After : Karşılaşma - Anna Todd | Kitap Yorumu

20 Ocak 2019 Pazar

MERHABALAR!
Bu sefer hiç bir şey yazmadan sizi kitabın yorum videosuyla baş başa bırakıyorum.İyi seyirler!

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

2019 Klasik Kitap Okuma Maratonu

12 Ocak 2019 Cumartesi

MERHABALAR!
  Az önce Gözde'nin -okuyanmuggle- 2019 Klasik Kitap Okuma Maratonu yazısını okuyordum.Geçen sene itibariyle Gözde sayesinde,ki ne kadar geçen sene bu maratona katılmamış olsam da, bir kaç klasik kitap okumuştum.O yüzden bu sene de daha da fazla klasik kitaplardan okumak istediğim için ne kadar erken katılırsam o kadar iyi olur anlayışıyla baktığımdan dolayı hemen yazımı yazmak istedim.

  Bu sene kategorilere göre ayrılmış klasikler.Fakat ben elimden geldiğince hem kategorilere uyarak,hem de biraz daha dışına çıkarak klasik kitaplardan okumaya çalışacağım.İsterseniz kategorilere ve benim seçtiğim kitaplara bakalım.Sene sonunda ise başka bir yazı ile sonuçları paylaşmış olacağım.

1- Yargı temalı bir klasik. (Yaptığı bir şey ya da sahip olduğu bir özellik yüzünden yargılanan bir karakterin hikayesini anlatan bir kitap)

► Notre Dame'ın Kamburu


2- Hayatta kalma temalı bir klasik.

► Sineklerin Tanrısı

NOT: Ben bilmeden 2019 başında Sineklerin Tanrısı kitabını okumuş bulundum.Üçkağıt gibi olacak ama bu madde için Sineklerin Tanrısı'nı saymak istiyorum.

3- Savaş temalı bir klasik.

► Vatan Yahut Silistre - Namık Kemal 

4- Kahramanlık temalı bir klasik.

► Odessa 

5- Aşk/Sevgi temalı bir klasik.

► Gurur ve Önyargı - Jane Austen

6- Doğu/Batı çatışması temalı bir klasik.

► Saatleri Ayarlama Enstitüsü
► Biz İnsanlar 
► Kiralık Konak

7- Kurtuluş Savaşı temalı bir klasik.

► Ateşten Gömlek 
► Küçük Ağa
► Sodom ve Gomore

8- Aydın/Köylü çatışmasını işleyen bir klasik.

► Vurun Kahpeye - Halide Edip Adıvar 

9- Toplumsal problemleri konu alan bir klasik.

► Yaprak Dökümü

10- Kurgu dışı bir klasik.

► Nutuk


  Gözde'den biraz kopyaladığım bir yazı oldu.Ama bu yazının sene içerisinde şekilleneceğini, değişeceğini düşünüyorum.Ben okudukça da maddelerinde değişeceğini düşünüyorum.Bu sebeple şimdilik olduğu gibi bırakacağım.Okudukça gelip üzerinde değişikliklerde bulunacağım.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Magonya - Maria Dahvana Headley | Kitap Yorumu

21393526
Kitabın Adı: Magonya
Orijinal Dil: Magonia
Serinin Adı: Magonia (#1)
Yazarın Adı: Maria Dahvana Headley
Yayınevi: Pegasus Yayınları

Aza, doğduğundan beri gizemli akciğer hastalığı yüzünden nefes almakta, konuşmakta, hatta yaşamakta dahi zorlanır. Doktorların elinden gelen tek şeyse onu ilaçla hayatta tutmaya çalışmaktır. Bu yüzden Aza gökyüzünde bir gemi gördüğünde, ailesi bunun ilaçların yan etkisi olduğunu düşünür. Ancak Aza gördüklerinin halüsinasyon olduğuna inanmaz. 
Yalnızca en yakın arkadaşı Jason ona kulak verir. Onun için arkadaşlığın ötesinde bir anlam ifade eden Jason. Ne var ki daha Aza bu nefes kesici duygularından emin olamadan hastalığı onu pençelerine alır. Genç kız ölür ve kendini bambaşka bir dünyada bulur: 
Aza, bulutların üzerinde seyreden ticaret gemisinde artık zayıf ve ölmek üzere olan kız değildir. Magonya’da ilk kez gerçekten nefes alır. Üstelik çok güçlüdür. Genç kız yeni hayatına alışmaya çalışırken Magonya ile Yeryüzü’nün hesaplaşmanın eşiğinde olduğunu fark eder. Tüm insanlığın ve sevdiği gencin kaderi ellerindeyken Aza hangi tarafta yer alacaktır? Maria Dahvana Headley’nin yükseklerde uçan ilk kitabı, sembolleri ve alegorik derinliğiyle son derece zekice kurgulanmış bir hikâye. Aza’nın yolculuğu onu yuva, sevgi ve benliğin derin sorularına götürüyor ve bulduğu cevapları gözler önüne seriyor. 

MERHABALAR!
  Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi okudukça kitapların yorumları birikmeden bloguma yorum olarak yazmayı istiyorum.Gerçi bu hedef her ne kadar düşüncelerimde iki senedir,hatta üç senedir olsa da bir türlü sene başından sonuna kadar başarılı olmadığım için kendime en azından senenin yarısına kadar devam etmeyi,ilerlemeyi temenni ediyorum.
  O nedenle de bu gün sizlerle 2019'un okumuş olduğum ikinci kitabını Magonya'yı paylaşmaya geldim.

  Kitabımız 2018'de Pegasus Yayınları tarafından ciltli olarak çevirilmiş.İnanın kitabın kapağına bakana kadar geçen sene çevrildiğini bilmiyordum.İşin şaşırtıcı tarafı ise bu kitabı benim Uludağ Üniversitesi Kütüphanesi'nden ödünç almam.Demem o ki yeni çıkan kitapların da Uludağ Üniversite'sine eklenmesi beni hem şaşırttı hem de mutlu etti.

  Lafı uzatmadan kitabın yorumuna ve kitapla ilgili düşüncelerime geçeyim;
 Aza Ray on altı yaşındadır ve Dünya'da hiç kimsenin bilmediği bir hastalığa tutulmuştur.Bu hastalığın ne adı ne de tedavisi vardır.Fakat Aza her geçen gün zayıflamaya ve nefes alamamaya devam eder.Sanki oksijen onun için soluması gereken hava değildir.Akciğerleri oksijeni solumayı neredeyse reddederler ve Aza hayatının çekilmez,hatta sıradışı olduğunu düşündüğü sırada bir de kuşların onun adını söylediğine,seslendiğine ve gökyüzünde gemiler olduğunu görmeye başlar.Halisünasyon mu? Belki.Fakat kimin hayalgücü bu kadar geniştir ki? (Belli ki yazarımızın buradan alkışlıyorum o yüzden Maria Dahvana Headley'i.)

  Kitabın sıradışı konusundan da anlayacağınız gibi tamamiyle orjinal bir konudan oluşuyor.Hatta o kadar orjinal ki okurken bazı yerlerde iki farklı kitap okuduğumu zannettim.Çünkü böyle bir Dünya,Magonya gerçekten sıradışı ve insanın aklını karıştıran türden bir roman.
Ayrıca kitapla ilgili en güzel şeylerden biri konusu da değil.Yazılış tarzı ve çevirisi,çevirisi diyorum çünkü -arada bazı imla hataları olsa da- çevirmen kitabı bize ulaştırmada çok güzel bir iş çıkartmış.Keza yazarımız da böyle bir hayalgücünü bize anlatmakta bayağı başarılı olmuş.
Onun dışında size Magonya'yla ilgili goodreadste gördükten sonra "aha cidden böyle bir şey aklımda canlanmıştı!" dediğim bir görseli aşağıya bırakıyorum.Sonradan kitabı okursanız demek istediğimi siz de anlayacaksınız.


  Ve ve ve kitabın iki kitaplık bir seri olduğunu söylemek istiyorum! Bilemiyorum ikinci kitabı da birincisi kadar başarılı olur mu? Yine de yurtdışında çıkmış olan ikinci kitabının da çevirisini en kısa zamanda okumak istiyorum.Belki İngilizce olarak bile okuyabilirim sene içerisinde.

28512547
İkinci kitabın da kapağını buraya bırakmış olayım.

  Huh! Yine fazlaca konuştum,o yüzden sizi blogumla başbaşa bırakıyorum ve ben kitap okumaya gidiyorum.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Parfümün Dansı - Tom Robbins | Kitap Yorumu

11 Ocak 2019 Cuma


9633865
Kitabın Adı: Parfümün Dansı
Orijinal Dil: Jitteburg Perfume
Yazarın Adı: Tom Robbins
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

“Oyunculluk uçarılık değil, bilgeliktir” diyerek çılgınlık derecesinde “oyuncul” romanlar yazan Tom Robbins, bu romanda insanın doğayla ilişkisinin kopma sürecinin anlatıldığı düşsel/tarihsel bir yolculuğa çağırıyor bizi.

Batı’dan Doğu’ya, oradan da Yeni Dünya’ya uzanan, ölümsüzlüğü kovalayan ve yüzyıllar süren bir yolculuktur bu. Batı, acı çekmeyi seven, mantığa, bireyciliğe ve üretime tapınanların diyarıdır. Doğu, aşka, boş zamana, münzeviliğe, bilinmezliğe hayatında yer veren insanların yaşadığı su ve parfüm diyarıdır. Yeni Dünya’da ise sadece “başarı” ve hırs vardır.

Yolculuğun en ilginç kişisi ise keçi ayaklı, zevk ve bereket tanrısı Pan’dır. Pan, insanların duyguları ile düşünceleri arasına duvar çekmeleri; yaşamak yerine, cennete kabul edilmek ve doğayı tahakküm altına almak için çalışmaları; dans, müzik ve aşkla ilgilenmek yerine, doğru ve yanlışla uğraşan Aristo, İsa ve Descartes’a inanmaları ile gücünü yitiren bir tanrıdır.

MERHABALAR!
Güne enerjik uyananlar ve uyanmayanlara,günü hala devam edenlere iyi günler dilerim!
  Ben ise bu gün hem enerjiğim hem de motivasyonum tam,o yüzden de dedim ki hazır 2019 başladı ve ben başladığı gibi ilk kitabımı -hatta ilk üç kitabımı- bitirdim.Sizde bence motivasyonumun bu yönden iyi olduğunu anladınız.Çünkü ne zaman buraya bir kitap yorumu girecek olsam yerimde duramıyorum!

  Yine de şöyle bir kaç ay öncesine gidelim; ekim ayına.Diyeceksiniz ki "ekim ayında ne oldu ki?",ah sevgili okur ekim ayında benim başıma bir arkadaşım sayesinde çok güzel bir fikir dank etti! Dedim ki neden okuduğum üniversitenin kütüphanesinden düzenli olarak kitap alıp okumuyorum? Bunu dediğim gün hem Uludağ Üniversitesi Kütüphanesine gittim ve kendime ödünç kitap aldım.Bu aktivitemi takip eden aylarda da kitapları teslim ettikten sonra mütemadiyen kitap almaya devam ettim.

  Parfümün Dansı ise kütüphaneden aldığım ve bitirdiğim ilk 2019 kitabıdır.
  Bu nedenle de kendileri de 2019daki ilk kitap yorumumu haklarında yazmamı sağladılar.

  Kitapla ilgili yorumuma başlamadan önce şunu belirtmeliyim ki kitap ağır ilerleyen,sizi düşündüren ve felsefik anlamlar barındıran bir roman.
Bu bilgiyi de size nakşettiğime göre artık kitabın özetini anlatmaya başlayabilirim;
  Kitabımız cinselliğin,uçarılığın Tanrısı Pan ve kral olan Alobar,aynı zamanda da Alobar'la yolları ansızın kesişen Kudra'nın pancarla,kokularla ve ölümsüzlükle olan çalışmalarını,savaşlarını,tutkularını anlatıyor.Sadece bu kadar da denilemez kitap boyunca dört farklı karakterin ağzından da günümüz koku çağını ve onların da bu üç kişilikle olan bağlantılarını okuyoruz.

  Biliyorum,biliyorum çok karışık bir özet geçtim size fakat inanın bana daha farklı nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum.Çünkü kitap okurken hem sizi kendine bağlarken hem de okumanızı,sayfalarınızı çevirmemenizi istiyor.Konusu,yazım tarzı da bazen anlaşılmaz olurken bazen de o kadar sürükleyici oluyor.Anlayabildiniz mi demek istediğimi? 

  Ben de kitabı okurken karmakarışık duygularla devam ettim.Çoğu kez kitabı yarıda bırakmak istedim,çoğu kez de sayfaları yalayıp yutarak okudum.Kitabı bitirdiğimde ise kalbimi,kendimi yorduğumu ve beynimin ise fazlasıyla bilgilerle dolduğunu anladım.
  Bazı kitapların size katacağı birden fazla deneyim vardır.Bence Parfümün Dansı da size deneyim,bilgi katan bir kitap,kesinlikle okuduktan sonra "ben ne okudum?!" diyeceğiniz ama üzerine düşündükten sonra da "vay be,Tom Robbins nasıl ifade etmiş kendini" diyeceğiniz bir kitap.

Benim diyeceklerim bu kadardı,eh ne de olsa herkesin kalemi kendine özgü.
BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Chilling Adventure of Sabrina | Dizi Önerisi

6 Ocak 2019 Pazar

MERHABALAR! 
 Hepinize müthiş pazar günleri dilerim okuyucularım,inşallah güzel bir gün geçirdiniz,geçiriyorsunuz.Ben ise şu güzel gününüzü eğer evde vakit geçirmeye karar verdiyseniz diye mini minnnacıık bir dizi önerisiyle şenlendirmeye geldim.
  2018 Cadılar Bayramı'nda Netflix üzerinden seyircileriyle buluşan ve de benim de kısa sürede gönlümde taht kuran Chilling Adventures of Sabrina'yı anlatmaya,yorumlamaya ve eski Sabrina ayrıca Sabrina'nın Türk versiyonu Acemi Cadı hakkında da konuşacağım bu gün.

Image result for original sabrina the teenage witch comicImage result for original sabrina the teenage witch comic

  Uzun uzun yıllar önce Archie Comics'in bastığı Sabrina The Teenage Witch Comic'ten yola çıkılarak yapılan güzelim uyarlamalardan bahsedelim bakalım.

Image result for sabrina the teenage witch

  İzninizle ilk önce Milenyum çocukları olan bizler için eski Sabrina'dan bahsedelim biraz;
Orjinal ismiyle Sabrina The Teenage Witch 1996'dan 2003'e kadar devam etmiş  7 sezon sürmüş.Şimdi düşününce o zamanlarda Buffy gibi okkalı,çokça izlenen ve sevilen dizilerden biri olmuş.Ki ben bile 2003'te küçücük olmama rağmen izlediğimi -yahut tekrarlarını izlediğimi- hatırlıyorum.Aklımda bazı bölümler hala tazedir.Bu dizide saf kızımız Sabrina'nın cadı oluşunu,teyzeleriyle olan iletişimi ve de konuşan kedisinin yardımlarıyla büyüsünü kullanışını izliyorduk.Ama dediğim gibi saf olan Sabrina'yı ve onun eğlenceli,daha masumane olan maceralarını izliyorduk.

Image result for acemi cadı

  Ardından Sabrina The Teenage Witch'in tutmasıyla -ki o zamanlarda cadılıkla ilgili bir sürü çizgifilm,animasyonda türemişti o zamanın tutulan konularından biriydi- Türkiye'de de -ve bence bir sürü ülkede de- bu dizinin farklı bir versiyonu olan Acemi Cadı piyasaya sürüldü.2005'te başlayan dizi bence çağın ergenlerine,gençlerine güzel bir eğlence kaynağı oldu.Nitekim 2007'ye kadar da iki sezon da devam etmiş.Bence fantastik olmasına rağmen ülkemizde güzel bir başarı kazanmış.Çünkü hala dizi ile ilgili konuşulmakta.

Related image

  Tüm bu bildiğimiz uyarlamalardan sonra sıra 2018'te çıkan daha bir sezon yayınlanmış -10 bölüm artı olarak Christmas özel bölümünü de yayınladılar,11 bölüm diyebiliriz-  Chilling Adventure Of Sabrina da.Dizi Netflix'te daha önce de belirttiğim gibi 2018 Cadılar Bayramı'nda yayınlandı ve bence hemen tüm izleyicilerin ilgisini çekti.
  Büyük ihtimalle biliyorsunuzdur fakat olaylar Riverdale dizisinden sonra dizide adını sıkça duyduğumuz ve tehlikeli olduğu bahsedilen Greendale adlı kasabada geçiyor.Yine diğer uyarlamalarda gördüğümüz gibi Sabrina Spellman'ı iki teyzesiyle kasabanın dışında ormanlık bir alanda bir ev (?) de yaşarken görüyoruz.Liseye giden Sabrina bu versiyonda adını 16'ıncı doğum gününde cadı kitabına yazmalı ve de Şeytan'a kendini adamalı olarak kabul ediyor.Ki burada da olaylar karışıyor.Çünkü melez olan Sabrina -annesi insan,babası cadı- her iki Dünya'da da hakkı olduğunu iddia ediyor -ki bence çok haklı bir gerekçe- ve kendini Şeytan'a dolayısıyla Cehenneme ve Gece Okulu'na bahşetmek ve insan hayatından normal hayatından vazgeçmek istemiyor.
Biz ise Sabrina'yı bu süreç içerisinde korkuyla,gerilimle -bazen tırnaklarımı kemirmiştim...- ve heyecanla izliyoruz.

Related image

  Dizi bölüm bazında biraz vaktinizi alsa da -bölümler bir saat civarında- sizi hemencecik bağladığı için on bir bölümü de nasıl bitirdiğinizi,ne ara sona erdiğini hiç mi hiç anlamıyorsunuz.
Kendimden örnek vermem gerekirse,diziyi bitirdiğimde son bölümlerde şok olmuş ve daha fazlasını istemiştim.Ki daha fazlası için ikinci sezonu merakla beklemem gerektiğinin farkında olmama rağmen.Ne diyebilirim ki bazen insan elindekinden fazlasını istiyor?

  Biraz uzun bir yorum olduğunun farkındayım,umarım sizin canınızı sıkmamışımdır.Hatta sizi bu üç diziden birini izlemek üzere yolluyorumdur şu an,öyleyse benden mutlusu yok.Ama eğer buraya kadar okumadıysanız da canınız sağolsun...

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

Kitap okumaya nasıl başladım ?

5 Ocak 2019 Cumartesi


KİTAP OKUMAYA NASIL BAŞLADIM?
MERHABALAR!
Uzun zamandır aklımda olan ve yazmaya cesaret etmediğim bir yazıyla karşınızdayım.Zaten başlıktan anladınız bu günkü konumuzu ve sizinle ne konuşmak istediğimi.Ama önce biraz geriye gidelim.
Çocukluğumda annemin bana kitap okumasına bayılırdım.Hatırlıyorum da böyle minik bir kitabımız vardı; Jack ve Sihirli Fasulyeleri ve Hansel ile Gratel.Bu iki kitapta da çok fazla yazı yoktu sadece açtığınızda kitaptaki karakterlerin üç boyutlu halleri sizi karşılıyordu.İnanın bir çocuk için hele de 5-6 yaşlarında bir kız çocuğu için o kitap insanı alıp bambaşka boyutlara götürüyordu.
Ardından yine annemin teşvikiyle ilkokula başladığımda bir kırtasiyeye girip,hangi kırtasiye olduğunu bile hatırlamıyorum, bana her güne bir hikaye okuyabileceğim güzel beyaz kaygan sayfalı ciltli -hey gidi günler hey- bir masal kitabı almıştık.Malesef ki o masal kitabını kaybettim.Hem de en sevdiğim,en değerli masal kitabım olmasına rağmen.Bir sürü masallardan oluşuyordu ve de içi yine renkli ayıcık çizimleriyle süslüydü,çünkü kitaptaki tüm kahramanlar o çizgifilmdeki gibi ayıcıklardan oluşuyordu.Hiç unutmam en sevdiğim hikayede çocuğuna küçüklük eşyalarından bir yorgan ören anne ayının öyküsüydü.



Yedi sekiz yaşlarımı geçtikten sonra Rani DenizKızı Lagünü'ndeye kadar uzunca bir süre kitap okumadım.Tabii bir de Karınca Mişi'ye kadar.Bu iki kitaptan sonra 10 yaşına gelmiştim ve yine annemin de boş zamanlarında evde kitap okuduğunu görmeme rağmen içimden hiç bir kıvılcım beni kitap okumaya itmiyordu.

Gel zaman git zaman böyle günler,aylar,yıllar birbirini kovaladılar.
Ben dördüncü sınıfa gelene kadar.
O zaman ne mi oldu? 
İşte dördüncü sınıfın yaz tatilinde öğretmenimiz bize benim hayatımı değiştiren,aklıma kazınan bir ödev verdi.
Yaz tatilinde sınıfımızdaki her çocuğun en az on beş kitap okuması ve de bu kitapların özetini çıkartması gerekiyordu.
Ve ne oldu bilin?
Ben hiç kitap okumadım.Hatta okullar açılınca,yani beşinci sınıfa geçtiğimde bir de üzerine yirmi kitap okuma cezası aldım.Çünkü hiç kitap okumamıştım.Üzerinden o kadar zaman geçmesine rağmen şimdi bile çok utandığımı hatırlıyorum.Tüm sınıfın önünde,bir çocuk olarak üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmemiş ve de bunun neticesinde herkesin önünde utanmıştım.
Tabii utanmam bile beni yine kitaplarla bağdaştıramadı.
Malesef ki aramdaki bağı tekrar kuramadım.Ta ki Dünya da bir değişiklik olana kadar.Dünya da diyorum çünkü distopya kitapları ve fantastik kitaplar çerçevesi Açlık Oyunları ve Alacakaranlık serisiyle hepimiz için değişti.
Ben Alacakaranlık serisiyle okumayı sevenlerden oldum.Okumaya beni bağlayan yegane şey Alacakaranlık serinin kitaplarının çıkması ve D&R'a gidip serinin kitaplarını bir bir almaktı.Her kitabı aldığımızda -ki ilk serinin ikinci kitabıyla okumaya başladım,üç ve dört şeklinde devam ettim,en son birinci kitabı okudum- nerede olursak olalım,AVM'de oluyorduk genellikle, babam ayakkabı denerken ben ayakta,dönüş yolunda karanlıkta arabada,döndüğümüzde lambanın ışığıyla yatağımın içinde Alacakaranlık kitaplarını okur olurdum.

Ardından dediğim gibi bir seri gitti diğeri geldi.Açlık Oyunlarını okudum,Paranormal adlı bir kitap daha okudum,Vampir Günlükleri,İşaret,İhanet,Oniks serisi ve benim şu anda da devam eden bitmek bilmeyen yolculuğum başlamış oldu.

İnanın bu gün bile kitap okumaya başladığım için pişman olmadım.
Fakat pişman olduğum günler oldu,bazı günler az okuduğum için pişman olduğum günler,bazı günler ise kitabı bitiremeden uyuduğum için pişman olduğum zamanlar,bazılarında ise serinin devamı olmadığı ve o seriye devam edemeyeceğim,seriyi bitirdiğim  için pişman olduğum günler oldu.Bu örnekleri istersem daha da uzatabilirim.

Demem o ki asla kitap okumaya başlamak için geç değil.Şu an için bile,kaç yaşındaysanız ne yapıyorsanız kitap okumaya başlamanın tam sırası.Sadece gözlerinizi kapatıp geri kalanını beyninize bırakmanız gerekiyor.O okuduğunuz,okumakta olduğunuz kitabı sizin için filme zaten dönüştürüyor.

BİR SONRAKİ YAZIDA GÖRÜŞMEK ÜZERE!

  Sevgiler,
Ecrin
Beni buralarda da bulabilirsiniz;

 
FREE BLOGGER TEMPLATE BY DESIGNER BLOGS