanasım gelmiyor.Benim TVD alternatif evrenim de Stefan kesinlikle yaşıyor ve Damon'la Elena da mutlu bir şekilde yaşıyorlar.

Böyle düşününce hayat daha güzel arkadaşlar.Final bölümlerini sevmiyorum.Hayal gücümü kısıtlıyorlar.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Beyaz Zambaklar Ülkesinde - Grigory Petrov | #AlıntılarlaKişiliğim

29 Eylül 2017 Cuma

Bir kaç gün önce,beni derinden etkileyen bir kitap okudum.
  Gerçekten ama gerçekten etkileyiciydi.Bunun sebebi ise sömürge altında kalmak istemeyen,özgürlüğünü isteyen ve de bunun için kalkınan,kalkınmaya çalışan bir ülkenin hikayesini okumamdı.Kalkınmaya çalışan ülke; bizim bildiğimiz ismiyle Finlandiya ve kendi dillerinde ise Suomi (bataklıklar ülkesi).

  Sizinle şimdilik kitaptan etkilendiğim kısımları paylaşacağım.İleri ki günlerde de incelemesini,kitap yorumunu yazmayı düşünüyorum.Fakat şimdilik elimizde sadece kitabın benim için en etkileyici kısımları var.

  Umarım bu alıntılar size kitap hakkında bilgi verir.

"Her şeyden önce,anadilimize saygı göstermeli ve onu korumalıyız;dilimiz yaşadığı sürece biz de bir halk olduğumuzu hissedeceğiz.Atalarımızın dili yok olursa,halk da tükenir ve yok olur." sayfa 31.

"İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varmazlarsa,ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır.Her bir vatandaş "yaşam mimarı olmalı..." sayfa 49.

"Milli servetin,halk vicdanı ve millet aklının kurucusu olabilmek için çaba gösterin.Hayatta istediğiniz mesleği seçebilirsiniz; örneğin profesör,doktor,işçi,bilim insanı,tüccar,subay,din adamı,memur,köylü veya bakan olabilirsiniz,bu sizin yeteneklerinizle ve şarların uygun olup olmamasıyla ilgili bir durumdur.Fakat şunu hiçbir zaman unutmayın: Vücudunuz,aklınız ve ruhunuzun sahip olduğu bütün gücü vatanınıza ve halkınıza adamalısınız." sayfa 50.

"Bilge bir atasözü "Yeni dönem beraberinde yeni şarkılar getirir" demektedir.Değişen ve yenilenen nesiller yeni anlayışlar,gayeler ve taleplerle gelmektedir.Bu yeni nesil insanlara geçerliliğini çoktan kaybetmiş yönetim şekilleri zorla dayatılamaz;yeni nesillerin hayatının temelini mantıklı,adil ve sağlam bir devlet yönetimi esasına göre şekillendirmek gerekmektedir." sayfa 55.

"İnsan hiçbir zaman ve hiçbir şey için eğilmemeli ve yerlere kapanmamalıdır.İnsan hayatı sürekli bir kültürel gelişim ve yaratıcılık,kendi içinde ve dış dünyada karşılaştığı kaba güçlere karşı verilen daimi mücadeledir." sayfa 67.

"Zaman değişmiş,bunu iyi değerlendirin.İlk andan itibaren sıkı çalışın,eski ruhu kovun,tamamen uzaklaştırın,hiç iz kalmasın." sayfa 101.

"Mantığa dayalı ve çeşitli fiziksel egzersizlerin kişisel gelişim açısından büyük bir faydası var.Bilge bir halk olan eski Yunanlılar jimnastik,güreş,koşu,uzun atlama gibi spor dallarına önem verirdi.Fiziksel egzersizler vücudun esneklik ve çevikliğini artırmaktadır.Bu hareketler sayesinde vücut kıvraklık kazanırken,adımlar hızlı ve hafif,vücut hareketleri düzgün ve yumuşak hale gelmektedir.
İnsanları dar ve havasız odalar da uzun süre hareketsiz oturmak zorunda bırakan şehir hayatı vücudu deforme edebilir.Bu hayat tarzı kasların gevşeyerek zayıflaması,kanın zehirlenmesi ve vücut çevikliğinin azalarak,insanların hareketsiz hale gelmesi sonucunu doğurur." sayfa 119.

"Zavallı şarlatanları ve kültüre açıdan geri kalmış halkları kendinize örnek almayın,çünkü onlar uygar halkların yaşamını anlamak için ilk olarak arka avluya bakar ve çöp kutularını karıştırırlar." sayfa 122.

"Manevi hayatınızı ve ruhunuzu geliştirmek için çaba gösterin ve "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur" deyimini aklınızda tutun." sayfa 122.

   Çok uzun olduğu için yazamadığım fakat okumanızı istediğim sayfalar; 88,89.

  *Yazı editlenecektir.Sadece kitabın yarısını yazabildim,en kısa sürede tamamlayacağım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

#şusıralar izlediklerim | film önerileri

24 Eylül 2017 Pazar

bu resim ruyakitaplik.blogspot.com'a aittir.

O kadar çooooook film izledim ki size anlatamam,ama anlatıcam!
Nedense okuyamadığım zamanlar kendimi ya filmlere ya da dizilere bırakmış bulunuyorum.Ağustos ayında da okuyamama problemim başladığından beri kendime sürekli izleyecek film buluyorum.Gerçi sizinle paylaşacağım filmler son iki ya da üç hafta içinde izlediğim (eylül ayı içerisinde) filmler.Aralarından önerdiklerim de var önermediklerim de.

Zaten uzun bir yazı olacak, o yüzden hemen yorumlarıma başlamalıyım bence;


kızıl tepe ile ilgili görsel sonucu

Kızıl Tepe

Annemle televizyonda gezerken görüp başka bir işimiz olmadığı için izlediğim bir film oldu kendileri.Fakat izlerken konunun saçmalığından ve her olayda karşımıza kan çıkmasından hoşlanmadım.İzlemenizi önermem.

Filme puanım; 10 üzerinden 3.

İlgili resim

Annabelle Kötülüğün Doğuşu

Diğer Annabelle filmlerini izlediyseniz bu filmi zaten biliyor ve merak ediyorsunuzdur.Ben de o şekilde izledim,sırf meraktan ve diğer filmleri beğendiğim için bu filmin de iyi olacağını düşündüğümden.Nitekim yanılmamışız güzeldi film cidden.İzlerken gerildiğim yerler oldu ama güldüğüm yerler de oldu.Özellikle "iblis" olayının yansıtılış şeklinden kaynaklı.

Filme puanım; 10 üzerinden 7.


it o ile ilgili görsel sonucu

IT - O 

Bir kaç aydır filmin çıkmasını bekliyordum sabırsızlıkla.Gerçekten reklamının iyi yapıldığını düşünüyorum.Aynı zamanda da filmin tüm övgüyü hak ettiğini de düşünüyorum.Cidden güzeldi.Oyunculuklar,kurgu,görseller hepsi birbiriyle uyumluydu.

Filme puanım; 10 üzerinden 9.

şanslı logan ile ilgili görsel sonucu

Şanslı Logan

Komedi filmleri en sevdiğim türlerden biri.Ama nedense bu türde "iyi" sayılabilecek çok film yok.Gerçi Pembe Panter|Pink Panter serisi ve Sürüsüne Bereket serileri bu türden verilebilecek en iyi örnekler bence.Yine de izleyince beğendiğim filmlerden biri oldu Şanslı Logan.Aklıma gelir mi sonradan? Zannetmiyorum,belki Channing Tatum filmlerini konuşursam birileriyle ancak o zaman gelir.

Filme puanım; 10 üzerinden 7.

İlgili resim

Baby Driver

IMDb puanının 8.1 olduğunu görünce ailecek merak edip izledik.Tam Amerikan yapımı bir film olmuş.İzlerken şarkılarıyla,oyuncuların hareketiyle bile o "Amerikanvari" havayı hissediyorsunuz.Filmi beğendim,beğenme sebebim de kesinlikle Ansel Elgort oldu.Oyunculuğunu bu filmle geliştirmiş diyebiliriz bence -daha önce oyunculuğu kötüydü demiyorum,sadece daha acemi oyunculuklarda bulundu diyorum-.

Filme puanım; 10 üzerinden 8.

#realityhigh netflix ile ilgili görsel sonucu

#realityhigh

Netflixte takılırken görüp,film afişiyle ilgimi çekti.Yoksa merak edip izleyeceğimi düşünmüyorum.Klişe lise filmlerinden biriydi.Eğer bu tarzda bir film arıyorsanız Mean Girls daha iyi bir örnek.Hiç olmazsa bu tarzda filmlerin çıkış noktasını bulabilirsiniz.

Filme puanım; 10 üzerinden 4.


İlgili resim

To the Bone

Anoreksiya hastalığını konu alan başrolde de Lily Collins'in ve de Keanu Reeves'in oynadıkları film.Hiç sıkılmadan merak ederek izlediğimi söylemek istiyorum.Hatta "mükemmeldi" bile diyebilirim.Herkesin bilinçlenmesi gereken bir hastalık üstünde durulduğu için daha da çok sevdim.Sosyal mesaj veren filmler daha çok dikkatimi çekiyor açıkçası.

Filme puanım; 10 üzerinden 10.

İlgili resim

Kaptan Düşükdon | yarısında bıraktım

Boşuna vaktinizi harcamayın.Hiç izleyin falan demiyeceğim,hatta bu animasyona puan vermeyeceğim.Belki çizimleri güzel ama konusu güzel değildi malesef.

leylekler storks ile ilgili görsel sonucu

Leylekler - Storks

"Anne bebekler nerden geliyor?" sorusuna verilen mükemmel bir cevap olmuş.Çizimleri,konusu,seçilen müzikler her şeyiyle tatlı,içinizi ısıtan bir animasyondu.Önerebileceğim animasyonlar arasına kesinlikle girdi.Sonunda da birazcık ağladığımı itiraf etmem gerekir.

Filme puanım; 10 üzerinden 10.

İlgili resim

Despicable me 3

Ah ah! Para kazanayım diye seri haline getirilmiş bir yapım daha.Hadi ilk iki animayonu izledik,Minions'u da izledik,fakat abartmadınız mı? Ve daha da devam ettireceklermiş gibi bitti sonu.Ne diyebilirim ki? O anki ruh halime göre belki seriyi devam ettirebilirim.

Filme|animasyona puanım; 10 üzerinden 6.

sahil güvenlik filmi ile ilgili görsel sonucu

Sahil Güvenlik

Nedense Zac Efron şu aralar hep böyle komedi filmlerinde oynamaya çalışıyor.Tabii hiç olmazsa oyunculuk mesleğinde devam ediyor.Bunun için onu tebrik etmek gerekir.Ama edemiyorum çünkü oynadığı rolleri ikidir (kötü komşular ve sahil güvenlik) beğenemiyorum.Filme olan genel bakış açımda Zac Efron'un oyunculuğu gibi.İzledim ama sırf vakit geçirmek için izledim.

Filme puanım; 10 üzerinden 5. 

İlgili resim

Gifted

Çok güzeldi! Konusu üst düzey zekaya sahip bir çocuğun yaşamını anlatıyor diyebiliriz.Fakat filmde dönen o kadar fazla karışıklık var ki anlatamam.Aile bağlarını ve bir çocuğun nasıl yaşaması gerektiği üzerinde durulmuş duygusal bir filmdi.Gidin,izleyin.

Filme puanım; 10 üzerinden 9.

İlgili resim

Bad Moms

Komedi filmleri seyretmeyi seviyorum demiştim hatırlarsanız.Eh komedi filmi arayışım da görüp "aa izliyim bari" dediğim bir filmdi Bad Moms.Beklentimi karşılayamadı malesef.Çünkü filmin afişinde Mila Kunis'i görünce insan bir beklentiye giriyor ve izledikçe "eh" moduna giriyorsunuz.Ne demek istediğimi anladınız mı? Bence anladınız.

Filme puanım; 10 üzerinden 6.

amerikan suikastçı ile ilgili görsel sonucu

Suikastçi - American Assasins

Açık konuşmak gerekirse filmi merak etme nedenim Dylan O'brien'ın oyunculuğunu ne kadar geliştirdiğini görmek istememdi.Cevabım ise; BAYAĞI! oldu.Kendisi filme cuk oturmuş.Her sahne de gözlerimden kalp çıkarak izledim Dylan O'brien'ı.Artık bir çok filmde görürüz gibi geliyor kendilerini.(inşallah.) Film hakkında düşüncelerim de Dylan hakkında düşündüklerime benziyor.Hatta Baby Driver'dan daha çok beğendiğimi itiraf ediyorum.Bol aksiyonlu bir film arıyorsanız kesinlikle izlemelisiniz.

Filme puanım; 10 üzerinden 8.


Animasyonları,komedi filmlerini,aksiyon filmlerini ve romantik filmleri daha doğrusu film seyretmeyi seven biriyim resmen ve bu özelliğimi bloga yorum yazarken,tanıtım yazarken fark ediyorum.

Umarım izlediğim filmler hakkında aklınızda bir profil oluşmuştur.Fikir edinmişsinizdir.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Erasmus Hakkında Bilmedikleriniz | Youtube | Ecrin Korkmaz

21 Eylül 2017 Perşembe

MERHABALAR !

Bir kaç gündür youtube da aktifim ve sürekli video çekip yükleyesim geliyor.Sizinle ilk üç videomu paylaşmıştım.Bence sıra yeni videomu paylaşmaya geldi.

Peki bu videonun içeriğinde neler var? 

Ben erasmus sınav süreci ve sonrası,"keşke ben sınava girerken birileri bana bunları söyleseydi" dediğim şeyler ve bolca erasmus sohbeti var.

Alta bırakıyorum linkini,hatta resme tıklayarak gidebilirsiniz ^^



BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

[ÇARŞAMBA ÖNERİSİ] THAT SUGAR FILM | BELGESEL ÖNERİSİ

20 Eylül 2017 Çarşamba

that sugar film ile ilgili görsel sonucu

Yayın tarihi: Şubar 2015 (Avustralya)
Yönetmen: Damon Gameau
Yapımcılar: Damon Gameau,Nick Batzias,Rory Williamson
Ödüller: Avustralya Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi En iyi Belgesel Ödülü
Türü: Belgesel


Şu sıralar nedense bilgilendirici yazılar paylaşmak istiyorum sizinle.Bunun nedeni belki de beslenme tarzımı ve yaşam tarzımı yavaş yavaş daha sağlıklı hale getirmeye çalışıyor olmam.Belki de yaş ilerledikçe insanın hayattaki amacını,varlığının nedenini sorgulaması ve daha faydalı işler yapmayı istemesinden kaynaklanıyordur.Tam olarak bilemiyorum.

Günlük hayatımızda markete gidip bir sürü yiyecek alıyoruz;süt,yoğurt,kola,ekmek,şeker,tuz,un ve daha nicesi.Peki içlerinde ne olduğuna bakıyor muyuz? Kolayı aldığımızda arkasını çevirip etiketinde yazanları okuyor muyuz? Ya da ice tea,meyveli yoğurt,kek? Bu yiyeceklerin hiç birinin içeriğini doğru düzgün bilmiyoruz.Daha doğrusu bilemiyoruz.Arkasında yazanları ne kadar okusak da -ki Türkiye'yi baz alırsak çoğu insanımız daha son kullanma,tüketim tarihlerine doğru düzgün bakmadan alıyorlar,o yüzden arkalarını çevirip içlerinde ne olduğuna baktıklarından şüpheliyim- çoğu zaman yiyeceklerin ve içeceklerin içlerine ne koyduklarını bilemiyoruz.Çünkü üreticilerin büyük çoğunluğu  müşteriyi kandırmaya,daha doğrusu tam olarak doğruyu söylememeye başlamış durumdalar.

Peki ben nasıl böyle düşünmeye başladım?

That Sugar Film'i izledikten sonra (bir sosyal medya kullanıcısı tarafından önerilmişti o sayede görüp izleme fırsatım oldu) biraz da olsa bilinçlenmeye başladım.

Önce yiyeceklerin etiketlerinin üstünde ne yazdıklarını okumadığımı fark etmeye başladım.Daha sonra dikkat ettiğimde,yiyeceklerin etiketlerine baktığımda insanların bana bakışını ve ne kadar bilinçsiz olduğumuzu anladım.Hatta şöyle bir olay geldi başıma.Dışarıda bir arkadaşımla yemek yerken o yemeğinin yanına kola söyledi.Ben ise sade soda söyledim.Arkadaşım bana dönüp "diyette misin? diyet kola söyleyebilirsin" dedi, "hayır diyette değilim" cevabını verdiğimde ise sıradaki cevabımı merakla bekliyordu.Ben de size anlattıklarımı ona da anlatmaya koyuldum.İçeceklerin,yiyeceklerin üstündeki şeker miktarını daha doğrusu insan vücuduna zararlı olan ve kilo yapan fruktozu ne kadar çok koyduklarını ve bunu yazmayıp bizi daha da kandırdıklarını anlattım.Ardından da That Sugar Film'i izlemesini,sayısal veriler ve deneylerle bu olayın kanıtlanmasını kendi gözleriyle görmesini istedim.


Şimdi size bir kaç soru sorucam.Cevaplarınızla belki de siz de vücudunuzdaki fruktoz miktarını az çok anlayabilirsiniz.

-Vücudunuz yağlı mı? Ya da yağlı hissediyor musunuz? Yağlıysa bu yağlanma hangi bölgede?
Eğer cevabınız "çoğunlukla göbek bölgesinde"yse vücudunuzda glikozdan çok fruktoz var demektir.

Fruktozun doğa da nadir bulunduğunu biliyor muydunuz? Bu da demek oluyor ki aslında vücudumuza girmesi gereken fruktoz oranı şu anda tükettiğimiz orandan daha az.Ya da günümüz de sütün içine bile fruktoz koyduklarını biliyor muydunuz?

that sugar film ile ilgili görsel sonucu
Yukarıdaki resme göre soldaki yoğurtta 6.8 çay kaşığı değerinde şeker,sağdaki kitkatta ise 5.7 çay kaşığı değerinde şeker bulunmakta.


Biliyorum,yazdıklarımı okumak sizi biraz telaşlandırdı.Fakat benim söylediklerim telaşlandırsa da sizi bilinçlendiriyor bunun da farkındayım ve eğer vakit kaybetmeyip That Sugar Film'i izlerseniz daha da bilinçleniceksiniz bunun da farkındayım.


Şimdi sizi belgeselle başbaşa bırakıyorum.

that sugar film ile ilgili görsel sonucu
Yiyeceklerin etiketlerini okuduğunuzda 4 gram şeker yazısının,1 çay kaşığı şekere denk geldiğini unutmayın.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Okuduklarım | Haziran,Temmuz,Ağustos | #sizinlepaylaşamadıklarım

4 Eylül 2017 Pazartesi

  Sizinle ne zamandır kitap yorumu paylaşmıyorum,ki paylaştıklarım da önceden okuduklarım oluyor Öyle bir iki gün önce bitirip paylaştığım bir kitap yorumu yok blogumda uzun zamandır.O yüzden bu gün dedim ki Haziran,Temmuz ve Ağustos ayındaki okuduğum kitapları sizinle paylaşayım.Aslında çok fazla da bir şey yok ama burada bir köşede dursunlar,siz de bilin,görün istiyorum.

  Haziran,Temmuz ve Ağustos ayında okuduklarım dediğime bakmayın Ağustos ayında hiç kitap okumadım.Elim gitmedi nedense.Hatta okuyabilecek boş vaktim varken bile okumak istemedim.Sanırım fazla geliyor şu aralar kitap okumak ya da iyice "bookstagram" alemi yüzünden soğudum kitap okumaktan.Bilemiyorum.

Haziran ayında okuduklarım

  • Vejetaryen - Han Kang | The Vegetarian | goodreads | Haziran 2-3 
  • Gölün Dibindeki Ev - Josh Malerman | A House at the bottom of a lake | goodreads | Haziran 9-10
  • Yalancılar - E.Lockhart | We Were Liars | goodreads | Haziran 11 



  • Bülbülü Öldürmek - Harper Lee |To Kill a Mockingbird | goodreads | Haziran 30 - Temmuz 4 

Temmuz ayında okuduklarım

  • Cimri - Moliére | goodreads | Temmuz 6-9
  • The Originals  Yükseliş - Julie Plec | The Originals The Rise | goodreads | Temmuz 10-13
  • On küçük nefes - K.A.Tucker | Ten Tiny Breaths | goodreads | Temmuz 13-15 
  • Patron - Vi Keeland | Bossman | goodreads | Temmuz 19-20 


  Sizinle paylaşamadığım kitaplar bu şekildeydi.Gördüğünüz üzere Temmuz 20'den sonra hiç kitap bitirememişim.Başladığım kitaplar oldu (Her şey için teşekkürler,Belki başka bir hayatta) ama onları da bitiremedim.Dediğim gibi Ağustos 2017 benim kitap okumadığım bir ay oldu.Eylülden sonra da okuyabileceğimi hiç zannetmiyorum.Çünkü başka bir ülkede o ülkeyi tanımaya çalışarak zaman geçiricem büyük ihtimalle.

  Yine de sizinle sadece okuduklarımı paylaşmıyorum,aynı zamanda da izlediklerimi de paylaşıyorum.O yüzden yeni yazılar gelmeye devam ederler diye umuyorum.


BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

#şusıralar | erasmus,neler yapıyorum?

2 Eylül 2017 Cumartesi

Aslında sizinle (blog ailemle) paylaşmak istediğim o kadar çok an,anı var ki anlatamam.
  Ama bu yazıda anlatmaya çalışıcam,çünkü siz benim hayatımın bir kısmını paylaştığım,içimdeki sıkıntıyı döktüğüm blog ailemsiniz ve sizi bir süredir aksatıyorum,en azından bana göre bu bir aksatma.Çünkü ben yaklaşık dört senedir bu blogla,sizinle bir sürü şey paylaştım.İster kitap olsun,ister film olsun,ister duygularım olsun hep birlikteydik.O yüzden hayatımın bu bölümünde de yanımda olmanızı istiyorum.Umarım siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur.

book, coffee, and rain resmi
weheartit'ten alıntıdır.

  Öncelikle haziranda sizinle hiç bir yazı paylaşmadığımı hazirandan sonra ise toplam altı yazı paylaştığımı fark eden olmuş mudur bilmiyorum.Bu "yazı yazmayışımın" nedeni tamamiyle ailemle daha çok vakit geçirmek istemem.
  12 Mart'tan beri 20 başındayım ve de günlerin,ayların geçişiyle birlikte ailemin değerini daha çok anlıyorum.Arkadaşlarınız,dostlarını elbette olacak ama aile dünyadaki en güzel destek ve bu destek benim için paha biçilemez.
  Şimdi bunları bize neden anlatıyorsun derseniz anlatıyorum çünkü yazı yazmak yerine tüm vaktimi olabildiğince onlarla geçirmek istedim.Bu yüzden ne yazı kısmını doğru düzgün açtım,ne doğru düzgün blog okudum ne de doğru düzgün "internet"te takıldım.Bunların hepsi "kaybedilen zamanlar" gibi geldi bana.2017'nin yazı benim için "anı yaşa" yazı oldu böylelikle.

  İkinci yazı paylaşamamamın nedeni ise; Erasmus.Hangi yazımda bahsettim bilmiyorum ama size bu konuyu azıcık çıtlattım.Hatta Gözde'yle (okuyanmuggle) birazcık yorumlaştık bu konuyla ilgili.
  Eğer her şey sorunsuz olursa 20.09.2017 (Eylül 20'de sabah saat 10.40ta) Almanya'ya -Hannover,Göttingen (Georg August Üniversitesi)- bir dönemlik erasmus programı dahilinde okumaya gidicem.(Bölümüm Sanat Tarihi,Uludağ Üniversitesinde okuyordum.Bu sene üçüncü senem.)
  Erasmus sürecim benim biraz panikli geçti açıkçası.Yapı olarak canıtez,sabırsız biri olduğum için de her şeyi erkenden yapmaya çalışırken daha da yoruldum ve her aşamada beni sürekli çarpıntı tuttu.Ama pasaport işlemlerimi,vize işlemlerimi ve neredeyse -daha bitmedi- hibe işlemlerimi sorunsuz hallettim.(tütütütü maşallah)
  Bu yazıyı okuyup erasmus yapmak isteyenler vs. varsa hemen sizi youtube kanalıma yönlendiricem çünkü yakında orada daha da aktif olucam.Erasmusta yaşadıklarımı vlog şeklinde,gün be gün size aktarmayı düşünüyorum.(Allah kısmet ederse.)

Aklımdan geçenler bu şekildeydi.Bana sorularınız varsa ne bileyim herhangi bir soru olabilir,yorum olarak bırakırsanız cevap yazar sizi dikkate alırım.Hatta erasmusla ilgili bir yazı hazırlamamı isterseniz de onu da yapabilirim.

(Instagramdan beni kişisel hesabımdan takip ederseniz de -ecrinkork- sizinle daha rahat konuşabiliriz.)

Kendinize çok iyi bakın,hepinizi çok seviyorum !

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Yeni Başlayanlar için K-Drama | Kore Dizi Önerileri

1 Eylül 2017 Cuma

Merhabalar!
Karşınıza bu sefer konuşmaktan en çok hoşlandığım,hatta konuşurken heyecanlandığım bir konuyla geldim.Aslında bu yazı dizisini,bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum.Fakat tüm dizilere tek tek bakmak sonra izlediklerimi aralarından seçmek,ardından da tüm bu diziler arasından sizinle paylaşmak istediklerimi seçip,onları sıraya sokmak bana çok zor geliyordu.Ama artık sırası gelmişti bu yazıyı hazırlamanın.Çünkü yaşlanıyorum ve artık unutmaya başlıyorum bazı anları,detayları.
Demem o ki aslında bu yazıyı hem sizin için hem de kendim için yazıyorum.Daha çok kendim için yazdığımı da söylemeden geçemeyeceğim.İleride dönüp bu yazıya baktığımda eminim ki tekrar izlemek istediğim diziler çıkacak.

NOT: Diziler beğenme sıralarına göre dizilidir.


1-Playful Kiss
playful kiss ile ilgili görsel sonucu


2-Goblin (düşündükçe kalbim acıyor)
goblin kdrama ile ilgili görsel sonucu


3-Reply 1988 (düşündükçe kalbim acıyor)
reply 1988 ile ilgili görsel sonucu


4-Chicago Typewriter (düşündükçe kalbim acıyor)
İlgili resim



5- You Came From Stars
you came from stars ile ilgili görsel sonucu

6- Age of Youth
İlgili resim


7- Cunning Single Lady
cunning single lady ile ilgili görsel sonucu



8-Oh my Ghost

File:Oh My Ghost-p1.jpg

9- To The Beautiful You
to the beautiful you ile ilgili görsel sonucu


10- You're Beautiful | A.N.Jell
you are beautiful kore ile ilgili görsel sonucu



11- W | Two Worlds
w two worlds ile ilgili görsel sonucu


12-Coffee Prince
İlgili resim


13-The Greatest Love
the greatest love ile ilgili görsel sonucu

14-Master's Sun
master's sun ile ilgili görsel sonucu


15-Uncontrollaby Fond (düşündükçe kalbim acıyor)
uncontrollably fond ile ilgili görsel sonucu

Aslında hepsi için bir şeyler yazmak istiyordum.Ama sizinle de bir post/yazı paylaşmak istediğim için malesef -şimdilik- bu yazı bu şekilde kalıcak.
Çok yoğunum malesef şu aralar ne yaptığımı,nereye uyuduğumu ve stresten ne kadar çok yemek yediğimi anlatamam bile sizlere.Fakat yakında youtube kanalıma bir video yüklüyücem ve buraya da #şusıralar başlığı altında yeni bir yazı paylaşıcam.
Beklemede kalın! (Okuduğunuz için teşekkür ederim ^^)

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS