Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı? - Jacques Le Goff | Kitap Yorumu

17 Ağustos 2019 Cumartesi


30827472Kitabın Adı: Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı?
Orijinal Dil: Faut-il vraiment découper l'histoire en tranches ?
Yazarın Adı: Jacques Le Goff
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Yayınları

Dönemlendirme, insanın zaman üzerindeki bir eylemini belirtmekte ve zamanın bölünmesinin herhangi bir etki olmadan kendiliğinden ortaya çıkmış bir durum olmadığını vurgulamaktadır. Buradaki meselemiz, insanların zamanı dönemlere ayırırken şu veya bu ölçüde ifade ettikleri, şu veya bu ölçüde açıkladıkları nedenleri, bu dönemlere atfettikleri mana ve değerin altını çizen tanımlarla birlikte ortaya koymak olacaktır.”
Jacques Le Goff (1924-2014) Uluslararası ün kazanmış Ortaçağ tarihçilerindendir. Hocası Marc Bloch’un başlatıcıları arasında bulunduğu ünlü Annales Ekolü’nün önde gelen temsilcilerinden olan Le Goff Fransa’nın seçkin okullarından École des hautes études en sciences sociales’in (EHESS) başkanlığını Fernand Braudel’den devralmıştır.
Ortaçağda Entelektüeller, Avrupa’nın Doğuşu, Gençlere Avrupa Tarihi gibi kitapları Türkçeye çevrilmiştir.

MERHABALAR!
  Ne zamandır ertelediğiniz yazılar vardır. Hani başına bir türlü oturamaz ve o yazıları yazamazsınız. İşte öyle zamanları -umarım ki!- atlattığım dönem hayatıma geri geliyor. Yazmayı, sizinle sohbet etmeyi ve de kitaplarla ilgili duygularımı paylaşmayı her şeyden çok seviyorum. Bu sıkıcı, bilgilendirici, eğlendirici, komik, aşırı absürd, asla okumayacağım, bayılarak okuduğum kitaplar içinde geçerli; demem o ki kitaplarla ilgili çene çalmayı çoook seviyorum!

  Bu yazımda ise sizlerle biraz daha okumadığım tarzda ve gerçekten bilgilenmek için okuduğum kitaplardan birini paylaşacağım: Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı?

  17.Bursa kitap fuarında arkadaşımın "Tarihi dönemlere ayırmak şart mı?" kitabını satın aldığını görüp hemen balıklama atlamıştım ve ondan ödünç istemiştim. Kitap inanılmaz ince olduğu için -128 sayfa- fuar boyunca okuyup bitirmiştim. 

  Normalde bilimsel yahut akademik kitaplar okuduğum söylenemez. Fakat üniversitede son yılımda tez yazdığımdan dolayı bilimsel kitaplara biraz daha yönelmiştim. Kitap bu sebeple de ilgimi çekmiş olabilir. 

  Jacques Le Goff Fransa da bilinen bir Ortaçağ tarihçisiymiş. Hatta ders kitapları da yazıyormuş. Bu sebeple "Tarihi dönemlere ayırmak şart mı?" biraz daha ders kitabı gibiydi. Yine de Ortaçağ ve Rönesans dönemine meraklıysanız yahut bilgilenmek istiyorsanız ve de tarihi dönemlere, bölümlere ayırmakla ilgili düşünceleriniz varsa bu kitap sizi bilgilendirebilir. Kesinlikle daha bilgilendirici olan kitapların bulunduğunu da düşünüyorum. Ama benim gibi başlangıç seviyesinde bir tarih okuyucuysanız ve de daha akademik bir bilgiye ulaşmak istiyorsanız sizin için ideal bir seviyede olduğunu düşünüyorum. 

  Yazarın aynı zamanda ders kitabı yazıyor olmasından kaynaklı örneklendirmelerinin olması ve de örneklerin okurken aklınızda dönemlerin açıklaması gibi bulunmaları da hoşuma giden noktalardan biriydi. 

  Eğer tarihle ilgiliyseniz ve de tarihi dönemleme yöntemine merakınız varsa, daha da iyisi Ortaçağ'a merakınız varsa önereceğim bir kitap "Tarihi dönemlere ayırmak şart mı?". Aynı zamanda da kendinizi hazır hissetmiyorsanız es geçmeniz gereken bir kitap. 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Youtube Kanalım (YENİ VİDEO VAR!)

Ateş Gecesi - Reşat Nuri Güntekin | Kitap Yorumu

14 Ağustos 2019 Çarşamba

1867189




Kitabın Adı: Ateş Gecesi
Yazarın Adı: Reşat nuri Güntekin
Yayınevi: İnkılap Yayınları

Ateş Gecesi, Reşat Nuri Güntekin'in önemli romanlarından biridir. Yazar, Ege bölgesinde yaşanan unutulmaz bir aşkın çevresinde, döneminin gerçeklerini de ustalıkla yansıtmıştır. Çalıkuşu'ndaki Feride gibi, Akşam Güneşi'ndeki kahraman Jülide gibi, Güntekin'in bu kitabında da Afife'yi tanıyacak ve çok seveceksiniz.

MERHABALAR!
  Yine uzun zamandır kendini iyi hissetmeyip blog camiasından uzan duran Ecrin'den hepinize selam olsun blog halkı! Neden yine böyle oldu, kendimi iyi hissetmedim ve yazasım gelmedi hem birçok fikrim var hem de hiçbir fikrim yok. O yüzden beni olduğum gibi kabul ettiğiniz için size ne kadar teşekkür etsem az! 

  Bu sefer çok sevdiğim Türk yazarlardan Reşat Nuri Güntekin'le karşınızdayım. Daha önce söylemiş miydim hatırlamıyorum fakat gerçekten deli gibi Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı her şeyi okumak isteyen, her kitabını yalayıp yutmak isteyen biriyim. Ki size de aynısını tavsiye ederim. Her kitabında farklı duyguları, farklı düşünceleri ve de farklı kişileri işleyen bu önemli yazar bana halkın her kesimine hitap edecek bir kaleme sahip. Eh bu günde sizinle o güzel kalemden çıkmış olan Ateş Gecesi hakkında konuşacağız. 

  Benim bu kadar çok sevdiğim Ateş Gecesi'nin konusuna gelecek olursam; II.Abdülhamid devrinde yaşayan Kemal Murat ve ailesi sürgüne gönderiliyor. Fakat on sekiz yaşında olan Kemal Murat tek başına Milas'a gönderiliyor ve orada yaşamak zorunda bırakılıyor. Aslında kısacak Ateş Gecesi'nin macerası bu şekilde başlıyor. Kitap boyunca yer yer Kemal Murat'ı tanıyoruz, yer yer de sevdalı olduğu kadınları tanıyoruz. Fakat biri var ki sevdalı olduğu kadınlardan en çok ona olan sevgisini okuyoruz; ablası gibi görmesi gereken Afife'yi. Hem Kemal Murat'ın gençliğini okuyoruz, hem de geleceğini ve de size olayların hem şaşırtıcı, hem de kalp burkan şekilde ilerlediğini söylemem gerek. 

  Yazarın dilini, betimlemelerini ve olayları işleyişini eğer daha önce Reşat Nuri Güntekin kitabı okuduysanız bilirsiniz. Ben de az çok ne beklemem gerektiğini biliyordum. Sadece Ateş Gecesi'nde şaşırmayı, Kemal Murat'a kin beslemeyi, Afife'ye üzülmeyi ve Türkçe'nin güzelliğine ve Reşat Nuri Güntekin'in kitaplarına daha da sevdalanmayı beklemiyordum. O yüzden size kitabı bitirdikten sonra kalbime yerleşen o tok ağırlığı anlatmam biraz zor olacaktır. 

  Daha önce hiç Reşat Nuri Güntekin okumamış kişilere buradan seslenmeyi, buradan size Güntekin kitapları okumanızı tavsiye etmeyi boynumun borcu olarak bilirim. Bu sebeple de lütfen bu yazıdan sonra okuma listenize Reşat Nuri Güntekin'in kitaplarından birini, isterseniz Ateş Gecesi'ni ekleyin. İnanın bana pişman olmazsınız. 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Youtube Kanalım (YENİ VİDEO VAR!)

Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck | Kitap Yorumu

14 Temmuz 2019 Pazar

Image result for fareler ve insanlar
Kitabın Adı: Fareler ve İnsanlar
Orijinal Dil: Of Mice and Men
Yazarın Adı: John Steinbeck
Yayınevi: Sel Yayıncılık* 


George ve iriyarı saf arkadaşı Lennie, yersiz yurtsuz kişilerdir. Dünyada sahip oldukları tek şey, aralarındaki dostluk ve kendilerine ait bir araziye sahip olma hayalidir... İki arkadaş, hayallerindeki arazi için gereken parayı biriktirmeyi planlamaktadır. Ama bir çocuğun zekâsına, aynı zamanda da korkunç bir güce sahip olan Lennie'nin başı sürekli derde girmektedir. Ve bu kez yine belaya bulaştığında, George'un çabaları arkadaşını kurtarmaya yetmeyecektir...
Yalnızlığa terk edilmiş, umarsız insanların öyküsü…

MERHABALAR!
  En son sizinle  John Steinbeck'in İnci adlı kitabının yorumunu paylaşmıştım. O zamandan beri kollarımı sıvayıp, Fareler ve İnsanların yorumunu girmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Fakat ne zaman yorum için otursam içime bir sıkıntı düşüyordu. O yüzden bu sefer o sıkıntı düşse bile sizinle bu mükemmel kısa öykünün ya da kitabın yorumunu paylaşmaya karar verdim. 

  Eğer John Steinbeck'ten daha önce hiçbir kitap okumadıysanız yazarın anlatım tarzının gayet yalın olduğunu, cümlelerinin anlaşılır olduğunu ve de konu olarak kitaplarında kullandığı kişilerin hepsinin halktan insanlar olduğunu belirtmem gerekir. Halktan insanlar derken demek istediğim: resmen taşı sıkıp suyunu çıkartan, günlerce eve ekmek getirmek için en kötü durumlarda bile çalışan kişiler. Hatta bu kişileri günümüz Türkiye'sinde veya etrafınızda da görmeniz çok mümkün. Tek yapmanız gereken gözlerinizi açıp iyice etrafınıza bakmak. 

"En iyi planları fareler ve insanların
Sıkça ters gider..."
  Fareler ve İnsanların konusu ise kabaca George ve resmen cüssesine bakılarak yargılanan fakat içinde bir bebek masumiyeti taşıyan Lennie'nin yaşadıkları. Konu ne kadar bu şekilde gözükse de içerisinde çok fazla duygu ve de masumiyet barındırıyor. 

  Ben Fareler ve İnsanlar'dan önce yine aynı yazardan İnci adlı kitabı okumuştum ve aşağı yukarı neyle karşılaşacağımı biliyordum. Fakat Fareler ve İnsanlar'ı okumaya başladığımda resmen tüm duygularım yerle bir oldu. Böyle kısacık bir öyküden bu kadar yoğun duygular almayı, ağlamayı kesinlikle beklemiyordum. Öykü boyunca George'a yer yer acıyıp, çoğunlukla taktir ettim. Öte yandan Lennie'ye kitabı okuduğum süre boyunca, ve hala o kadar üzüldüm ki kelimelere dökemiyorum. 

  İki taşralıyı anlatan, fakat daha çok insanlar tarafından ezilen, gerçekten yanlış anlaşılan Lennie'nin hikayesi okuduğunuzda sizi sarsıcak. Eğer okuduktan sonra ağlayacak bir omuz ararsanız ben buradayım ve sizi dinlemeye hazırım. 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Youtube Kanalım (YENİ VİDEO VAR!)

#şusıralar Filmler, Diziler | Aman Allah'ım uzun süreli film yorumu....

9 Temmuz 2019 Salı

MERHABALAR!
Uzun uzuuun zamandır, #şusıralar yazılarımdan birini yazmıyordum. Çünkü film izlemiyordum. Psikolojim hiiç yerinde değildi, üzerine üniversiteden mezun olmam ve de üç buçuk senelik ilişkimin bitmesi de üzerine tuz biber oldu. O yüzden kendime gelmem gerçekten tam anlamıyla bir ayı aldı, gitti. Yine de sizinle burada olmaktan, blogumda yazı yazıyor olmaktan gayet mutlu ve huzurluyum. 

Film yorumlarıma geçmeden önce bu filmlerin bazılarını mayıs ayında izlemiştim fakat toparlamaya gelince sizinle son izlediklerimin bu olduğunu ve yine de hepsini elimden geldiğince paylaşmaya karar verdim. 

Image result for someone great (2019)
Someone Great (2019)

Hayatımda oldukça zorlu bir süreçten geçtiğimi ve de bir süre önce terk edildiğimi yazmıştım. Someone Great'i daha önceden izlemiş çokta beğenmiştim, terk edilmiş olmanın üzerine güç toplamak adına izleyip gaza gelmek adına kesinlikle tekrardan izlenebilecek filmlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca vakit geçirmek için de birebir. 

Image result for perfect date
Perfect Date (2019)
Vakit geçirmek için bir başka çare de Perfect Date. Noah Centineo sevdiğim bir oyuncu olduğundan bir şans verip başka rollerde nasıl onu göreyim dedim. Malesef ki, çokta beğendiğim bir film olmadı. Eğer listedeki diğer güzel filmleri izleyip başka çareniz yoksa bunu izlemenizi öneririm. Ama listedeki diğer filmler önceliğiniz olursa daha hoş olur. 

Image result for Happy Death Day 2U (2019)
Happy Death Day 2U (2019)

Nedense Happy Death Day'i izleyip beğenmiştim. Kardeşimle serinin devam filmi olan Happy Death Day 2U izlemeye karar verdik. Pişman mıyım? Hayır güzel vakit geçirdik. Yine de kardeşimle izlememiş olsaydım kendi başıma açıp izleyeceğimden şüpheliyim. 

Image result for Zodiac (2007)
Zodiac (2007)

Arada kendime böyle klasik, kült ve bilgilendirici filmleri köşeden izletmeye çalışıyorum. Zodiac kesinlikle ve kesinlikle iyi ki izlemişim dediklerimden oldu. Neden bilmiyorum yine kardeşimle aklıma esti ve izlemeye karar verdik fakaat çok uzundu. Hem de ne uzun! İzlerken sıkıldık, ara verdik ama yine de düşününce gerçekten iyi ki izlemişim diyorum. Şimdinin Marvel'cılarının çoğunun (tamam üç tanesi) bu filmde olmasına ne diyorsunuz? Başarılı olacakları belliymiş.

Image result for Extremely Wicked Shockingly Evil and Vile (2019)
Extremely Wicked Shockingly Evil and Vile (2019)

Lily Collins benim gerçekten yürekten sevdiğim ve desteklediğim oyunculardan biri, üstüne de Zac Efron çocukluğumun sevdası ve de merak uyandırıcı konulardan biri olan serikatil Ten Bundy'nin anlatılması Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile filmini benim için daha da ilgi çekici kıldı. Kesinlikle filmi izlediğim için de pişman olduğumu söyleyemem. Bence filmle ilgili her şey; orjinale sadık kalmak, sahnelerin kurgusu, olayların geçişi ve de oyuncuların gerçeğe bu kadar benzemeleri, gerçekten takdire şayandı. Belgesel tadında bir film arıyorsanız kesinlikle aradığınız bu film. 

Image result for on the basis of sex
On The Basis of Sex (2018)

Biyografi, uyarlama olan On The Basis of Sex resmen tırnaklarıyla kazıyarak avukat olan, hatta çok başarılı bir avukat olan Ruth Bader Ginsburg'un hikayesini anlatıyor. Bu versiyonundan önce izlemediğim ve ilk defa bu versiyonla birlikte Ruh Bader Ginsburg'ün hikayesini duyduğum için bana uyarlama gayet başarılıymış gibi geldi. Sizi resmen gaza getiren, kadın haklarını tekrar tekrar savunmanıza öncü olacak ve de nasıl bu noktaya geldiğimizi, gelindiğini anlatan gerçekten ince işlenmiş bir hikaye olduğunu düşünüyorum. 

Related image
At Eternity's Gate (2018)


Görselleriyle kendinden çokça söz ettiren At Eternity's Gate'i de Ramazanda uyuyamadığım gecelerden birinde izlemiştim. İzlediğime hiç pişman olmadım. Sanat kaygısıyla çekilmiş, kurgulanmış bir film olduğunu fakat aralarda da Vincent Van Gogh'un hikayesini güzel işlediğini söyleyebilirim. 

Image result for after movie
After (2019)

Eğer YouTube'a yüklediğim videoları izliyorsanız, ki onunla da uzun zamandır ilgilenemiyorum, After'ın film yorumunu girmek için izlediğimi görüceksiniz. Hıh gitmişken yorumumu da izlemeden geçmeyin. 

Image result for five feet apart poster
Five Feet Apart (2019)

Üç Adım Uzakta olarak Epsilon yayınlarından kitabı da çıktıktan sonra "eeeh yeter beaah" diyerek internetten izlemeye koyulduğum bir film oldu Five Feet Apart. Size de öyle oluyor mu bilmiyorum ama arada böyle gözlerim kararıyor ve canım Five Feet Apart tarzı filmler çekiyor. Kendimi durduramıyorum resmen. Ve Five Feet Apart'ı iyi ki bu zamanlardan birinde izlemişim. Resmen ruhuma izlediğim zaman dokundu. Tüm ihtiyacım olan da buydu.

David Harbour in Hellboy (2019)
Hellboy (2019)


Hani bazı filmler vardır. Devam filmleri sadece hasılat için çekilir, daha çok para daha çok ün demektir onlar için ve bence Hellboy da kesinlikle bu devam filmlerinden biriydi. Uzun zaman beklediğim, Hellboy'un o kahramanlığı, kötülüğünü yine de iyiliğini hissedebileceğiniz karmaşık bir film bekliyordum. Onun yerine kesinlikle hasılat yapması gereken bir film çekilmişti. 

Ryan Reynolds and Justice Smith in Pokémon Detective Pikachu (2019)
Pokémon Dedektif Pikachu (2019)

Bir hasılat filmi de Pokemon Dedektif Pikachu'ydu. O kadar büyük beklentim olmadığı için filme gittiğimde izlerken de, olayları takip ederken de sıkılmadım. Fakat beklentiyle gitseydim kesinlikle sevmeyeceğimi, hatta hayalkırıklığına uğramış olarak filmden çıkmış olacağımı biliyordum. Eğer beklentiniz varsa sevgili okuyucum kesinlikle beklentinizi düşürün. 

Image result for john wick 3
John Wick Parabellum (2019)
John Wick serisini seven bir tek ben değilimdir sanırım? Birinci ve ikinci filmi severek izlemiştim. Hatta her sahnede şaşırmıştım. Üçüncü filmde de olayların şaşırtıcı ve kanlı olmasını bekliyordum. Yine de John Wick'in hiç ölmeme durumunun bu kadar abartılacağını düşünmüyordum. Film boyunca "ölümsüz" bir abimiz olarak gösterilen John Wick film bittikten sonra aklınızda müthiş bir savaşçı olarak kalıyor. 

Bel Powley in Carrie Pilby (2016)
Carrie Pilby (2016)

Hani demiştim ya hayatı sorguluyorum, kendimi sorguluyorum, bir şey yapmak istemiyorum ve psikolojim yerinde değil diye. İşte Carrie Pilby bu zamanda karşıma çıktı. Biriyle kendimi bir hissetmeye, benim gibi birinin daha dünyada olduğuna inanmaya kadar ihtiyacım varmış ki film bana ilaç gibi geldi. Carrie Pilby kısaca üstün zekalı, insanlardan uzak duran, psikolojik olarak bunalıma girmiş bir genç kızımız. Aynı zamanda Carrie Pilby kitap okumayı çok seviyor ve de babasından aldığı parayla evden dışarıya çıkmadan bir süredir yaşamayı başarmış. Fakat psikoloğunun yardımıyla ve babasının iteklemesiyle Carrie Pilby hayatını değiştirmeye -iyi yönde- kararlı. 
Eh tam ilaç gibi bir konu değil de ne? Ayrıca filmde oynayan kızın -ismini ne yazık ki bilmiyorum- oyunculuğu gerçekten başarılıydı. 

Nicholas Hoult, James McAvoy, Michael Fassbender, Andrew Stehlin, Evan Peters, Jessica Chastain, Jennifer Lawrence, Kodi Smit-McPhee, Alexandra Shipp, Sophie Turner, Tye Sheridan, and Kota Eberhardt in Dark Phoenix (2019)
X-Men Dark Phoenix (2019)

X-Men serisine bayıldığımı hiç buradan söylemiş miydim? X-Men serisine bayılıyorum. O yüzden internette ne kadar kötü yorum gördüysem de bu filmi sinemada izlemem gerektiğini biliyordum. Nitekim öyle de yaptım. Gittim bir güzel sinemada izledim. Kötü olmadığını düşünüyorum fakat benim çok sevdiğim oyuncular bile başarılı oyunculuk sergileyememişlerdi. Filmde gerçekten bir kopukluk vardı. Fakat hala o kopukluğun nedenini çözebilmiş değilim. 

Maya Erskine and Jack Quaid in Plus One (2019)
Plus One (2019)

Hah başka eğlenceli bir yaz filmini daha önerebilirim size. Plus One bir hafta önce izlediğim gayet eğlenceli bir filmdi. Alice ve Ben adındaki üniversitede tanışmış iki arkadaş gittikleri düğünlerde birbirlerinin eşleri olmayı ve birlikte vakit geçirmeseler bile yan yana durmayı kabul ediyorlar. Olaylar bu şekilde başlasa da sonradan Ben Alice'e karşı hisleri olduğunu kabul ediyor. Sonrası da klasik bir romantik film havası zaten. 

Image result for spider man far from home
Spider - Man Far From Home (2019)
Resmen yazıyı bitirmeden önce Spider - Man Far From Home'u izlemeye gittik. Gerçekten bunun olacağını bilmeden yazıya başlamıştım. Yine de gayet güzel bir tesadüfle yazıyı kapatıcak olmam şahane. 
End Game'den sonra Far From Home, merak ettiğim bir filmdi. Tony Stark'ın ölümü -özür dilerim spoiler yediyseniz..- bu filmde nasıl işlenecek ya da End Game de yaşananlar nasıl bir yön bulacak merak ederek gitmiştim. Gayet başarılı olduğunu ve beni film süresince sık sık güldürdüğünü söyleyebilirim. Fakat sonu neydi öyle! Gerçekten ek sahnede şaşırdım kaldım malesef ki. Siz ek sahne hakkında ne düşünüyorsunuz? 


Benim uzun zamandır -neredeyse iki üç aydır- izlediğim filmler bu şekildeydi! İzlediğim filmlerin  yanında Sex and The City'nin dizisini bitirdim. Big Little Lies'ın ikinci sezonuna başladım. Şu anlık izlediklerimden, okuduklarımdan memnunum. Siz neler izliyorsunuz, okuyorsunuz? Hadi yorumlarda konuşalım! 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Youtube Kanalım (YENİ VİDEO VAR!)

İnci - John Steinbeck | Kitap Yorumu

18 Haziran 2019 Salı



16120858
Kitabın Adı: İnci 
Orijinal Dil: The Pearl
Yazarın Adı: John Steinbeck
Yayınevi: *Sel Yayıncılık


Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Tomris Uyar’ın sunuş yazısında belirttiği gibi, “İnsanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun.” Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir. 
Bir Meksika halk hikâyesinden esinlenmiş İnci, bir zamanlar İspanya Kralı’na büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısının, Kino’nun ve ailesinin hikâyesini anlatır. Kino’nun çocuğunu kurtarmak umuduyla daldığı denizden çıkardığı eşi benzeri görülmemiş inci, yalnızca umut değil yıkım da getirecektir. İncinin özü insanların özüne; Kino’nun kulaklarında çınlayan ve kasabaya yayılan İncinin Türküsü, ailenin, kötülüğün, umudun ve düşmanlığın türküsüne karışacaktır. Steinbeck, Kino’nun derinliklerden söküp çıkardığı inci ile içinde yaşadığımız dünyaya ve insanın dramına ışık tutuyor.

MERHABALAR!
  Ayayay sonunda mart ayında okuduklarıma kadar gelebildim! İnanın bunun için durmaksızın yorum paylaşıyormuşum gibi hissediyorum. O yüzden yorumlarda benimle duygularınızı, düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin ^^

  Bu yazımda sizlerle aşırı aşırı heyecanlandığım bir kitap hatta bir yazar hakkında konuşucam: John Steinbeck. Mart ayında 17.Bursa Kitap Fuarındayken yakın arkadaşlarımdan biri sayesinde John Steinbeck'in dört adet kitabını *Sel Yayıncılık standından çook ama çook uygun fiyata aldım. Tabii bu gazla yazarın almış olduğum iki kitabını hemencecik açıp okumaya başladım. İlki "İnci" oldu çünkü o zamanlar Bursa Kitap Ağacı bu kitabı okumaktaydı. Ben de belki katılırım gazıyla başlamıştım. İyi ki kitap klübünün verdiği gazla okumaya başlamışım çünkü John Steinbeck almak ve yazarla tanışmak benim için kitap hayatımda verdiğim kararlardan en mükemmellerinden biriydi. 

  İnci'nin konusundan biraz bahsedecek olursak: Kino adında Meksika'nın bir koyunda yaşayan bir inci avcısını anlatıyor. Kino'nun bir gün bebeği hasta oluyor ve çaresizlikle yine çalışmaya döndüğünde görüp görülebilecek en büyük, en devasa inciyi denizden çıkartıyor. Bu hem halkın gördüğü hem de Kino'nun gördüğü en büyük inci olduğundan herkes şaşkınlık geçiriyor. Ve Kino'yla ailesini büyük bir değişiklik bekliyor. Ardından işler hem güzel, hem de gidebileceği kadar kötüye gidiyor.

Quote, The Pearl

  İnci, gerçekten çok ince bir kitap. Hatta okurken daha fazla sayfa beklentisine giriyorsunuz. Fakat inanın ki sayfaların azlığı, çokluğu John Steinbeck'in diline gelince hiç bir şey ifade etmiyor. Çünkü size ifade etmek istediğini beş kelimeyle, beş cümleyle bile ustaca anlatabiliyor. 

  Bu kitabı okumanızı nasıl daha fazla önerebilirim bilemiyorum. Beni çok derinden etkilediği için -Fareler ve İnsanlar kitabının yorumunu da yakında paylaşacağım, inanın o daha çok etkiledi- bu yorum bana daha değerli geliyor. Eğer bu yazıdan sonra okumaya karar verdiyseniz, inanın pişman olmayacaksınız. 

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;
Youtube Kanalım (YENİ VİDEO VAR!)

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS